"Gaziler"
Bir dönem Britanya İmparatorluğu'nun parçası olmuş topraklar arasında Hindistan, Kipling için daima farklı bir anlam ifade etmiştir. 1865 yılında Mumbai'de dünyaya gelen Kipling, beş yaşında Hindistan'dan ayrılsa da hayatının ilerleyen dönemlerinde Hindistan onun daimi ilham kaynağı olmaya devam edecektir. Kipling bu şiiri, 1857 yılında patlak veren ve "Hint Ayaklanması" olarak bilinen isyanın ellinci yıl dönümünde isyanın bastırılmasında emeği geçen Britanyalı askerlere bir saygı duruşu olacak şekilde kurgulamıştır. Genel anlamda savaş gazileri, Kipling'in imgeleminde çoğunlukla hakkı verilmemiş, unutulmuş kahramanlar olarak yer alır.
Nesneleşmiş, nesneler arasında nesneye dönüşmüş -nesnelerle sembiyotik bir kölelik ilişkisi kurmuş olan-insanın kuracağı toplum ancak görünürde sağlam bir toplum olabilir. Işıl ışıl parlayan apartmanlar ormanı, acıklı bir sahnenin sadece cephesidir; kapıyı açtığında, oda yerine yankının gümbürdediği bir uçurum içinde bulursun kendini.Denize düşmüş her kazazedenin içinde iki zıt duygu bulunur: geminin sağlam güvertesini bırakmış olmaktan doğan çaresizlik ve ufukta -bir ada, bir kütük, bir sandal gibi- onu kurtarabilecek herhangi bir bahanenin belirebileceği umudu.Kendisine doğru yüzmemiz gereken adanın tuhaf bir şekli vardır; uzaktan iki levhayı andırır. Ve gerçekten de yaklaştıkça iki levhanın söz konusu olduğunu anlarız. Bunlar çok uzun zamandan beri anlamını unuttuğumuz on cümlenin yazılmış olduğu levhalardır.Evet, On Emir bizim biricik kurtuluşumuzdur. Büyük Batı uygarlığı onun üzerine kurulmuştur ve -eski, gereksiz ve sınırlayıcı oldukları düşünülerek temeldeki taşların çekilmeleriyle de uygarlık yıkılmaya başlamıştır.Başka her şeyden önce On Emir konuşmayı ve karmaşıklık ilkesine dayanarak ilişkiler kurmayı öğrenmiş olan büyük maymunun etolojik temelidir.Bunu anlayabilmek için belki de emir kavramındaki askerî yansımayı silmemiz ve bunun yerine yol kavramını yerleştirmemiz gerekir. On Emir, insana kendiyle ve başkalarıyla ilişki yoğunluğuna varmak için gerekli yolu işaret eder; her şeyin doğru ölçütünü gösterir, insanın haklarını, yükümlülüklerini ve bu ada layık olmak için- hayat süreci boyunca üstlenmeyi öğrenmesi gereken sorumluluk düzeyini hatırlatır.
__Tabii ki On Emir'in gerekliliğini hissetmeyi başarabilmek için sessiz kalmayı, ölçülü yaşamayı öğrenmemiz gerekir. Daimi olarak iPod'un kulaklıklarıyla tıkalı kalan kulaklar
Mozart'a göre yaratıcılık kendisinden önce gelenler ve çağdaşları ile daimi bir mücadele halinde olmak anlamına gelmiyordu pek. Başka bestecileri örnek almayı öğrenmişti ve bunu özgürce, tedirginliğe kapılmaksızın, böylece kendi yaratıcılığını engelleyeceği hissine kapılmaksızın yapıyordu.
Sayfa 149 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
1.Öfkesini yatıştırmak. Bu gıybet, kişinin, gıybeti yapılan adama kızmasına vesile olan bir sebep olduğu zaman meydana gelir. Çünkü kişi öfkesi kabardığı zaman karşısındaki adamın kötülüklerini söylemek suretiyle öfkesini dindirir. Eğer ortada gıybete engel olacak din ve takva yoksa dilin gıybete kayması tabiidir. Bazen öfkesini yenemez, öfke içinde birikir. Sabit bir kine dönüşür ve kötülüklerini daimi bir şekilde belirtmeye sebep teşkil eder. Bu bakımdan kin ve öfke, insanı gıybete sürükleyen büyük unsurlardandır
Antropoloji literatürü, "evlilik" kelimesini o kadar gevşek, o kadar kaygan ve o kadar keyfi bir zeminde kullanır ki, bu kavram prehistorik insan doğasını anlamak isteyen araştırmacılar için tam bir baş ağrısına dönüşür. İki insanın herhangi bir sebeple yan yana gelmesini hemen "daimi bir evlilik sözleşmesi" olarak tescil etmek, antropolojik bir tembelliktir. Terimin bu kadar geniş ve farklı ilişki biçimlerini (geçici takaslar, ritüeller, ortaklıklar) tek bir potada eritmesi, kurumsal bir körlük yaratmaktadır.