Bu tarifsiz hissi ilk kez tadıyordum. Muhtemelen uçmak da böyle bir şeydi. Ağırlığın ne olursa olsun seni kaldıran bir şeylerin olması. Tek şart kendini bırakmak. Hayatın kulağına biteviye fısıldadığı bütün "Sakın bırakma kendini!" nasihatlerine tezat. Bırak bana kendini. Ben suyum, rüzgarım, taşırım seni.
Kabul edilebilir yer değiştirmelerin yarattığı değişimler, toplumun ırksal bilinci tarafından özümsenebilirdi ama tabletçi kız gibi sınırı aşanlar ise kuralları kendi belirlerdi.