Eğer bu halk, anakronik ve geri bir yığın halinde kalmışsa, samimi bir entelektüel için buna gülmekten ziyade ağlamak lazım gelmez miydi? Düşünen ve bilen kafalar, ellerinde bulunan en modern yayım vasıtalarından faydalanıp bu halka, yaşamakta olduğumuz tarihi günler hakkında hiçbir fikir vermemişler, yazarlarımız ammenin ruhunda bu devrin heyecanını uyandırmamışlarsa, suç kimdeydi?
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yazmak benim için bir anlamda hayatla, insanlarla barışma serüveni… Bok bir herifle karşılaşıyorum; yazınca artık o benim hikâye/roman kahramanım oluyor ve onunla barışıyorum. Bok o, niye küseceğim ki ben bununla? Bana kendini affettirdin, seni seviyorum canım kardeşim ama küfrümü etmezsem rahatsız oluyorum.
Ferhan Şensoy
Anlatım tarzıyla benim için yeni bir kitap oldu “Günden Kalanlar”. Hiç sıkıldığımı hatırlamıyorum. Cümlelerin akıcı ve devamlı yapıda olması ve anlatının kısım kısım ilerlerken, bu kısımların bir yap-bozun parçaları gibi birbirini tamamlaması ve anlamlandırması oldukça keyifliydi. Yazarın bu tarzı üzerine henüz bir araştırma yapmış değilim. Sadece, burada farklı bir şeylerin olduğuna dikkat çekmek istedim.
Öyküye geçecek olursam, kurguda, dünya savaşı atmosferinde eskimeye yüz tutmuş ve kanıksanmış bir
düzenin ve bu düzenin insanlarının dünyaya bakışını, yaşama ve insana bakışını okuyoruz diye düşünüyorum. “Diye düşünüyorum” diyorum çünkü anlatıda bir İngiliz malikanesinde başuşaklık görevini icra eden bir insanın, Stevens’ın ömrünü adadığı işinde, her zaman ve her koşulda hizmetinin en iyisini vermenin derdinde olmasının ve bu derdi hayattaki en hakiki yol olarak görmesinin “haklı” nedenlerini
okuyoruz. Öyle ki işi için insanüstü bir çaba harcarken ulaşmaya çalıştığı “vakar başuşaklık”lık mevkisi
onun yaşamının tek amacı. Bu uğurda tüm gayreti göstermeye hazır bir uşak Bay Stevens. Burada acı olan
gerçek ise bu saplantılı hedefin dayancını oluşturan basmakalıp fikirlerin temelinin uyduruk bir düzene
dayanması ve tabiri caizse babadan oğula geçen sistematiğin yarattığı silik insan ve muazzam çark
olmaktan öteye gitmeyen bir yolda yürüdüğü gerçeğinin farkında olmaması.
Babası meseleye hiç uyanamadan terk-i dünya eyliyor. Fakat Stevens’ın o sınırlı yaşamında kader ona bir takım şanslar veriyor. Bazı insanlarla karşılaşıyor. Ona iyi gelecek insanlarla. Ve bazı olaylar yaşıyor, belki bir tavır oluşturarak kendini bulacağı olaylar. Ama o ne bu insanları görüyor ne de bu olaylara bir katkı sağlıyor… iyi yahut kötü… Savunduğu düşünceye göre hizmetinde bulunduğu lord ondan