Puan vermedi
DİRİLİŞ GÜNÜ Glenn MEADE Kitabımız bana polisiye macera türünde kurgulanmış gerilim romanlarını neden bu kadar sevdiğimi bir kez daha hatırlattı diyebilirim. Yazarımız yalnızca yüksek tempolu bir terör hikâyesi anlatmakla kalmıyor; korkunun toplumları nasıl değiştirdiğini, kriz anlarında devletlerin hangi kararları almak zorunda kaldığını ve insanların hayatta kalmak için neleri göze alabildiğini de sorgulatıyor. Amerika Birleşik Devletleri’ni hedef alan yıkıcı bir saldırı tehdidiyle başlayan hikâyemiz, Beyaz Saray’daki kritik toplantılar, FBI’ın zamana karşı yürüttüğü soruşturma ve terör hücresinin iç dinamikleri arasında gidip geliyor. Bu geçişler sayesinde tempo hiç düşmüyor ve kitap boyunca gerilim sürekli yükseliyor. Jack Collins ve Aleksey Kursk’un zamana karşı verdiği mücadeleyi büyük bir merakla okudum. Karakterlerin yalnızca kahramanlık yönlerini değil, korkularını, kayıplarını ve kişisel motivasyonlarını görmek kesinlikle hikâyemizi daha da gerçekçi kılıyor. Kitabımızı benim için asıl etkileyici yapan şey ise anlattıklarının ürkütücü derecede gerçekçi olmasıydı. Toplumsal panik, karantina ihtimali, sağlık sisteminin zorlanması ve kriz yönetimi gibi detaylar, okurken kendimi bir romanın içinde değil de olası bir felaket senaryosunun tam ortasında hissettirdi. Diriliş Günü, yalnızca aksiyon dolu bir terör romanı değil; aynı zamanda korkularımızı, kırılganlıklarımızı ve kriz anlarında nasıl tepki verdiğimizi sorgulatan etkileyici bir okuma deneyimi sunuyor. Türü sevenler için kesinlikle TAVSİYEMdir. Syf: 654 Glenn Meade Diriliş Günü
Diriliş GünüGlenn Meade · Sia Kitap · 2026494 okunma
Puan vermedi
Dünyayı nasıl deneyimlediğimize dair güçlü kaynaklar olan duygular iç dünyamıza ve uzaklara ayna tutuyor. Kitapta hayatınızda ilk defa duyacağınız ya da sıklıkla deneyimlediğiniz toplam 154 duygu yer alıyor . Bu duyguların çoğu farklı coğrafya veya kültürlere özgü, hiç düşünmediğimiz ama "evet evet böyle de bir duygu olabilirmiş" dediğimiz duygular. Örneğin ; Lappel de vide ( boşluğun düşme değil atlama çağrısı) , awumbuk( misafir gidince içini kaplayan hüzün ) .. Akıcı bir şekilde okunacak bir kitap değil bana göre , molalı bir şekilde okunmalı, ek araştırmalar yapılmalı . Günün sonunda diyoruz ki ; "bütün duyguları anlatacak kadar kelime yok, zaten anlatmaya gerek de yok" . Hissedelim..
Duygular SözlüğüTiffany Watt Smith · Kolektif Kitap · 2020498 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Beni huzursuz eden o kitap!
8/10
·415 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 21:40
"Bir Dünya ki ister istemez bu akşam ağırlığını sırtımızda duyuyoruz."sf401 Bazen ağrılı zamanlardan geçer insan, benim de o dönemime denk gelen bir kitap oldu. Hayatın zorluğu hep vardı ve hep var olacak gibi. Huzur'un kahramanlarından Mümtaz, roman boyunca kendisini "huzur"a kavuşturacak bir "iç nizam"ı aramaktadır. Eserde hastalık, ölüm, tabiat, kozmik unsurlar, medeniyet, sosyal meseleler, çeşitli ruh halleri ve estetik fikirler iç içe verilir. Çok kapsamlı bir kitap olduğu için, her yazardan bahsediliyor. Yan karakter olan Suat'ın hayatı bana da hayatı sorgulattı. Zaten önemli olan da, bir kitabın sizi başka kitaplara sevk etmesi değil midir? "...Hazin tarafı şu ki, bu cinsi azapları bütün dünya bir asır evvel yaşadı, bitirdi. Georg Wilhelm Friedrich Hegel, Friedrich Nietzsche, Karl Marx, geldiler, geçtiler. Fyodor Dostoyevski suat'tan seksen sene evvel bu azabı çekti." Kendi iç dünyasında kaybolan bir adam.! Nuran ve Mümtaz'ın aşkı nasıl bir son bulacak diye, son sayfalara kadar merakla okudum. Tabii spoiler vermeyeceğim, siz okuyuculara da gizem kalsın. Kitapta o kadar mahur beste geçti ki şu iki hafta boyunca hep dinledim youtu.be/ol4kLAa3tZQ?si=... sizlere de sunuyorum. Ne yazsam eksik kalır, o sebeple okuyunuz diyorum. Ve benim klâsik vedam ile bitirmek istiyorum kitabı; "Elbisem çok eski olsun... Fakat bahçemde en iyi güller yetişsin." Syf 187. Kitap ve sağlıkla kalın
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,4bin okunma
Puan vermedi·254 syf.··
2026 36. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 16:54
“Haritalarda bulunmayan bir ülke burası: Yokluk Ülkesi. Sınırları sessizlikle çizilmiş, mevsimi daima yağmur öncesi…” Bir ofis masasının sıradanlığında başlayan, ancak yıldızların yörüngesinde yankılanan imkansız bir çekim. Petrikor. Yağmurun toprağa düştüğü o ilk anın kokusu… Başkalarının gözünden kendini görmek nasıldır, bilir misiniz? Kendinizi yakın hissettiğiniz kişilere karşı, gerçek sizi ortaya koyarsınız, mesafeli olduğunuz kişilere karşı, biraz daha resmi, hiç tanımadığınız insanlar ise çok daha farklı değerlendirir. Bu değerlendirmede; sizin güvendiğiniz kişilerin niyetini bilmiyorsanız; tanımadığınız insanlar, size yaklaşmak bile istemezler, ya da çok daha samimi davranırlar. Maalesef, kimse gerçek sizle ilgilenmiyor. Duydukları, sizin yaptıklarınızın her zaman önüne geçiyor. O yüzden kime güvendiğinizi ve arkanızı kime yasladığınıza dikkat edin. Petrikor; Johan Axon kaleminden, Limera Yayınlarından basımı yapılan, 254 sayfadan ibaret roman. Petrikor kitabında, yazar karakterlere isim vermemiş. Adam ve kadın olarak geçiyor. Herhangi iki insan... Adam; daha çok iç dünyasında yaşayan, fazla iletişim kurmayı sevmeyen, o yüzden genelde, mesafeli olarak adlandırılan karakter. Kadın; içine kapanık, duygusunu çok ifade edemeyen karakter. Duygular ne kadar yoğun olursa olsun, olmadı mı olmuyor işte. Ne bağlanabiliyorlar, ne de kopabiliyorlar. Oasis ve Lapis gezegenleri ve yeryüzünde adam ve kadın... İkisi de aslında yokluklar ülkesi ve yokluklar ülkesinde var olma mücadelesi veriyorlar. Çünkü herkes, hayatının bir noktasında Yokluk Ülkesinden geçer. Ve bazıları, orada kalır. İnsanın kalbi ne kadar büyüktür gerçekten? Bir kalp ne kadar şeyi içine alabilir, kaç kişiyi sevebilir, kaç acıyı, kaç sevinci taşıyabilir? Tarih boyunca arayanların en büyük sırrı da buydu:
PetrikorJonah Axon · Limera Yayınları · 202676 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2018 112. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2018 00:00
Herkese merhaba 154 sayfalık kısa, ama bir nefeste bitiremeyeceğiniz kitaplardan biriyle geldim. #wirginiawoolf #kendineaitbiroda Okuyan kadinlar kulubu nün #heraybirmodern etkinliğinde seçtiğimiz kitaptı. Gelmiş geçmiş tüm tarih boyunca "kadın" konu edilmiş. Hangi dönemde olursa olsun hep geri plan da oluşu, eşitsizliği, geleneklere harcanması, kadının kabullenmek zorunda kalışları, başarısız olma sebepleri, "kadın yapsa ne olacak" diyerek sindirilmeleri... Yazara hak vererek anlatılanlara kızdığım da oldu, kadının boyun eğişlerine kızdığımda. Sonra "ah o şartlar" dedim. O canına yandığımın şartları hala bir yerlerde kadınlarımıza, kızlarımıza dayatılmıyor mu? Hala "kız kısmı okusa ne olacak" denmiyor mu? Hala alınıyor satılıyor, benim bir kadın olarak "asla" diyebildiğim şeyleri, başka bir yerde başka bir kadın sessizce kabullenmiyor mu? Yazar öyle güzel oynamış ki sözcüklerle, varsayımlarında ki küçük görüşü bile yıpratabiliyor okurken. Ama "olsun!" diyor işte. Kendinize ait, başkasının hüküm süremeyeceği bir odanız olsun. Yazdığınız, çizdiğiniz, düşündüğünüz, zihninizin özgür olduğu bir yer olsun. Kendiniz olduğunuz bir yer... "Kadın varlığına katlanamayan zihniyet elbette onun yazmasına, okumasına, düşünmesine karşıdır...: "En iyi yetiştirilmiş kadınlar, zihinleri en uygar olanlardır..."
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · İnkılap Kitabevi · 202348,3bin okunma
Petrikor
10/10
·254 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 12:34
JONAH AXON - PETRİKOR Merhaba arkadaşlar Haziran ayına bu güzel kitap ile giriş yaptım. Sevgili @. kaleminden çıkmış bir eser. Birkaç alıntı ile giriş yapmak istiyorum.. ‘Mesajlaşma tarihinin en tartışmalı kelimelerinden biri, belki de küçücük bir kelime olan tamam’dır.’ ‘Sanki ne zaman bir araya gelseler, yağmur ‘Ben de geldim’ der gibi arkalarından koşuyordu..’ ‘Kadının okuduğu kitapları, kadının haberi bile olmadan, gizli bir ajan ciddiyetiyle kitapçılardan alıp okumaya başlamıştı. ‘’Bir cümlenin ağırlığı, söyleyenin kim olduğuna bağlıymış.’ Eser 254 sayfadan oluşuyor. Çok akıcı bir dili ve içine çeken konusu var. Petrikor nedir? Öncelikle bundan bahsedelim: PETRİKOR : Yağmur damlaları kuru toprak yüzeyine çarpar ve burnumuza çok güzel bir toprak kokusu gelir ya işte ona Petrikor deniyormuş. ( Bende kitap sayesinde öğrendim ) Size bir Yokluk Ülkesi’nden bahsedeceğim. Haritalarda bulunmayan bir ülke.. Bu hikayede isimler yok. Sadece Kadın ve Adam var. Sebebi; kendimizi onların yerine koyalım diye Olaylar da yok. Sadece his var. (Tabi bu his bana genel olarak sinir olarak yansıdı ) Hikayemiz genelde ofis ortamında geçiyor. Adam kadına aşık, kadının ne hissettiği (bana göre) belli değil Kadın ve adamın hislerine göre ise Lapis ve Oasis gezegenleri hareket etti… Kitap çok ilgi çekici, gerçekten farklı bir konusu var. Adam her zaman kadına yaklaşmaya çalışırken, kadın bir o kadar kalın duvarlar ördü, gururundan ölecekti…ve bu beni aşırı sinirlendirdi, kitabın başında gülerken birden üzüldüm birden kızdım..yazarımızın yapmak istediği tam da bu his değişimi Aşk için kendini bu kadar küçültmek sizce doğru mu İnsanın içinde yaşadıkları mı daha gerçektir, yoksa dışında yaşadıkları mı Yorumlara cevaplarınızı bekliyorum.. Yorumumu okuduğunuz için
PetrikorJonah Axon · Limera Yayınları · 202676 okunma