Puan vermedi
#alıntı “Ormandaki dallar öyle yoğun ki yağmuru hissedemiyorsun.” Herkese merhaba, Aslında uzun zaman önce okudum #hamnet i ancak demlenmesi için biraz bekledim. Kafamın içerisinde Agnes ile uyuyup uyandım. Kadınlığın, anneliğin başka bir evin düzenine ayak uydurmaya çalışırken hangi ülke de olursan ol hangi dili konulursan konuş ortak dert aynı. KADIN OLMAK. Agnes evladı amansız hastalığa yakalanmışken eşi ise ailesinden kilometrelerce uzakta kendisine ayrı bir düzen kurmuş ilk ayrılıklarından bu yana yazdığı mektupta bile kendini ele veren bir yabancılaşma ile mücadele etmektedir. Büyük evladını hastalıktan korumuş ancak ikizlerden diğeri yakalanmıştır. Karanlık ormanın şifacı otları da yaraya merhem değildir. Bas bas bağıran bir isyan yok. Satır aralarında bir annenin sessiz çığlığı, yalnızlığı, tek başına bırakılmışlığı var. Bazı sahneler o kadar tanıdık geldi ki okumaya ara vermek en güzeliydi. Kaldığım yerden devam ettiğimde ise insanları affetmek bir sonraki haksızlığa davet etmekti. Anladım. Yazar #hamnet i yazarken tarihi olaylardan esinlenerek çıkış noktasını da kaleme almış. Buna rağmen kurgu bir eser olduğunu biliyoruz. Takılı kaldığı bir nokta ise 1500’lü yıllarda geçtiğini vurgulayıp İstanbul’a Konstantinopolis dersen mantık hatası olur. İstanbul 1453’te fethedildi. Halen hazmedilemiyor… Bu konu kırmızı çizgimiz. Esere yeniden dönecek olursak eski bir hikâyeyi günümüze taşıyarak yorumlamak okuyucuya modern bir klasik hediye ediyor. İçimize işleyen satırlar dilimize #kıvançgüney tarafından çevrilmiştir. Hamnet
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,6bin okunma
Puan vermedi·396 syf.··
2026 22. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 12:03
​Emma, o boğucu taşra kasabasında aradığı büyük aşkı ve tutkuyu bulamayınca gerçekliğinden kaçmak için tutunacak dallar arıyor; ama ne kocasının silik kişiliği ne de yaşadığı yasak ilişkiler, onun derin boşluğunu doldurabiliyor. Tabii Emma'yı da masum ilan edemeyiz çünkü o, yaşadığı mutsuzluğun faturasını sürekli başkalarına çıkarıyor, doyumsuzluğuyla kendi etrafındaki hayatı da zehirliyor. Kendi kurduğu hayali yaşamak uğruna hem kocasını hem de çocuğunu göz ardı ediyor, kendi arzularının peşinde sürüklenerek felaketine adeta zemin hazırlıyor. En acı olanı ise, o kendi hatalarının bedelini canıyla ödeyip silinip giderken, hayatını mahveden erkeklerin hiçbir şey olmamış gibi yollarına devam edebilmesi. Flaubert, Emma’nın bu bencil ve gerçeklikten kopuk hatalarını asla gizlemiyor ama onun o ruhsuz dünyada nasıl nefessiz kaldığını da çok iyi anlatıyor. Kocası Charles, karısını çok seviyor ama donanım olarak Emma'nın gerisinde kalıyor. Okurken Charles'a hem sinir olup hem üzülüyo insan. Sonuçta Madame Bovary, hem Emma'nın kendi içindeki yıkımın hem de toplumun o acımasız, çifte standartlı düzeni altında ezilen tüm gerçekliği gözler önüne sermiş.
Madame BovaryGustave Flaubert · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201940,9bin okunma
Reklam
10/10
·312 syf.·
2025 143. kitabı
Tam da aşk şiirlerini kendimden uzak tutmaya çalıştığım bir dönemde okuyorum seni. Ne yazık ki sen aşk şairlerinin en sultanısın. Acı, dramatik ve tutkulu bir aşkın/hayatın/şiirin içinden seslendiğinde, bu sesi işitmemek imkansız. İmkansızın şarkısını en güzel terennüm eden şiirlerinden sırtımı dönemedim. Bir kez daha açtığın çukura düştüm. Klasik edebiyatla dünya şiirine yön veren İran edebiyatının, modern şiirde de etkili olabileceğini gösteren ilk şairlerinden... Çalkantılı bir hayatıyla (erken evlilik, boşanma, oğlunun elinden alınması, yalnız yaşama, evli adama aşk), tutkulu bir aşkla (İranlı evli bir sinemacıya gönlünü kaptırmış, dışlanmış, yalnızlaştırılmış, içe kapanmış, kara sevdalı bir yürek) ve erken ölümüyle (trafik kazasıyla 32 yaşında vefat etmiş) gündeme gelse de Füruğ, modern şiirin önde gelen şairlerinden. Onu okumaktan çok keyif almadım maalesef beni mecnun etti :( Duygusal dengemi bozdu. O kadar etkili o kadar etkili bir şair. Her şiirinde üzerinde saatlerdir durulacak dizeleri var. Günlerce tekrar edilecek, uzun süre etkisinden sizi çıkarmayacak etkili dizeleri... Defalarca okuduğum şiirlerinin yanı sıra şiirlerinin tamamını ikinci kez okudum, yeniden çarpıldım. Ne var şiirinde? Arzu var, tutku var, heves var, yalnızlık var, isyan var, aşk var, şiir poetikasıyla isyan var (klasik divan edebiyatı sınırlarına isyan, kafiyeli yazıma isyan), yerleşik kültürel düzene isyan var, Hafıza, Ömer Hayyam'a selam var, duvarı aşma girişimi var, pencerelerden bakma çocuksuluğu var, içsel dram var.... Yeniden Doğuş'a kadar şiirleri daha ziyade bireysel dramı var (aşk, tutku, heves dolu şiirler). Bu kitabıyla, daha farklı konuları da şiirine taşımış. En sevdiğim şiirleri yazılış sırasına göre şunlardır: Gece ve Heves, Rüya, Hercai, Tutsak, Günah, Hasret,
Rüzgâr Bizi GötürecekFuruğ Ferruhzad · Yapı Kredi Yayınları · 20232,862 okunma
Puan vermedi·440 syf.··
2026 3. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 18:54
Kökler ve dallar arasında ,meyveler ve tohum arasında yaşanan o döngüde ; yaz da,bahar da,güz de ,kışta hep sıralıydı,zamanını bekliyordu. Esme den önce de sonra da dallarındaki kadınlar da zamanını bekliyordu hayatlarının gerçekleriyle yüzleşmek için. Aynı ağaca aşılanmış meyve cinsleri gibiydiler, Görüntü ,tat farklı ama sonuç hep aynı
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,1bin okunma
Eskisi olmayanın, yenisi olmaz!!!
7/10
·416 syf.··
2026 3. kitabı
Merhaba 1000 kitap okurları uzun bir aradan sonra hafta sonu bitirdiğim temellerinin duruşması kitabını sizlerle paylaşmak istiyorum. Ülkemizin 1. meşrutiyet'ten bu yana yaklaşık 150 yıldır yaşamış olduğu çalkantıların ,muhafazakarlar ve moderniciler ,ya da bana göre cumhuriyetçiler diyelim . Türkiye'deki 1 meşrutiyet'ten bu yana iyi yaşamın vazgeçilmez döngüsü olan değişim ve dönüşümlerin metaformazların ,yurdum sosyolojisine ,hayatına, siyasetine çok derin kalıcı yıkıcı ettiler bırakmıştır .kimi zaman tartışmaların siyasi olayların ,yansımalarını ve bırakmış olduğu etkileri tarihi bir özetini yapmıştır yazar. Tarih herkese göre göreceli bir bakış açısına sahip olmuştur. Her şey olması gerektiği döneme göre konjektöre ,göre yaşamın döngüsü içerisinde, değişimi içerisinde olduğuna inanıyorum!!! bunun dışına ne insanlar ne toplumlar ne kurumlar kendini maalesef dışında kendini hissedemez ve atamaz . küreselleşme olgusunun şu andaki çevremizde bölgemizdeki savaşların da gösterdiği gibi tarihten yalnız biz ders almalı ,çözüm yolu ve çıkar yolu bulmalıyız.Mehmet Akif Ersoy'un dediği gibi; tarih her tekerrürden ibarettir derler, hiç ders alınsaydı tarih tekerrür eder miydi.Artık geçmişi geride bırakıp ,Cumhuriyet bir anda köksüz mazisi olmadan derinliği olmadan yönetimi olmadan kuruluş felsefesi olmadan kurulmadı !!! (Anadolu'da güzel bir söz vardır eskisi olmayanın yenisi olmaz)1299 Gazi Osman neyse ,19 Mayıs 1919'da Gazi Mustafa Kemal de odur. hiçbir şey köksüz kökeni olmadan var olamaz! kökümüzü inkar etmeyeceğiz yalnız oradan ders alacağız. bu Uluçınar ağacı ağacı her zaman budayıp yeni dallar yeni Filizler vermesini bilmeliyiz ,ama kültürümüze geleneklerimizi, göreneklerimizi ,değerlerimizi unutmamalıyız de takılı kalmadan yapraklarımızı yeşertip, bu ülkenin güzel
Temellerin Duruşması 1Ahmet Kabaklı · Türk Edebiyat Vakfı · 2023332 okunma
Dengenin Ayırdığı Dünyalara Ziyaret
8/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 21:51
Tanrı insanı yarattı, ona bilinç verdi. İnsan, Tanrı'nın sunduğu doğayla yetinemedi, kendi düzenini kurdu. İnsan robotu yarattı, ona bilinç verdi. Robot, insanın kurduğu sistemde barınamadı. Dünyaları ayırmaya karar verdiler. Robotlar vahşi doğaya dönüp burayı incelediler, buranın yasalarını benimsediler. Tamiri ve ölümsüzlüğü reddedip ölümü ve dönüşümü kabullendiler. Robotların yokluğunda ise insanlar fabrikalardan ve büyüme odaklı kapitalist ekonomiden kurtulup değer odaklı takasa geçtiler, inanç ve ilişkilerde gelişme gösterdiler. Şehri ve ailesini geride bırakıp kasabaları dolaşarak insanlara bitkisel karışımlar ve ruhsal bakım sunan çay rahibi Dex, aslında sadece cırcır böceği sesi duymak istiyordu. Dinmeyen iç huzursuzluğu onu yasaklı topraklara yönlendirdi. Mosscap, yabanın sınırlarından insanları gözlemleyen bir robottu. Dex ile karşılaştığında bu, yüzyıllar sonra bir robot ve bir insanın ilk teması oldu. Toplumsal kodları bir arada olmalarına karşı koysa da, bireysel amaçları için birbirlerine ihtiyaçları vardı. Bir anlaşma yaptılar. Önce Mosscap, Dex'e yabandaki arayışında yardımcı olacaktı. Ardından, Dex de Mosscap'e insanın dünyasında rehberlik edecekti. Bu yolculukta ikili arasında geçen derin sohbetlerde, insanı robot gözünden bilinçli ve sosyal bir canlı, robotu da insan gözünden canlı olmayan ama erdemli ve meraklı bir bilinç olarak keşfediyor, doğayı ise bir çocuk hayretiyle gözlemliyoruz. İnsandaki "amaç" baskısını robotun "varoluşun yeterliliği" bakış açısından yargılıyor, cinsiyetin ve ilişkilerin keskin sınırlarla tanımlanmadığı bir dünyanın olabilirliğini sorguluyoruz. Aslında iki kitaptan oluşan Keşiş ve Robot serisi, Türkçe'de tek ciltte birleştirilerek sunuldu. Yaban Robotu İçin Bir İlahi, Dex'in yabandaki mücadelesine ağırlık verirken,
Duygu ve Düşünce
Keşiş ve RobotBecky Chambers · Eksik Parça Yayınları · 202516 okunma
Reklam
Reklam