Gönlümün derinliklerinde, kendimi unutkanlık uykusuna teslim etme arzusu uyanıyordu. Keşke unutmak mümkün olsa ve böyle devam edebilseydi. Keşke gözlerim kapaninca, uyku ötesine, yavaş yavaş yokluğa doğru gitse de varliğimi hissetmesem! Keşke mümkün olsa da bütün varlığım bir mürekkep lekesinde, bir musiki ahenginde ya da renkli bir ışıkta erise ve sonra da bu dalgalar, şekiller gitgide büyuse, tamamen yok olup ortadan kalksaydı; o zaman dileğime kavuşurdum...
Bir zamanlar kendimi
Bulunmaz Hint kumaşı sanmıştım.
Kaç metredir benim yokluğum?
Benden daha çok var sanmıştım.
Benim yokluğumdan dünyaya
Bir elbise çıkar sanmıştım.
Dünyanın çıplaklığına bakmaya utanmadan
Sonunda ben de alıştım.
Ah...dedim sonra,
Ah!