Annemle babam için de genellikle böyle
düşünmüşümdür. Onlar benim kendi çocukları ve
dolayısıyla da onlar gibi olduğumu düşünürler. Ama
ben kendilerini sevsem de, yine onlar için
anlayamayacakları, yabancı bir insanım. Onlar
benim için, hele benim ruhum için en önemli olan
şeyi ikinci derecede bulurlar, onu benim gençliğime,
geçici hevesime verirler. Bununla birlikte beni
severler ve iyiliğim için her şeyi yaparlar. Bir baba
çocuğuna burnunu, gözlerini, hatta aklını bırakabilir,
ama ruhunu veremez. Ruh her insanda yenidir."
"Herkesin ruhu kendinindir.Kimse ruhunu başka bir ruhla karıştıramaz. İki kişi buluşabilir, birbiriyle konuşabilir, birlikte olabilir;ama ruhları çiçekler gibidir, her biri kendi bulunduğu yere kök salmıştır, hiçbiri öbürüne
varamaz; varmak isterse kökünden kopması gerekir.Bunu da
yapamaz.
Çiçekler
kokularını
ve
tohumlarını çevreye saçarlar; çünkü birbirlerine
ulaşmak isterler; ama bir tohumun konması gereken
yere varması için çiçek bir şey yapamaz, bu rüzgârın
işidir, o nasıl isterse, nereden isterse öylece gelir,eser, gider."
"Düşünmelerin, akıl
yürütmelerin hiç değeri yok. Hem insan düşündüğünü
yapmıyor ki. Aslında, attığı bütün adımları, içi nasıl
isterse öylece, hiç düşünmeden atıveriyor. Fakat
dostlukla aşk herhalde yine benim düşündüğüm gibidir.Sonuçta bunlar her insanın kendine göredir, bunlarda bir
başkasıyla birlikte olunamaz. Bu, birisi öldüğü zaman da
görülür. Ölen için ağlanır, yaslar tutulur, bir gün, bir ay,hatta bir yıl. Ama sonra, ölen ölüp gitmiştir, tabutunda
da artık ister kendisi isterse bilinmeyen, yersiz yurtsuz
bir esnaf çırağı yatsın, hepsi bir olur."