od

"...işe birbirimizi anlamakla başlayalım."
Puan vermedi·468 syf.·
2022 8. kitabı
Baştan sona kadar merak uyandırıcı, cazip ve yeni bir roman. Merak uyandırıcı çünkü yabancısı olduğum bir coğrafya ve iklim, ve yabancısı olduğum pekçok kültür tek potada birleşiyor ve hikaye beni gidişatında eğitiyor yani karakterlerle beraber bende olgunlaşıyorum bir anlamda... Cazip çünkü bir avuç mağdur ve yalnız insanın gerek kişisel gerek örgütsel gayretlerinin durumları nasıl da iyileştirdiğinin güzel bir ifadesi. Yeni çünkü bilim. Evet aslında bu kadar net. Çoğu beşeri ve pozitif bilim metotlarının yüzyıllarca süregelen sağlamlığı ve ürünlerinin sahihliği bugün dahi itibarlı olduğundan, buradan kaynaklanan roman malzemeleri konuya vakıf olmayan okuyucular için kuşkusuz ki hâlâ hayranlık verici. Ve olay örgüsü oldukça dinamik bunu da yeninin içinde değerlendirebiliriz sanki. Fakat tüm bunların yanında metnin pürüzleri olduğu da bir gerçek. Mesela, Üslubu ağır buldum. Kasıtlı olarak yavaş okumamız istenmiş sanki... Bir de yazar karakterler üzerinden açık açık tarafgirlik yapıyor, hoş olmamış. Vesayre vesayre...
Edebiyat
İki Yıl Okul TatiliJules Verne · Alfa Yayınları · 20195,8bin okunma
Reklam
Puan vermedi·256 syf.·
2022 7. kitabı
Yazarın kaçıncı kitabı bilmiyorum ama kesinlikle ustalık eseri olduğunu söyleyemem. Kitap, bende genel itibariyle bir müsamere tadı bıraktı. Buna rağmen olay örgüsünü ve kurgu türünü sevdim. Tatilde ya da kafa dağıtmak için tercih edeceğim 'çerezlik' diye tabir ettiğim bir kitap oldu benim için.
Edebiyat
YavuzOkay Tiryakioğlu · Timaş Yayınları · 20122,549 okunma
Puan vermedi·365 syf.·
2022 3. kitabı
Hem şiirden hem resimden anladığı eserinin her halinden belli olan bir çizerin elinden çıkma, büyük keyifle okuduğum bir yapıt oldu... Nazım Hikmet'in "Kuvayi Milliye Destanı" şiirinin dize dize çizgi romanı. Kitaplığım şenlendi.
Edebiyat
Kuvayi MilliyeNazım Hikmet Ran · Leman Yayıncılık · 20103,698 okunma
Ben ninemden muhabbet, dedemden kin almışım.
7/10
·488 syf.·
2022 2. kitabı
Kitap iki farklı öyküyü içinde barındırıyor ve bu iki öykü sonlara doğru birleşerek bir bütün halini alıyor. Bir öykü kitaba adını veren Abdülharis Paşayı anlatırken diğeri çağdaş dönemimizde bir araştırmacı-yazar olan Asil'in hikayesini anlatıyor. Tahmin edersiniz ki araştırmacımız, arşivlerde ve sahada paşanın peşinde... Bu iki öykünün bir arada yürütülmeye çalışılması, kitabın sonları hariç beni içine çeken bir etki yaratmadı aksine yordu diyebilirim. Özellikle günümüzde geçen kısımları... Belki bunun sebebi Abdülharis Paşa kısımlarının beklediğimden kat ve kat daha iyi olması ve kitabın o kısmındaki öyküyü daha fazla benimsemem-den ötürüdür. Hatta A. Paşa kısımlarını o kadar başarılı buldum ki başta da belirttiğim Asil karakterinin baş-rolde olduğu çağdaş zamanlarda geçen öykü bana tatsız reklam araları gibi geldi. Kitaba başlamadan önce bir korku figürünün ve kurbanlarının okuyucuyu sürekli gergin tutacak ve hatta korkutacak bir öyküsünü okuyacağımı düşünmüştüm... Beklediğim gibi çıkmadı. Daha güzeli çıktı. İçinde bir kaçma kovalama hikayesinin yanında bir insanın trajedisi, hatta bir devletin ve toplumun trajedisini de buldum. Eski halk inançlarını, kültür ürünlerini ve eşkıyaları buldum. M.B. Yaltırık'ı youtube kanalı üzerinden takip ediyorsanız eğer eşkıyalar ve kabadayılar üzerine olan merakı malumunuzdur ve bu merakın muazzam meyvelerini bu öyküde tatmak işten bile değil. Ve bunların hepsi ağırlıklı olarak A. Paşa bölümlerindeydi, sanırım diğer öyküye neden reklam arası benzetmesi yaptığım daha anlaşılır olmuştur... Yazarın (Mehmet Berk Yaltırık) anlatım tarzına ve kullandığı dile alışmamda çok zor olmadı, derdini gayet açık ve anlaşılır bir şekilde anlatabilmesi de kitabı sevmemde önemli etkilerden birisi oldu ve tarihçi olması hasebiyle 17. yüzyıldan günümüze
Edebiyat
Istrancalı Abdülharis PaşaMehmet Berk Yaltırık · İthaki Yayınları · 2019267 okunma
10/10
·368 syf.·
2022 1. kitabı
Yazar, genç yaşta maruz kaldığı depresyon ve kaygı illetinden dolayı "doktorlar" tarafından antidepresan "tedavisi"ne yönlendirilir fakat uzun vadede bunun hiçbir işe yaramadığı gerçeğiyle yüz yüze kalır. Çünkü antidepresan kimyasaldır ve vücuttaki ilgili yerlerin kimyasını "iyileştirmek" suretiyle depresyon ve kaygıdan arınılabileceğini vadeder. Pek çok uzmanın ve genel geçer tıp anlayışının da bunu meşru kılması hasebiyle "hastalar" uzun vadede bu başarısızla sonuçlanan durumda debelenir durur çünkü başta izah ettiğim gibi antidepresan genel geçer bir kimyasal mevhumdur. Mesele bu noktadayken, aynı zamanda gazeteci olan yazarımız bu konuyu araştırmak için tabiri caizse kendini vakfeder. Ulaşabildiği kadar geçmişe ve ulaşabildiği kadar bugüne dair kayıtları inceler, konunun uzmanlarıyla konuşur ve kendi yaşamından anektotları da bulmacanın bir parçası olarak kullanmaktan çekinmez çünkü bu toplumsal olduğu kadar kişisel bir meseledir de. İşin sonunda kendine ve okuyucularına muhteşem bir eser toparlar. Öyle ki titizlikle hazırlandığı her halinden belli olan kitabın sonunda "notlar" ve "kaynakça" bölümleri bunun kanıtı niteliğinde oylumludur. Üstelik okuyucusuna kitabın sonunda konu hakkındaki yeni gelişmeleri takip edebileceği bir internet sitesi de verir fakat henüz incelemedim... ne kadar iyidir görmek gerek. Keşke okuduğum her kitap bu kadar titiz ve açık olsa diye iç geçirmedim değil... Okuduğum en iyi kitaplardan biriydi... Yazarla tanışmak isteyenler için bir link bırakıyorum. [ted.com/talks/johann_ha...]
Araştırma-İnceleme
Kaybolan BağlarJohann Hari · Metis Yayınları · 20191,921 okunma
Reklam