Statü Endişesi
8/10
·360 syf.··
2026 21. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 17:57
Alain de Botton’ın Statü Endişesi eseri, modern bireyin ruhsal çıkmazlarını anlamlandırmak isteyenler için harita niteliğindedir. Botton; toplumun dayattığı "başarı" ve "takdir edilme" arzularının, bireyde nasıl kronik bir yetersizlik hissine, performans kaygısına ve derin bir varoluşsal anksiyeteye dönüştüğünü incelikle ortaya koyuyor. Danışan popülasyonunda sıkça rastladığımız "Başkaları ne der?" ya da "Yeterince başarılı mıyım?" sorularının altındaki sevilme ve onaylanma açlığını sosyolojik ve felsefi kökenleriyle görünür kılıyor. Kitap, bu zihinsel prangadan kurtulmak için sunduğu felsefe, sanat ve bohem yaşam gibi çözüm önerileriyle de terapötik bir işlev görerek, bireyi dışsal onay mekanizmalarından sıyrılıp kendi içsel değerini inşa etmeye davet ediyor. Büyük bir aydınlanma yaşamayacak fakat neden onaylanmaya muhtaç bir profil çiziyoruz sorusuna sohbet tadında cevaplar veren bir kitaptı. Alain Alain de Botton
Statü EndişesiAlain de Botton · Everest Yayınları · 20251,212 okunma
9/10
·480 syf.··
2026 130. kitabı
Pavese heç vaxt bu sətirlərin çap olunacağını düşünməyib. O, sadəcə özüylə danışır, öz ağrısını, öz çaşqınlığını kağıza tökür. Və ən pisi odur ki, mən bu sətirləri oxuyarkən artıq onun sonunu bilirəm – 1950-ci ildə, bu gündəliyi bitirəndən az sonra o, özünə qəsd edəcək. Yəni mən əlimdə tutduğum bu kitabda, sanki bir insanın ölüm hökmünü öz əliylə yazdığı gizli bir etirafnaməni oxuyuram. Bu, insanı çox qəribə bir hala salır. Mənə elə gəlir ki, Pavese üçün “yaşama uğraşı” ifadəsi məhz bir “zanaət”dir, “məşğuliyyət”dir. O, yaşamağı sanki bir peşə kimi görür: səhər durub işə getmək kimi, nəfəs almağı, sevməyi, yazmağı bir əmək kimi qəbul edir. Amma burada faciəvi bir ziddiyyət var – o, bu peşəni sevmir, buna qabiliyyəti olmadığını düşünür, amma yenə də hər gün durub o işi görməyə çalışır. Düşünürəm ki, məhz bu ziddiyyət onu yazmağa məcbur edir. Əgər həqiqətən yaşamağı bacarsaydı, bu gündəliklər heç vaxt olmazdı. Kitab boyu onu iki şeyin arasında parçalandığını görürəm: bir tərəfdə intihar düşüncəsi, o biri tərəfdə isə duyğulara, təbiətə, yazmağa olan bağlılığı. O, dağlara, tənhalığa, kənd həyatına vurğundur, amma şəhərdə, insanların arasında boğulur. Sevgi məsələsinə gəldikdə isə, məncə Pavese öz xoşbəxtliyinin ən böyük düşmənidir. O, qadınları elə bir ideala çevirir ki, heç bir canlı insan bu ideala çata bilməz. O, sevgini bir “məsələ” kimi həll etməyə çalışır, amma sevgi həll olunacaq bir tənlik deyil. Və bu uyğunsuzluq onu hər dəfə daha da kədərləndirir. Ən çox onun özünə qarşı olan amansız dürüstlüyünə heyran qalıram. Pavese heç vaxt özünü yaxşı göstərməyə çalışmır. O, qorxaqlığını, eqoizmini, acizliyini çılpaq şəkildə ortaya qoyur. Elə bil deyir: “Baxın, mən bu qədər zəifəm, bu qədər səhv edirəm, amma bəlkə də bu zəifliklərimi yazmaq mənim yeganə qurtuluşumdur”.
Yaşama UğraşıCesare Pavese · Can Yayınları · 20212,596 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·312 syf.·
2026 30. kitabı
“Bazı kitaplar okunur, bazı kitaplar yaşanır.” Gibi klişe bir cümle vardır ya hani… Aşkın Celladı benim için ikinci gruba giren kitaplardan biri oldu. Başlangıçta aşk hikâyelerinden oluşan bir terapi kitabı sanmıştım ama yanıldım. Basit bir aşk kitabı ya da ilginç vakaların anlatıldığı bir psikoloji kitabı değil. Bu kitap; yas, yalnızlık, utanç, özsaygı, ölüm korkusu, sevilme ihtiyacı ve insanın kendine anlattığı hikâyeler üzerine yazılmış. BURADAN SONRA BENİ EN ÇOK ETKİLEYEN KARAKTERLERLERLE İLGİLİ YORUMLAR BULUNMAKTADIR. Thelma’da aşkın bazen bir kişiden çok o kişinin bize hissettireceklerine duyulan özlem olabileceğini düşündüm. Ayrıca Thelma’nın terapistinin de kendi terapi sürecinde olmadan bir başkasını terapiye almasının zararlarını gördüm. Yalom’un bir terapist olarak Thelma ve Matthew’i yüzleştirmeye zorlaması, ama bunun hiç işe yaramaması ve Yalom’un kendini eleştirmesine hayran kaldım. Carlos’ta “Ben ayakkabılarım değilim.” ve “Herkesin bir kalbi var.” cümleleriyle insanın değişebilme gücüne bayıldım. Başlangıçta “Sapık bu adam” dediğim adamın geçirdiği değişim şok etti. Betty beni en çok sarsan karakter oldu. Babasını kaybettikten sonra kilo alması, kendini sevilmeye layık görmemesi ve içindeki acımasız ses beni kendi hayatımla yüzleştirdi. Belki de ilk kez bedenime başka bir gözle bakmaya başladım. Ayrıca burada beni etkileyen bambaşka bir şey oldu. Yalom’un şişman kadınlara karşı duyduğu önyargı ve bunun sürece yansımaları. Terapistler de insan ve bu önyargılara bakmak kıymetli. İkisi açısından da geliştirici bir süreçti. Penny’de bir insanın yalnızca sevdiği kişiyi değil, onunla birlikte kurduğu hayalleri de kaybedebileceğini gördüm. Yanlış çocuk öldü, doğru hayalleri öldü. Ve bu yas onun 2 oğluyla ilişkisini zedeledi. Süreç Penny ve çocukları
Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi ÖyküleriIrvin D. Yalom · Remzi Kitabevi · 20199,4bin okunma
Puan vermedi
Günübirlik hayatlar, Irvin Yalom un Psikiyatri seanslarında danışan olarak ona gelen hastaların hikayelerinden oluşuyor. kitapta yaklaşık on adet öykü var, kimi uzun kimi kısa. Seansların ana temaları, yalnızlık, yaşlılık, ölüm ve kendini bulma gibi konular üstünden ilerliyor Hastalardan biri kendini önemli hissetmek için, bir diğeri gerçeklik algısını düzeltmek için, ya da başka bir hasta kendisinin iyi yönüyle tanışmak için seanslar alıyor. Artık yazamayan bir yazarın tekrar yazma yetisine kavuşması, ya da ölüm döşeğinde olan bir kanser hastasının Çevresine ölüm konusunda öncülükk etmesi gibi konularda bu hayatlara Tanıklık ediyoruz. konuların ana teması yaşlılık, hastalık, ölüm. Ana tema bu olmasa da, her seansta yine yaşlılıktan tükenmiş ya da tükenmekte olan hayattan bahsediliyor. Tabii ki konuşulması normal konular ancak bir terapi kitabı okurken seansları anlatılacağı yahut aktarılacağı bir kitap okuduğumuzu bilirken daha değişik konular, daha enteresan saptamalar beklerdim. Edebi olarak kitaptan bir şey beklemek çok iyimser olur, çünkü romanın esas hedefi Yaz arca enteresan bulunmuş ilginç seansları okuyucuya aktarmak. Ancak konuların dönüp dolaştığı yer ölüm ve yaşlılık olunca hem Okuyucuda karamsarlık bırakıyor, hem de beklentiyi karşılayamıyor. Son hikayedeki seansta marcus aurelius tan Alıntılar yapılıyor, romanın en güzel seansı kısmı da burası zaten. Romanda adını zaten buradan bir alıntıdan oluyor. "Hepimizinki Günübirlik hayatlar, hatırlayanın hatırlayandan farkı yok" "Her şeyi unutacağın, Ve her şeyin seni unutacağı günler yakın."
Günübirlik HayatlarIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 201616,2bin okunma
Puan vermedi·304 syf.·
2026 17. kitabı
​Bu sene okumalarım pek ilerlemiyor; başlıyorum, bırakıyorum; başka bir kitaba başlıyor, yine bırakıyor, yine başlıyor ve yine... Bu durum, bir kez daha bana okumanın, hayatım için öğrenmekten çok daha öte bir anlam ifade ettiğini hatırlatıyor. Okumak beni sakinleştiren, hayatta tutan, yeni güne başlamaya cesaret veren, dostluk eden, haz veren ve nefes aldıran bir araç. Bunu sürdürmenin zor olduğu zamanlarda oldukça zorlanıyorum. Kitap incelemesine neden böyle başladım acaba? :) Yalom’un bu kitabındaki kendini açmalarından mı etkilendim? Muhtemelen... ​Yalom’un —şimdilik— son kitabı olan Kalp Saati, eşi Marilyn’i kaybettikten sonra ve hafıza sorunlarının oldukça ilerlediği bir dönemde kaleme alındı. Bir nevi "çift yas" süreci de diyebiliriz. Hafızası iyice zayıfladığından, yalnızca tek seferlik danışmanlıklar yapmaya karar veriyor ve "Burada ve Şimdi" ilkesiyle bu tek seferlik görüşmeleri yürütüyor. Kitap, bu danışmanlık sürecinden bazı seansları konu alıyor. Okurken içimdeki eleştirel ses hemen karşı çıktı: "Tek seanstan nasıl bir fayda umuyor?", "Bu tutum fayda sağlamaktan çok bencilce bir eylem gibi durmuyor mu?", "Kendi öznel durumumuza göre bir alanı şekillendirmek etik mi?" vs. İçimde her şeye dırdır eden bir yapı var, ben onun sesini duruma göre kısıp açıyorum, yoksa tüm ömrümü eleştiriyle, mızmızlıkla, huysuzlukla ve önyargıyla geçirirdim. İnsanın, kendine kulak vermemesi gerektiği zamanları bilmesi şart. ​Her neyse, kitabımıza dönersek... Bu tek seanslık görüşmelerin etkili olabileceği konusuna şüpheyle yaklaşmakla birlikte, kitabı okurken aslında görüşmelerin o seansta başlamadığını da görüyoruz. Yalom’un kitaplarını okumuş, eğitimlerine katılmış yahut eskiden tedavi sürecini yönetmiş kişileri danışan olarak kabul ettiği göz önüne alınırsa, bu ilişkinin
Kalp SaatiIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 2025163 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 07:55
şu ana dek okuduğum hiçbir kitabın incelemesini yapmadım, yapamadım. okuduğum bu son kitapta ahvalimin nedeni için bir deneme yapacağım. kitap bir danışma senasının diyalog ve iç monoloğu şeklinde ilerlediği için mesleki düşünerek okumaya başladım. Terapistin danışanına kurduğu cümleler kendimin alanda deneyimli birisi olmamasına rağmen üslup bakımından tarafıma 'korkunç' geldi. Örnek olarak terpistin "insanların hakkınızda ne dediğine bu kadar önem atfetmemenizi isterim." şeklinde kurduğu cümle etik açıdan doğru gelmiyor. Danışan bizim ne istediğimizle ilgilenmemeli, biz odağı danışanda tutmalıyız. danışanın "bir gün yeterince özsaygım olacak mı?" sorusuna "muhtemelen" şeklinde bir cevap vermek de uygun görünmüyor. Bu danışanın sorularının cevaplarını danışmanda aramasına sebebiyet verebilir ki bu da süreci öğretmen-öğrenci ilişkisine dönüştürebilir. İstenen hareket zannımca danışana sokratik sorgulama, kâr zarar analizi yaptırabilmektir. veya "kendimi iyi tanımıyor muyum?" diyen danışana "bence kendinizle çok ilgilenmiyorsunuz" demek yerinde değil gibi. Bunun yerine "kendinizi tanıyıp tanımadığınız konusunda bir bilginiz olmadığını söylediniz, sizce kendini tanıyan bir insan nasıl olur, size kendinizi tanımadığınızı düşündüren nedir?" gibi içerik yansıtmasının ardından seçilen bir soru yöneltilebilir ki danışanın uygun koşullarda konuşmasını teşvik edelim ve danışanın bilişsel çarpıtmalarını, şemalarını anlayabilelim. veya başka bir örnek; "... naziksiniz zaten, bu konuda yapabileceğiniz bir şey yok" demek danışanın kitaba göre halihazırda olan acizlik duygusunu sağlıksız şekilde devam ettirebilir. anlaşılacağı üzere kitabı okumalarım tepkili devam etti. ardından başka şeyler düşünmeye başladım. biraz kitap hk. araştırma yaptım. kitap otobiyografik yani kurgu
İnceleme
Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorumBaek Se-hee · Nova Kitap · 20248,5bin okunma