Deniz Sinanoğlu

Sanayi sonrası kapitalist ideoloji bireyi, keyif alma kapasitesi sınırsız biri olarak görüyor. Birey, sürekli artan arzularını devamlı tatmin ederek hazzın sınırlarını sonsuza dek öteleyebilen biri olarak resmediliyor. Gelgelelim, paradoksal bir şekilde, sınırları yokmuş gibi görünen bir toplumda birçok insan tatmin bulamıyor ve çoğu kez kendi kendine zarar verme yoluna sapıyor. Dizginsiz tüketim insanları kendilerini tüketmeye itme eğiliminde; kendine zarar verme, anoreksi, bulimia ve bağımlılıklar bunun en bariz biçimlerini teşkil ediyor.
Reklam
Gelişmiş dünyada yaşamlarımızı kişiselleştirip kusursuzlaştırmamızı sağlaması gereken bu seçenek artışı, nasıl olup da daha çok doyum yerine daha büyük bir kaygı, daha büyük bir yetersizlik ve suçluluk duygusu doğuruyor? Ve insanlar niye bu kaygıyı hafifletmek için pazarlamacılardan ya da yıldız fallarından rasgele tavsiyeler almaya, kozmetik endüstrisinden güzellik tüyoları almaya, mali danışmanların ekonomi tahminleriyle yön bulmaya ve kişisel gelişim yazarlarının ilişki tavsiyelerine uymaya razı oluyor? Her geçen gün daha fazla insanın bu sözde uzmanlara riayet ettiği göz önüne alındığında, aslında bu seçme yükünden kurtulmaya gitgide daha hevesli oluyormuşuz gibi görünüyor.

Deniz Sinanoğlu

, bir kitap okudu
Puan vermedi·96 syf.·
12 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2026 00:00
·
2026 1. kitabı
Tove Ditlevsen
7.9/10 · 1.544 okunma
Büyüklerin en kötü huyu bence bu: hayatlarında bir kere bile hata ettiklerini veya sorumsuzca davrandıklarını itiraf etmezler. Başkalarını hemen yargılamaktan çekinmezler ama kendileri hakkında, asla aynı şekilde hüküm vermezler.
Çocukluğunun içi dışı böyle aşikar ve rezil olan insanlara çocuk denir ve onlara istediğin gibi davranabilirsin çünkü sana zarar veremezler. Eğer son derece kurnaz değillerse ne silahları ne de maskeleri vardır. Ben öyle kurnaz bir çocuğum, aptallığım benim maskem. Kimsenin maskemi kaldırmaması için devamlı tetikte olmam lazım.
Reklam