UNUTULMUŞ BÜYÜLER VE TERK EDİLMİŞ ÖYKÜLER
- Ben yeteri kadar güçlü değilim. - Sen kendi acılarının yanı sıra bazı zamanlar önemsediğin i̇nsanların acılarını da taşıdın, acılar çok ağırdır, ne kadar hafif görünürse görünsünler onları taşıyabilmek hem güç hem de yürek ister. - Fazlasıyla tembelim bu hayata doğru düzgün yaşaması için tembel olmayan birine vermelisin. - Bazı günler bir şeyler yapmak için güneşten önce uyanıp güneşle bu kadar tembel olduğu için dalga geçmedin mi? Hem... Hayatı doğru düzgün yaşamak da ne?
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
“Evimiz başımıza çöktü, Anjin-san. Oğlum da ben de yaralanmadık, kazarak dışarı çıktık. Sarsıntılar bir haftadan fazla devam etti, bazıları kötüydü, bazıları daha da fenaydı. Taiko’nun Fujimi’deki yepyeni ve büyük kalesi yıkıldı. O depremde ve ardından gelen yangınlarda yüz binlerce insan öldü. En büyük tehlike, depremden sonra her seferinde çıkan yangınlar, Anjin-san. Kasabalarımız, şehirlerimiz, köylerimiz kolaylıkla yerle bir olabiliyor. Bazen de denizin çok açıklarında şiddetli bir deprem oluyor, efsaneye göre Dev Dalgaların doğmasının sebebi de bu depremler. Dalgalar üç metre, altı metre yüksekliğinde olur. Önceden bilmenin yolu yoktur, belli bir mevsimi de yoktur. Dev Dalga denizden kıyılarımıza geliverir ve ta içerilere sokulur. Şehirleri ortadan kaldırabilir. Epey bir sene önce böyle bir dalgayla Yedo’nun yarısı yıkılmıştı.” “Hep olan bir şey mi bu? Her sene?” “Ah, evet. Bu Tanrılar Diyarı’nda her sene yer sarsıntıları olur. Yangınlar, sel, Dev Dalgalar, canavar fırtınalar, yani tayfunlar. Doğa bize hiç insaf etmez.” Gözlerinin köşelerinde yaşlar birikti. “Belki yaşamı bu kadar çok sevmemizin sebebi budur, Anjin-san. Görüyorsunuz işte, sevmek zorundayız. Ölüm havamızın, denizimizin, toprağımızın parçası. Şunu bilmelisiniz ki, Anjin-san, bu Gözyaşları Diyarı’nda bize miras kalan şey ölümdür.”
Dirlik kaybı O hafta sendikada öğretmenlerin barış konusunu işlemesi kararı verildiğini öğrenince canı sıkıldı Kadir'in, ama bunu sendika temsilcisi Fuat'a hissettirmedi, hatta, "Çok doğru bir karar," dedi, "elimizden bir şey gelmiyor, en azından çocukların dikkatini barışın önemine çekeriz." İnanarak söylemişti bunları, yalan riya yoktu. Sadece burada bitseydi… Aklıevvel öğrencilerden biri ana babasına yetiştirebilir, onlar da okul yönetimine şikâyet edebilirdi. Sorun daha da büyüyebilir, polis, mahkeme devreye girebilirdi. Onlardan yana korkusu, sıkıntısı pek yoktu, ama iş öğretmenlikten atılmasına varırsa yanardı. Bir dolu örnek vardı. Koskoca profesörleri üç cümlelik yazıyla kovanlar, onun gibi birkaç senelik öğretmeni ânında silerdi. İstemeyerek başlamıştı öğretmenliğe, başka çaresi kalmadığında. Kamu personeli sınavına girmeden önce bir sürü işe girip çıkmış, büyük umutlar beslediği, kitaplarla dergilerle haşır neşir olacağı için seveceğini düşündüğü nice işten düş kırıklıklarıyla ayrıldıktan, akşamları birlikte içki içip meyhane masalarında memleket meselelerini tartışırlarken benzer şeyler düşündüklerini sandığı adamların konu iş yaptırmaya, para ödemeye gelince nasıl vampirleştiklerine tanık olduktan sonra isyan etmişti. "Devlet sonuçta, onun insanı ezmesi, aşağılaması, işine gelmediğinde cezalandırması doğal, en azından bunu bilerek çalışırım," diyerek öğretmenliğe başvurmuştu. Yeniden iş aramak, benzer muhitlerde çalışmak fikri içini kaldırıyordu. Öğretmenliğe başladıktan sonra görüştüğü arkadaşlarının sayısı hayli azalmıştı, ama birkaç aydır onlardan da kaçıyordu. Çevresindekilerin, özellikle arkadaş bildiklerinin öteden beri yapageldikleri şeyleri hiçbir şey olmuyormuş gibi sürdürdüklerini görmeye tahammül edemiyordu, hadi onlar neyse, bir de
Sayfa 49·Kitabı okudu
Ah leyl...
Ziyaya doğru yüzüp gitmek istedikçe hayal, Sürüklüyor onu girdaba dalga dalga leyâl...
Sayfa 624·Kitabı okuyor
Şiir
70’li yıllardaydık,önemli olan güzel olmak değil aydın olmaktı,oturup kitap okumak yerine güzelliği için zaman harcayan kızlarla dalga geçilirdi.
Sayfa 175·Kitabı okudu