Biraz gerçeklerden bahsedelim:
Rousseau kısmen haklı. “Ezelden düşman” kısmına katılmasam da var böyle bir gerçek.
Yunan ve Roma uygarlıkları askeri anlamda başarılı olmalarının yanı sıra, yüzlerce hatta binlerce yıldır düşünsel dünyalarına önem verip, üretim yaparak kültürlerini devam ettirirken, Müslüman toplumlar yalnızca belirli dönemlerde kültür sanata, bilime, felsefeye önem vermişlerdir.
“İslâm’ın altın çağı” denilen çağ haricinde, Müslümanlar yalnızca askeriyeye önem vermiş ve düşün dünyasına katkıda bulunamamışlardır. Hatta yüzyıllarca birçok şey yasaklı olarak kalmıştır.
Ben ezelden düşman kısmına da katılıyorum açıkçası.Şu anda da değişen bir şey olduğunu düşünmüyorum.Müslüman toplumların kitapla, edebiyatla, bilimle alakası yok.Okuma oranları çok çok düşük.Kaliteli yazar sayısı ortada.Ayrıca müslüman toplumlar kaliteli yazarlara verilmesi gereken değeri de vermiyor:Müslüman bir toplumdan çıkıp dünya çapında bilinen kaç kitap var? Ellerinden okumaya değecek bir şey çıkmıyor.
Bence okunmalı, önemli bir eser. Üzücü cümleler ne yazık ki farkındayım ama bu tip cümleleri dönemin verdiği düşünce yapısına göre değerlendirip görmezden gelebiliriz. İyi yanlarını kendimize katmamız daha önemli. ^^