Galiba bu zevkin bütün kıvrımlarına nüfuz edebilmek için daha gelişmek, daha üstün bir anlayışa sahip olmak lazım. Ama siz gülüyorsunuz, öyle mi? Memnun oldum. Şüphesiz şakalarım oldukça zevksiz, karışık ve düzensiz; insanda bir güvensizlik yaratıyor. Bu, kendime saygı duymayışımdan ileri geliyor. Anlayışlı bir adam kendisine saygı duyabilir mi hiç?
Ağla adam ağla! Ağlamak, duyguların en hası! Elli üç yıldır aynı yastığa baş koyduk. Alışkanlığını yitirmenin acısı bu gözyaşları... Yaşamının kenar süsünü kaybettin. Rahatlığını gömdün. Artık ilaç vakitlerini anımsatarak, bana dair yaşatamadıklarının ya da kendi bencilliklerinin vicdan azabını dindiremeyeceksin. Zor günler bekliyor seni. Geçmişe, anılara daldıkça daha da büyüyecek bu acı. Gelip mezarıma çiçekler ekecek, sular dökeceksin. Ama hiçbiri azaltmayacak, bana ilaçlarımı anımsatmak kadar. İstediğin zaman sana kahve yapan da olmayacak artık. Keyfin de yarım kalacak. Yaşarken, hayattayken yüzüme söyleyemediklerin içinde büyüyecek, keşkeler saracak tüm ruhunu. Keşke yanımda olsaydı da nedensiz sarılmalarım öpmelerim olsaydı diyeceksin. Bir gün bir sabah da ben ona kahvaltı hazırlasaydım, keşke ne anlatırsa anlatsın meraklı gözlerle onu dinleseydim, diyeceksin. Artık çok geç be adam! Çok geç!
73. Semûd kavmine de kardeşleri Salih peygamberi (gönderdik). Dedi ki: "Ey toplumum! Allah'a kulluk edin, O'ndan başka bir ilahınız daha yok. İşte size Rabbinizden açık bir mucize geldi; bu, Allah'ın (gönderdiği) dişi devesi... Size bir delil/bir mucize... Bırakın onu Allah'ın yeryüzünde otlasın, sakının, ona bir kötülük yapmayın ki, sonra can yakıcı bir azaba uğrarsınız."
74. Ve düşünün ki o Allah, sizi Âd kavminden sonra halifeler yaptı ve bu yerde sizi yerleştirdi; düzlüklerinden köşkler ediniyorsunuz ve dağlarından evler yontuyorsunuz. Artık hep Allah'ın lütuflarını anın da, yeryüzünü bozgunculukla berbat etmeyin!"