İnsanlar her şeye, her şeye başkaldırmalı diyordu. İnsanlar böyle uyudukça, insanlar böyle zulüm altında inlemeyi kabul ettikçe insanlığın bir sinekten ne farkı olur, insanlar, eğer en küçük bir haksızlığa, bir zulme başkaldırmayı akıl etmezlerse, insanlık bundan böyle daha da beter hale düşecektir.
Biraz daha insaniyet kazanıyoruz diyebiliriz. Kitap okurken başkalarının duygularını paylaşabiliyoruz. Bizleri bitmek tükenmek bilmeyen bir telaşla başarıya koşturacak şekilde tasarlanmış bu dünyada, koşmayı bırakıp etrafımızdaki insanlara bakma olanağı elde ediyoruz. Bu yüzden daha fazla insan kitap okursa bu dünyanın biraz daha güzelleşeceğini düşünüyorum.
Anlayış beraberinde acıyı da getirir. Kitaplar kısıtlı deneyimlerimizle hiç görmediğimiz bir dünyanın barındırdığı acılarla çevrelenmiştir. Bir başka deyişle, eskiden farkında olmadığımız ıstıraplarla karşı karşıya kalırız. Bir başkasının kederini derinden hissederken sadece kendi başarımız ve mutluluğumuzun peşinden koşmak zorlaşır. Kitaplar bizi başkalarının önüne ya da üstüne koymaz, başkalarının yanında durmamıza yardımcı olur.
Evliysen, diye konuşmayı sürdürüyor Judith, ve kocan ölmüşse dul oluyorsun. Anne babası ölen çocuklar öksüz oluyor. Benim gibi eskiden ikiz olup artık olmayanlara ne deniyor ki anne?