10/10
·376 syf.··
2026 17. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 19:00
Chestnut serisinin 2. Kitabı. Bekar baba ve dadı trope una sahip. İlk kitapta yer alan Summer’ın yakın arkadaşı Willa ve Rhett’in abisi Cade ana karakterlerimiz. Cade’in iki aylığına bir dadıya ihtiyacı var ve Willa’nın da bir işe. Cade(38) çocuğunun üzerine titreyen, huysuz, eski karısı tarafından aldatılmıştır. Sadece işini yapmaya odaklı ve çocuğuna aşırı odaklıdır. Willa(25) da aksine aşırı eğlenceli neşeli kişiliğiyle hayatlarına güneş gibi doğar ve oğluyla da çok iyi anlaşır. Zamanla aralarındaki çekim dayanılmaz bir hale geliyor tabi. Seriye severek devam ediyorum.
KalpsizElsie Silver · Nemesis Kitap · 20231,078 okunma
Puan vermedi·63 syf.··
2019 2. kitabı
Kitap, bir dadının çalıştığı ailede yaşadığı duygusal olayları ve insan ilişkilerini etkileyici bir şekilde anlatıyor. Hikâye boyunca karakterlerin yaşadıkları duyguların gerçekçi bir şekilde aktarılması dikkatimi çekti. Özellikle dadının çocuklara olan bağlılığı ve fedakârlığı, eserin en etkileyici yönlerinden biriydi.
DadıStefan Zweig · Aperatif Kitap · 201932,8bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Toprağı, aileni ve arıları koru ..
8/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Bir Ekim sabahı başlıyor hikayemiz. Meksika’nın kuzeyinde yer alan turunçgil üreticisi bir köyün gerçek hikayesinden ilham alınarak yazılmış. Başta hikayenin ana kahramanı Reja dadı sanarak ilerliyorsunuz romana daha sonra olayın çok daha farklı ve büyülü olduğunu fark ediyorsunuz.Kitapta İspanyol gribi, Katoliklerin gizli ibadeti ve toprak reformlarına değinilerek geniş bir ailenin hikayesini oldukça fazla anekdotlara değinilerek anlatılıyor.Özellikle son 200 sayfasını su gibi okudum diyebilirim. Bu kitabı diğerlerinden farklı kılan şey ise çoğu zaman önceki bölümde olayın sonunu verip sonraki bölümlerde olayın nasıl gerçekleştiğini anlatması olmuş. Anne ,baba ,kardeş ya da evlatsanız hatta simomopio gibi kimsesizseniz bile bu kitapta kendinizden bir parça bulabiliyorsunuz.
Arıların UğultusuSofia Segovia · İthaki Yayınları · 085 okunma
Spoiler içerir
4/10
·490 syf.··
2026 52. kitabı
Ben direkt kendi düşüncelerimi anlatmak istiyorum bu sefer ve biraz uzun olacak. Klasikleri diğer kitaplara göre her zaman daha akıcı buluyorum, dili akar gider ki sanırım klasik olmasının şartlarından biridir diyebiliriz. Bu kitapta aynı böyle oldu. Gayet akıcı okuyorum, okuyorum da ben ne okuyorum dedirtti uzun sayfalar boyunca... Bazı eleştirilerde 'sabredin 200. sayfadan sonra açılıyor' diyorlar ama o kadar sayfada açılan bir kitabı şuan yazılsa nasıl değerlendirirdik bilemedim... Birden hiç bir bağ kurulmadan, ön bilgi verilmeden sürekli ben işimi yapan biriyim diye defalarca tekrarlayan Mr. Lorry genç bir kız olan Lucie'yi alıp öldü sandığı ama aslında haksız yere hapis yatmış babasına götürüyor. Ne oldu ne bitti bilinmez kız da babacım diyerek adama yapışıyor anormal bir bağlılıkla. Adeta bir melake... Tabiki kızımın zengin, dadıyla büyümüş, dadısı ona aşık bir gün işte çalışmamış, ev işi yapmamış bir asilzade. Adam kızıyla dönüyor, daha ruhsal sağlığı iyileşmemiş birde doktorluk mesleğine dönüyor. Saçma sapan. Sonra birden banka çalışanı Jerry'i görüyoruz adam da ayrı bir deccal mezar hırsızı... Hemen ardından şak diye bir idam duruşmasına gidiyoruz bizim baba kız bu sefer de orda şahitler. İdamdan kurtulan adamımız yakışıklı bir Fransız. Hemen ardından şeytanın daha büyüğü bir Marki'yi okuyoruz, bizim idamdan kurtulan adam Marki'nin yeğeni çıkıyor. Tam adamı okuyacaz öldürülüyor. Her şey sürekli birden önümüze sunuluyor. Asla hikayeye giremedim. Olsun, devrimi ve ezilenleri savunacak derken yazar sanki devrim ve ezilenleri haksız çıkartmak için kırk takla atıyor. Okurken aşırı rahatsız oldum. Fransız Devrimi zamanında yapılan katliamları meşrulaştırmıyorum asla ama yazar konuyu öyle bir ele almışki, yıllarca sistematik biçimde halkı yoksullaştıran, sefalete
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202376,5bin okunma
Romeo ve Juliet
Puan vermedi·133 syf.··
2026 69. kitabı
Romeo ve Julieti okurken büyük bir aşk hikayesinden çok insanların nefretlerini, nasıl nesilden nesile taşıdığını gördüm. Aşk bir yerlerde duruyor, varoluyor ama nedense kavga hep bir kıvılcım gibi ateş olmayı bekliyordu. Bu yüzden beni en çok etkileyen şey bir kaç sahne ve tirat dışında aşk değil, o aşkın yaşanmasına izin vermeyen düzen oldu. Çünkü ortada iki genç insan vardı ama onların üstünde ailelerin egosu, geçmişi ve anlamsız inatları dolaşıyordu. Shakespeare burada çok gerçek bir şey gösteriyor bence, insanlar bazen nedenini bile unuttukları düşmanlıkları sürdürmeye devam ediyor. Ve en büyük bedeli de kavgayı başlatmayanlar ödüyor. Kimsenin neden başladığını bile tam bilmediği bir kavga, insanların hayatından daha değerli hale geliyor. Doğduğum topraklarda bu kadar romantik olmasa da süregelen nice kan davaları, ilk sebepleri unutulsa da bir çok insanın ölümüne ve yüzlerce insanın hayatının kararmasına sebep oluyor. Romeoyu karakter olarak dürtüsel buldum. Konu onun için salt bir aşktan ziyade kendi yaşam biçimiydi. Bazı insanlar orta ayarda yaşayamaz. Ya çok severler ya da tamamen kaybolurlar. Romeo da öyleydi. Juliet ise bana daha aklı başında ama duygularının içinde boğulan biri gibi geldi. Zaten hikayenin acı tarafı burada başlıyor. İkisi de yanlış dünyada olabilecek en doğru biçimde birbirini buluyor. Kitaba baştan sona kaos hakimdi. Zaten kendi hayatlarını yaşayamadılar. Kendinden önce başlamış bir kavganın içinde doğup ölene kadar yükünü taşıyıp durdular. Şunu unutmamak lazım. Toplumlar her zaman aşkı överler ama asla aşk için yaşamazlar. Güç için, soy için, düzen için yaşarlar. Romeo ve Juliet bunların arasında ezildi. Rahip Laurence karakteri beni ayrıca düşündürdü. İyi niyetle hareket etti ama her şeyi gizlilik ve planlarla çözmeye çalıştı. Belki
Romeo ve JulietWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202475,7bin okunma
Elif Şafak - Ustam ve Ben
Puan vermedi·480 syf.··
2026 13. kitabı
Masal tadında bir eserdi ve verdiği tarih bilgileri kontrol ettiğimde çoğunun gerçek bilgi veya gerçeğe dayandırılmış güzel bir kurgu olduğunu gördüm bu da benim tarihî kurgu okurken en sevdiğim özelliklerden biridir yalnız yarısından sonra kitaba hacim yapsın diye konudan bağımsız küçük anektotlar eklenmiş ve bence eserin ahengini bozmuştur. Yani naçizane kitap normalde yarı hacminde olsa tam ayar olurdu diye düşünüyorum. Mimar Sinan'ın mizaçları birbirinden farklı Nikola Davut , Dilsiz Yusuf ve Hintli filbaz Cihan isimli dört çırağı vardır. Bunlar birbirlerine haset etmesinler diye çalışmalarını birbirlerine göstermeleri ustaları tarafından yasaklanmıştır. İçlerinden Cihan bir gün dört erkek cesedi bulur. Çırak Cihan, sarayda gece duyduğu sesler üzerine girdiği bir odada öldürülmüş genç erkek cesetleri bulur ve bir duvar halısının arkasına saklanarak faillerden korunur ancak orada mahsur kalır. Bir gece bir ulak gelir ve koca Sinanı saraya çağırdıklarını söyler. Gittiği yerde aynı cesetlerle karşılaşan Sinan, içgüdüsel olarak kaldırdığı duvar halısının altında Cihan'ı bulur. Biraz sonra da Sultan Üçüncü Murat gelir. Babası Sarı Selim haremde ayağı kayarak ölmüştür. Bu cesetler de onun saltanatın bekâsı için öldürdüğü kardeşleridir. Sinan'dan daha önce babası için bir türbe yaptırmasını istemiştir ve şimdi de tüm bu cesetlerin de aynı yere gömüleceği bir türbe emri verir. Kaderin cilvesidir ki kendinin 19 oğlu da yine saltanat bekası uğruna yay kirişiyle boğdurulup aynı türbeye defnedileceklerdir. Cihanın amcası üvey babasıdır. Annesini hamileyken dövüp hastalanıp ölmesine neden olur. Sıra Cihan'dadır ve 12 yaşındaki Cihan canını kurtarıp Çota isimli beyaz bir fille gemiyle İstanbul'a gelir. Aslında filin bakıcısı başka biridir ancak onu İstanbul'a getiren kaptan
Ustam ve BenElif Şafak · Doğan Kitap · 201314,3bin okunma