Puan vermedi·64 syf.··
2026 44. kitabı
Şair’in İsmet Özel’e ithafen yazdığı “Yıkılma Sakın” şiiirinin de yer aldığı kısa bir kitap. İdeolojik görüşünü yansıttığı şiirlerin yanı sıra melankolisini dile getirdiği şiirler ve çok iyi bildiğimiz şu şiiri de bu kitapta mevcut: BU AŞK BURADA BiTER Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim Ve ben cekip giderim bir nehir akıp gider Bir hatıradır şimdi dalgın uyuyan şehir Solarken albümlerde çocuklar ve askerler Yüzün bir kır çiçeği gibi usulca söner Uyku ve unutkanlık gittikçe derinleşir Yanyana uzanırdık ve ıslaktı çimenler Ne kadar güzeldin sen! nasıl eşsiz bir yazdı! Bunu anlattılar hep, yani yiten bir aşkı Geçerek bu dünyadan bütün ölü şairler Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim Yüreğimde bir cocuk cebimde bir revolver Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider
Bir Gün MutlakaAtaol Behramoğlu · Cem Yayınevi · 19891,119 okunma
düşündüklerim
8/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 09:10
Yas sürecini herkesin farklı yaşayabileceğini kabul ediyoruz , tabii görünüşte, ama bu metin iç sesimizi tam olarak yansıtıyor. Günlük hayatta tamamen normal görünüp ,rutin hayatımıza dönmüşken bile aklımıza sürekli kaybettiğimiz kişi ile ilgili anılar ve anlar gelmez mi? Tıpkı bu metindeki gibi bazen çok kısa bazen de bizi dışarıdan dalgın gibi gösteren biraz uzun anımsamalar. O anı birlikte yaşarmış gibi ,sanki kaybettiğimiz kişi yanımızda gibi hissetmez miyiz? Bu metin kişisel olarak benim hissettiklerime ve yaşadıklarıma çok yakın. Peki bir kardeşi kaybetmek çok daha fazla mı üzer insanı, bir de bu kardeş ikiziniz ise.... Mutlaka okunması gereken bir metin, yas sürecini yaşamamış insanlar için roman da diyebiliriz. Tek kusuru fazla gerçekçi olması....
Bunu Düşünmek İstemezdimJente Posthuma · Koridor Yayıncılık · 2025387 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·344 syf.··
2026 48. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 18:08
Altmışlı yaşlarını sürmekte olan Hayri İrdal, enstitüyü birlikte kurduğu ve yakın bir zamanda kaybettiği dostu Halit Ayarcı'nın hatırasını yaşatmak amacıyla hayatını kaleme almaya karar verir. Kendi hayatından başlayarak Saatleri Ayarlama Enstitüsünün kuruluşunu anlatır bizlere. Hayri İrdal, Halit Ayarcı'nın hayatında adeta bir milattır. Onun hayatını Halit'ten önce ve Halit'ten sonra diye nitelendirebiliriz. Türkiye'deki modernleşme sürecini ve Batı özentisini mizahi bir dille eleştiren kitapta öyle yerinde dokundurmalar var ki... Yazar, enstitü aracılığıyla bürokrasideki aksaklıkları, kayırmacılığı ve liyakatsizliği gözümüze sokar adeta. Kendimizi ağlanacak halimize gülerken buluveririz. Yazarın eleştirdiği hususlarsa hâlâ Türkiye'nin sorunu olmaya devam ediyor. İşte tam da bu nedenle Saatleri Ayarlama Enstitüsü için zamanın ötesinde bir kitap, diyebiliriz. "Hayri Beyefendi, bizim Hayri, dalgın Hayri... Ne kadar çok Hayri var. N'olur birkaçını yolda eksek. Herkes gibi ben de bir tek insan, kendim olsam." diyen Hayri 'nin bu sözleri kendi olamamasının şikayeti değil de nedir! Ahmet Hamdi, Türk edebiyatının çok güçlü kalemlerinden biri. Bu kitabı da çok güzeldi ama herkese hitap edeceğini düşünmüyorum. Zira kolay bir okuma değildi. Ben Mahur Beste'yle yazardan okumaya devam edeceğim. Kitabı Türk edebiyatına ilgi duyan herkese tavsiye ederim. Kitaplı günler.
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergâh Yayınları · 202452,9bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 17:22
Ölü Zaman Gezginleri ~ Hasan Ali Toptaş . Alıntılar; . Ben, soluğu üç beş yılda kesiliverecek bir açıklamayı kabullenmeye hazır değildim. Kaldı ki, kendi kendime bir açıklama yapsam bile, hangi kendime yapacaktım? Masanın birinde genç, birindeyse yaşlı ve yorgundum. Ben bana, ben bana bakıyordum. . En sıkı bağımız sessizlikti . Sevmiştim sokakları. İnsan onları gezip dolaştıkça, yaşamın değişebilirliğine daha çok inanıyordu. Hatta uzaktan uzağa da olsa, öteki insanların varlığına yaslanıp kendi varlığını, yalnızlığını ve tekdüzeliğini yeniden kavrıyordu. . Şehirlerin gürültüsünden uzaklaşmış olsak da, belleğimizdeki hatıralardan -yani geleceği ele geçirmek adına geçmişe saçıp savurduğumuz kendimizden– henüz kurtulamamıştık. Oysa şehirler, hatıralarımızı süsleyen dostlarımızla birlikte kim bilir nerelerde kalmıştı şimdi, hâlâ var mıydılar, insanlar yiyip bitiriyorlar mıydı onları dalgın fareler gibi, çöpler ve kuşkular sevdiklerimizin üstüne doğru hızla çoğalıyor muydu gene? Bilmiyorduk. Artık, bilemezdik de; geçmişi küçük anlarda, geleceği de düşlerde arayıp bulmaktan başka seçeneğimiz yoktu. . Dağ bile dağlığını tek başına yaşıyor neredeyse, görüp işiteni yok; kendini kendi onaylamak zorunda. Biz de, sessizliğimizle gitgide ona benziyoruz sanki; şeyi şeyle tanımladığımız yıllardan kalan sözcükler dilimizin ucunda buruk birer tat şimdi. Belki de onlardan oluşmuş bir geçmişte yaşıyorduk biz; . Sen, olup biteni anlattığın yere kadar yeniden anlatsan, susarak. . Sigaranın birini söndürüp birini ateşleyişine bakarak, anlattığı için mi içiyor içtiği için mi anlatıyor diye düşünürken, onunla birlikte yıllar öncesine gidip gidip geliyordum. . Kitap Yorumu; . Hikayelerden oluşan bir kitap olup, çok zekice ve düşündürücü şekilde kaleme alınmış bir dolu hayat hikayelerini
Edebiyat
Ölü Zaman GezginleriHasan Ali Toptaş · Parantez Yayınarı · 20233,568 okunma
Parçalanmış Bir Bütünün İzinde: Wertheimer ve Zihnin Dağılışı
Puan vermedi·240 syf.··
2026 89. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 08:33
​Zihin, bazen uçsuz bucaksız bir kütüphanede rüzgara kapılmış sayfalar gibidir. Max Wertheimer, bu eserinde bizlere sadece klinik bir tabloyu değil, o sayfaları bir araya getirmeye çalışan yorgun bir ruhun portresini sunuyor. DEHB, onun kaleminde bir eksiklik olmaktan çıkıp, dünyanın gürültüsüne karşı verilen sessiz ve yorucu bir savaşa dönüşüyor. ​ ​Kitabın en vurucu noktalarından biri, odaklanma sorununu bir yetersizlikten ziyade, her şeye aynı anda dokunma arzusu olarak tanımlamasıdır. Wertheimer, zihnin bir bütünü oluşturma çabasının nasıl sekteye uğradığını anlatırken aslında hepimizin içindeki o tamamlanmamışlık hissine dokunur. ​Odaklanamamak, dünyayı sevmemek değil; aksine, dünyanın her ayrıntısını aynı anda kucaklamak isteyip hiçbirine yetişememenin verdiği o derin kederdir. ​Bu alıntı, DEHB tanısı almış bir bireyin dünyayı nasıl deneyimlediğini özetler: Her şey parlaktır, her şey ilgi çekicidir ama hiçbir şey kalıcı değildir. Bu, bir nevi duygusal göçebelik halidir. Bir çiçeğin kokusunda kaybolurken, yanından geçen rüzgarın sesine kapılmak ve neticede elinde sadece hiçlik kalması... Bu durumun yarattığı hüzün, kitap boyunca sessiz bir hıçkırık gibi yankılanır. ​Wertheimer, zaman algısının bu bireylerde nasıl kırıldığını anlatırken, hüzün dozunu biraz daha artırır. Onun deyimiyle; DEHB'li bir zihin için şimdi, içinde boğulunan koca bir okyanustur; yarın ise kıyısı görünmeyen bir karadır. ​Zaman, herkes için akan bir nehirken, bazıları için içine hapsolunmuş durgun bir göldür. Kıyıda bekleyenlere yetişme çabası, ruhu en çok yoran sessiz yarıştır. ​Bu satırlar, toplumun hızına yetişmeye çalışan ama her seferinde bir detayın, bir hayalin veya bir sesin içinde takılıp kalan insanın yalnızlığını anlatır. Hayat geçip giderken, zihnin labirentlerinde
1000Kitap
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite BozukluğuMax Wertheimer · Gece Kitaplığı · 20245 okunma
10/10
·141 syf.··
2026 77. kitabı
/͓̽2͓̽»͓̽ ͓̽k͓̽a͓̽r͓̽a͓̽ ͓̽y͓̽a͓̽k͓̽ı͓̽n͓̽d͓̽ı͓̽ ͓̽ö͓̽n͓̽c͓̽e͓̽,͓̽ ͓̽h͓̽e͓̽m͓̽ ͓̽ç͓̽o͓̽k͓̽ ͓̽y͓̽a͓̽k͓̽ı͓̽n͓̽,͓̽ ͓̽e͓̽l͓̽i͓̽m͓̽i͓̽ ͓̽u͓̽z͓̽a͓̽t͓̽s͓̽a͓̽m͓̽ ͓̽t͓̽u͓̽t͓̽a͓̽r͓̽d͓̽ı͓̽.͓̽ ͓̽y͓̽ı͓̽l͓̽d͓̽ı͓̽z͓̽s͓̽ı͓̽z͓̽ ͓̽t͓̽e͓̽k͓̽n͓̽e͓̽m͓̽d͓̽i͓̽ ͓̽i͓̽n͓̽i͓̽p͓̽ ͓̽ç͓̽ı͓̽k͓̽a͓̽n͓̽ ͓̽g͓̽e͓̽c͓̽e͓̽,͓̽ ͓̽k͓̽u͓̽r͓̽u͓̽m͓̽u͓̽ş͓̽ ͓̽g͓̽e͓̽c͓̽e͓̽,͓̽ ͓̽k͓̽u͓̽m͓̽,͓̽ ͓̽k͓̽ö͓̽m͓̽ü͓̽r͓̽,͓̽ ͓̽a͓̽r͓̽d͓̽u͓̽v͓̽a͓̽z͓̽.͓̽.͓̽.͓̽ ͓̽k͓̽a͓̽r͓̽a͓̽ ͓̽y͓̽a͓̽k͓̽ı͓̽n͓̽d͓̽ı͓̽ ͓̽ö͓̽n͓̽c͓̽e͓̽,͓̽ ͓̽h͓̽e͓̽m͓̽ ͓̽ç͓̽o͓̽k͓̽ ͓̽y͓̽a͓̽k͓̽ı͓̽n͓̽,͓̽ ͓̽d͓̽e͓̽n͓̽i͓̽z͓̽l͓̽e͓̽y͓̽i͓̽n͓̽ ͓̽i͓̽n͓̽i͓̽p͓̽ ͓̽ç͓̽ı͓̽k͓̽a͓̽n͓̽ ͓̽ö͓̽n͓̽ü͓̽m͓̽d͓̽e͓̽ ͓̽b͓̽i͓̽r͓̽ ͓̽t͓̽a͓̽n͓̽r͓̽ı͓̽n͓̽ı͓̽n͓̽ ͓̽a͓̽t͓̽a͓̽r͓̽d͓̽a͓̽m͓̽a͓̽r͓̽ı͓̽.͓̽ ͓̽ ͓̽a͓̽ç͓̽t͓̽ı͓̽m͓̽,͓̽ ͓̽y͓̽o͓̽r͓̽g͓̽u͓̽n͓̽d͓̽u͓̽m͓̽ ͓̽a͓̽m͓̽a͓̽ ͓̽u͓̽y͓̽k͓̽u͓̽m͓̽ ͓̽y͓̽o͓̽k͓̽t͓̽u͓̽.͓̽ ͓̽g͓̽ü͓̽n͓̽l͓̽e͓̽r͓̽c͓̽e͓̽ ͓̽y͓̽e͓̽k͓̽e͓̽s͓̽i͓̽z͓̽ ͓̽y͓̽e͓̽l͓̽k͓̽e͓̽n͓̽s͓̽i͓̽z͓̽ ͓̽n͓̽e͓̽ ͓̽d͓̽e͓̽ ͓̽ç͓̽o͓̽k͓̽ ͓̽k͓̽u͓̽ş͓̽ ͓̽t͓̽a͓̽k͓̽ı͓̽l͓̽m͓̽ı͓̽ş͓̽t͓̽ı͓̽ ͓̽a͓̽r͓̽d͓̽ı͓̽m͓̽ı͓̽z͓̽a͓̽,͓̽ ͓̽n͓̽e͓̽ ͓̽ç͓̽o͓̽k͓̽ ͓̽h͓̽a͓̽r͓̽m͓̽a͓̽n͓̽ ͓̽g͓̽ö͓̽r͓̽d͓̽ü͓̽m͓̽ ͓̽k͓̽ö͓̽p͓̽ü͓̽k͓̽t͓̽e͓̽n͓̽ ͓̽b͓̽e͓̽y͓̽a͓̽z͓̽.͓̽.͓̽.͓̽ ͓̽a͓̽ç͓̽t͓̽ı͓̽m͓̽,͓̽ ͓̽y͓̽o͓̽r͓̽g͓̽u͓̽n͓̽d͓̽u͓̽m͓̽ ͓̽a͓̽m͓̽a͓̽ ͓̽u͓̽y͓̽k͓̽u͓̽m͓̽ ͓̽y͓̽o͓̽k͓̽t͓̽u͓̽.͓̽ ͓̽g͓̽ü͓̽n͓̽e͓̽ş͓̽l͓̽e͓̽r͓̽ ͓̽h͓̽a͓̽l͓̽a͓̽ ͓̽s͓̽a͓̽ğ͓̽ı͓̽m͓̽d͓̽a͓̽ ͓̽s͓̽o͓̽l͓̽u͓̽m͓̽d͓̽a͓̽,͓̽ ͓̽s͓̽ü͓̽r͓̽e͓̽r͓̽ ͓̽g͓̽i͓̽b͓̽i͓̽y͓̽d͓̽i͓̽ ͓̽a͓̽ç͓̽ı͓̽k͓̽ ͓̽d͓̽e͓̽n͓̽i͓̽z͓̽.͓̽ ͓̽ ͓̽d͓̽e͓̽n͓̽i͓̽z͓̽ ͓̽e͓̽n͓̽ ͓̽i͓̽n͓̽c͓̽e͓̽ ͓̽h͓̽a͓̽y͓̽v͓̽a͓̽n͓̽ı͓̽ ͓̽b͓̽e͓̽l͓̽l͓̽e͓̽ğ͓̽i͓̽n͓̽ ͓̽n͓̽e͓̽r͓̽d͓̽e͓̽n͓̽ ͓̽k͓̽a͓̽l͓̽k͓̽t͓̽ı͓̽m͓̽,͓̽ ͓̽o͓̽ ͓̽r͓̽ı͓̽h͓̽t͓̽ı͓̽m͓̽,͓̽ ͓̽o͓̽ ͓̽ç͓̽a͓̽n͓̽.͓̽.͓̽.͓̽ ͓̽b͓̽i͓̽l͓̽m͓̽i͓̽y͓̽o͓̽r͓̽u͓̽m͓̽ ͓̽o͓̽ ͓̽g͓̽ö͓̽k͓̽ ͓̽k͓̽ı͓̽y͓̽ı͓̽ ͓̽n͓̽e͓̽r͓̽e͓̽y͓̽e͓̽ ͓̽g͓̽i͓̽t͓̽t͓̽i͓̽!͓̽ ͓̽b͓̽i͓̽r͓̽ ͓̽m͓̽a͓̽s͓̽a͓̽l͓̽ ͓̽ş͓̽e͓̽b͓̽b͓̽o͓̽y͓̽u͓̽ ͓̽ç͓̽a͓̽r͓̽m͓̽ı͓̽h͓̽t͓̽a͓̽k͓̽i͓̽ ͓̽y͓̽a͓̽z͓̽.͓̽ ͓̽d͓̽e͓̽n͓̽i͓̽z͓̽ ͓̽e͓̽n͓̽ ͓̽i͓̽n͓̽c͓̽e͓̽
Şiir
Teknenin ÖlümüMelih Cevdet Anday · Sander Yayınları · 19751,258 okunma