Deniz Sinanoğlu

6/10
·144 syf.··
2020 11. kitabı
Aynı evde yaşayan yedi erkek bir gün ormanda Pamuk Prenses'i bulurlar ve ondan çok hoşlanırlar, onu evlerine alırlar, Pamuk Prenses de onların ev işlerini ve yemeklerini yapar, aynı zamanda aralarında tuhaf bir ilişki de gelişir. Bu arada tabi bir sanatçı olan prens, kötü kalpli cadı da hikayedeki yerlerini alırlar. Yetişkinler için postmodern bir roman olarak tanıtılıyor Pamuk Prenses. Yazarın dili, hikayeyi kurgulayışı alışık olmayanlara ilginç gelebilir. “Kolajlardan hikaye oluşturuyor” diye tanımlanıyor çoğu yerde. Ve bence haklılar da. Parça parça koyduğu yazılarla bizim anlamlı bir bütün oluşturmamızı bekliyor. Pamuk Prenses, sistemi, kadın erkek rollerini, cinselliği, hayatı eleştiren bir kurgu aslında. Zaman zaman kaybolduğunuz oluyor sayfalar arasında. Bunun için de yazar belli bölümlerin sonuna küçük testler iliştirmiş. Karakteri sevdiniz mi? Buraya kadar anladınız mı gibi sorgulamalar yapıyor okura. Benim için yeni bir deneyimdi ve okurken keyif aldım. Umarım sizin için de öyle olur
Pamuk PrensesDonald Barthelme · Siren Yayınları · 201080 okunma
Reklam
9/10
·104 syf.··
2020 59. kitabı
Bir ölüm, intikam, küçük bir çocuğun iç dünyası, masumiyeti, hayalleri... Kadri Öztopçu, şiirsel anlatımıyla okuyanı bir yolculuğa çıkarıyor. Tasvirler, karakterlerin psikolojik tahlilleriyle, dolu dolu bir roman. Ben okurken tamamen karakterlerle bütünleşip onların geçtiği sokaklarda, onlarla birlikte yürüdüm. İçimi acıttı yazdığı satırlar, çocuğun çaresizliği, yaşadığı -yaşatılan- baskı. Her sayfası ayrı bir dünya. Mutlaka okunmalı bu kitap. Herkesi etkileyeceğini düşünüyorum
YaraKadri Öztopçu · Can Yayınları · 201360 okunma
“Eskiden insandım, şimdi dünyayım.”
8/10
·208 syf.··
2020 57. kitabı
“Eskiden insandım, şimdi dünyayım.” Ölenler konuşabilseydi neler anlatırlardı? Kendi hayatlarından nasıl bahsederlerdi? Neleri hatırlarlardı? Ya da onlar için neler hatırlanmaya değer olurdu? Kalp kırıklıkları, aşklar, nefretler, yokluklar, kaybedilenler, başarılanlar, felaketler ile bir kasabanın mezarlığındayız. Her mezar taşının bize söylemek istediği bir şeyler var. Duyuyor musunuz? Rüzgarla kelimeler savruluyor, yitip giden hayatları gibi... Artık geride bıraktıklarından ibaret her şey. Unutulana kadar... Yazarın, okuduğum ilk kitabıydı ve iyi ki de tanışmışım diyorum. Bence ilginç bir konu ve çok duru bir anlatımı var. Kısa kısa bölümler halinde herkesin kendi ağzından dinliyoruz hayat hikayesini. Ben çok keyifli okudum, umarım sizde de aynı etkiyi yaratır
ToprakRobert Seethaler · Timaş Yayınları · 2020502 okunma
“İnsanların yalnızca kalplerini açıp ellerindeki fazlalıkları, ihtiyacından daha az şeye sahip olanlara vermeleri için yakarıyorum. Bu dileğim gerçek olsaydı çöp toplamama kesinlikle gerek kalmazdı.”
Reklam