Deniz Sinanoğlu

… gözlük takmış insanoğlu, kendi bedeninin dışında aygıt yapıp yakıştırır; icadı yapanlar sağlıklı ve soylu bile olsalar, kullananlar çok niteliklerden hemen her zaman yoksundurlar. Aygıtlar satın alınır, satılır, çalınır, insan ise gün geçtikçe kurnazlaşır, gün geçtikçe zayıflar. Hatta kurnazlığının, zayıflığıyla orantılı olarak arttığı anlaşılıyor. Yaptığı ilk aygıtlar kolunun uzantısı gibiydiler, ancak kolunun kuvvetiyle etkili olabiliyorlardı, ama artık aygıtın gücü ile yöneten kolun gücü arasında hiçbir denge kalmadı. Tüm yeryüzünde yaratıcı olan yasayı yürürlükten kaldırarak hastalığı yaratan da aygıtlar. Daha güçlü olanın kazanması yasası silindi gitti, biz de türlerin sağlıklı ayıklanması insan yoksun kaldık. Psikanaliz ne yapsın bize! En çok sayıda aygıtı bir kimse bulunduran dünyanın efendisi olacak, krallığı da hastalarla, hastalıklarla dolup taşacak.
Reklam
Genellikle insan sevgisiz yaşayamaz sanılır; ona kalırsa, ben nefretsiz yaşayamıyormuşum, birinden nefret etmeyince dengem bozuluyormuş. Malfenti’nin kızlarından birini (hangisi olduğu aslında pek umrumda da değilmiş) aldıysam, bunun tek nedeni babasını nefretimin menzilinde tutmakmış. Sonra da evini rezil etmek için elimden geleni ardıma koymamışım.
Şimdi, ana babamla ilişkilerim gün ışığına çıkarılmış, yetişkin olarak yargıma sunulmuş ya , sigara alışkanlığına babamdan aşağı kalmamak için tutulduğumu anlayabilirmişim; bir de gizli ahlaki içgüdüm varmış, babamla rekabete giriştiğimden ötürü cezalandırılmam gerektiğinden, tütüne bir zehirli etki yakıştırıyormuşum.
Ruhum batıyordu. Bu gibi durumlarda zihinsel aktivitelerin seyri bellidir. Pozitif olandan çıkıp giderek negatif olana doğru ilerleyen bir rotayı takip eder. Bu olağan rota tükenecek olursa, ruh büyük bir çıkmaza girmek üzereyken şu iki alternatiften birisini seçer: Birincisi esen rüzgara yelken açıp dibe vurana kadar tam güç ileriye gitmektir, ki bu durumda ölürsünüz. Diğer alternatif ise son perdeye kadar gidip aniden ters yöne doğru sıçramaktır. Negatif istikamette ilerleyen ruh, ansızın ters dönerek yüzünü pozitife çevirir. Hayatla olan bağınız birden sıkılaşır. İşte merdivenin dibinde başımdan geçenler bu ikinci alternatife denk düşüyor.
Açıkçası mutluydum. Ama mutluluk denilen duygu da on kat suyun içinde eritilmiş bilincimin bir parçası olduğundan, bu mutluluk hali ancak diğer dünyevi duygularımın yoğunluğu kadar bile açığa çıkamıyordu. Yoğunluğu kesinlikle seyreltilmişti. Fakat yok da denemezdi. Bir insan tamamen kafayı yemediği sürece mutluluk duygusunun farkında olmaması katiyen mümkün değildir. İçinde bulunduğum ruh hali, hareket özgürlüğünü kısıtlayan kusurlu psikolojik vakalardan farklıydı. Hala istediğim her fiziksel hareketi gerçekleştirebilecek iradeye sahiptim ama hareketlerin kendi yoğunluğu azaldığı İçin her zamanki halimle şu anki halim arasında ince bir perde var gibiydi. Bu kısacık zaman diliminde solgun bir keyif gizliydi.
Reklam