İnsan yirmi yıl boyunca belli bir işle uğraşır, mesela Roma hukuku okur ama yirmi birinci yıl ansızın Roma hukukunun hicbir ise yaramadığı, hatta kendisinin de onu anlamadığı, sevmediği, aslında usta bir bahçıvan olduğu ve çiçek aşkıyla yanıp tutuştuğu ortaya çıkar.
Yok olmak isteğiyle kalbim attığı zaman,
Bana: Yaşa der gibi gülen senin yüzündü.
Dizlerim bir batakta yorgun yattığı zaman
Bacaklarıma kuvvet veren senin hızındı.
Yaşaran gözlerimde, güneş battığı zaman
Sıcak bir yuva gibi tüten senin dizindi.
Sen aklıma gelince her şey gülümserdi.
Ağaçlar şarkı söyler, rüzgar tatlı eserdi. Sabahattin Ali
Yenildik!
Ah, sadece yenilmiş olan bilir bu kelimenin nasıl göründüğünü ! Elektriklerin kesildiği bir evde geçen akşama benzer bu. Duvar kâğıtlarının  üzerinde hastalıklı bir hayatla dolu yeşil küflerin gezindiği odaya benzer bu… Uzun sözün kısası, ölüme benzer bu.