Doğal dünya kader ve şansla, teknik dünya rasyonellik ve entropiyle yönetiliyorsa, toplumsal dünya ancak korku ve titremeler içindeki bir varoluş olarak nitelenebilir.
O gün gördüğüm onca şeyin hangileri gerçekti? Burada, gerçekten söylediği kişi olan kimse var mıydt? Daniel ve Evelyn'in arkadaşım olduğuna, Salgın Doktoru'mın delinin teki olduğuna, en büyük sorunu hafiza kaybı olan Sebastian Bell ladlı bir doktor olduğuma inanmıştım. Bunların tümünün, kimsenin bana katıldığımı bile söylemediği bir yarışın sadece başlangıç noktası olduğunu nasıl bilebilirdim?
Düşünmen gereken şey bitiş çizgisi.
Daniel bell keskin ve net bir şekilde "modern ruh'un şu sözleriyle özetledi:'insanın bireysel farkındalığı gecmişini yok edecek ve geleceğini kontrol edecek"
Amerikalı sosyolog Daniel Bell'in güzel bir benzetmesi var bu konuda. Sınırsız özgürlüğü atlıkarıncaya binen insanlar örneğiyle açıklar. Lunapark'ta insanların atlıkarıncaya bindiğini hayal edin. Sürekli dönen ve dönerken zevk alan insanları gözünüzün önüne getirin. Bu insanlar bu dönme halinden zevk alırlar, çığlıklar atarlar. Ama bir şeyler ters gider ve atlıkarıncayı döndüren makine bozulur. Makine operatörü atlıkarıncadakilere şöyle seslenir: "Motor bozuldu atlıkarıncayı durduramıyorum." Biraz önce bir zevk olan dönme hali, o andan itibaren bir işkenceye dönüşür. Sınırsız özgürlük peşinde koşan modern insan, motoru bozulan atlıkarınca üzerindeki insan gibidir. Sınırsız özgürlük duygusu insana mutluluk değil, ızdırap getiren bir hale dönüşebilir.
Sayfa 183 - İz Yayıncılık, 7. Baskı, İstanbul, 2017·Kitabı okudu
Bell benim yaşadığım günün aynısını yaşıyordu fakat benim de yaptığım gibi , seçimlerini özgürce yaptığına inanıyordu. O halde, benim de Daniel'ın belirlediği bir yolu körlemesine takip ediyor olmam mümkündü; bu durumda ben ne oluyordum? Bir yankı mı, bir anı mı, yoksa akıntıya kapılmış bir dal parçası mı?