Puan vermedi·243 syf.··
2026 1. kitabı
Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız. . . . Evet 2026’nın ilk kitabı ile geldim. Normalde kitap bana ne hissettirdiyse onu yazarım ama yazar o kadar güzel bir son söz yazmış ki hissettiğim her şeyi burada buldum diyebilirim. . Son olarak Değerli okuyucularım tarih olsaydılarla, keşkelerle anlatılmaz ama ben şu iddiayı söylemekten kendimi alıkoyamıyorum. Şayet Osman Gâzi olmasaydı bugün Anadolu’da Türkler olmazdı . Bunu çoğaltabilirsiniz, alparslan olmasaydı da olmazdı tabi. Ancak Osman Gâzi farklı bir şahsiyet. Alparslan olmasa Melikşah olurdu, Çağrı Bey olurdu diyebilirsiniz. Ama Osman Gâzi olmasaydı Osmanlı olmazdı. Fatih olmazdı, Kanuni olmazdı, Yavuz olmazdı. Böylesine ulu bir beydi o . Bey diyorum çünkü Osman Gâzi’yi bir hükümdar, bir padişah kabul edemeyiz. Otorite anlamında değil yaşantı açısından Osman Gâzi , aynı babası gibi oba hayatı yaşamıştır. Göçerlik yapmış, çadırda otağda yaşamıştır. Aşiretten devletleşmeye geçen bir beydir. Osman Gâzi para için, petrol için, altın için, şöhret için savaşmadı. O Allah yolunda gazâ etmek Allah rızasını almak için mücadele etti. Öyle ki bunu mirasından anlayabiliyoruz. Osman Gâzi’nin bıraktığı miras kısmı Aşıkpaşazade de şöyle geçer: “ Baktılar ki, yalnızca fetholunmuş ülkeler var, akçe ve altın mevcut değil. Osman Gâzi’nin yenice bir elbisesi, atın yanına asılan bir torbası, tuzluğu, kaşıklığı, çizmesi, iyice birkaç at, birkaç sürü koyunu, birkaç çift de öküzü vardı başka bir şeyi yoktu. “ Düşünebiliyor musunuz? Bizans sınırında Bizans tekfurlarını ve imparatorunu titreten bir Türk Han’ı devletli bir bey, öldüğünde parası yok, altını yok. İstese edinemez miydi? Sadece bir kaleden aldığı ganimet ona bir ömür yeterken onca fetihler
Kayı Beyi OsmanBekir Manav · Pergole Yayıncılık · 201750 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2025 90. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2025 22:00
Ganimetler arasında nefis diş macunlarını bulup iştah ile yiyen neferler var. Bu naneli ve lezzetli şeyden o kadar hoşlanıyorlar ki, gümüş paraya bile satmıyorlar. Bulmadığım zaman hiç yememek, bulduğumuz zaman sonuna kadar yemek bizim adetimizdir. İngilizler bir defa bundan istifade etmek istediler. Bir gün bizim kıtalardan biri düşman siperlerinin önüne gerilmiş tel örgülerinde konserve kutuları gördü. Herkes hiç kimseye söylemeyerek gecenin gelmesini bekledi. Sonra içlerinden biri karanlıkta gizlice siperden çıkıp sürüne sürüne tel örgüye gitti. Bilir misin, bu kutular içinde ne vardı? El bombaları... Kapak o suretle düzeltilmişti ki sert bir temasla bomba ateş alıyordu. İlk tecrübe o kadar pahalı geldi ve etrafa ibret verdi ki bütün askerler hakiki konservelere bile artık el dokundurmaz oldular. sayfa-168
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 201114,8bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
6/10
·248 syf.··
2025 41. kitabı
Yeni tanıştığımız yazarların CV’sini incelemek adetimizdir. Alaina Urquhart Amerikalı bir podcast yayıncısı, yazar ve yapımcı. Urquhart ilk romanı Kasap ve Çalıkuşu’nu 2022’de yayımladı. Ceza adaleti, psikoloji ve biyoloji alanlarında dereceleri var. Asıl mesleğini soracak olursanız, o bir otopsi teknisyeni.  Puanı düşük olmasına rağmen beni kitaba çeken en önemli unsur, elbette yazarın mesleği oldu. Öldürmese de en azından güldürür diyerek aldım kahvemi yanıma başladım okumaya. Fakat o da ne! Daha ilk sayfadan büyük bir sürprizle karşılaştım. Yazar, kötülüğün zihnini ortaya koyarak burun buruna bir kedi fare oyunu yaratmış ve okurları da buna dahil etmiş. Yani biz yine ‘kim’ yerine ‘nedenlere ve nasıllara’ odaklanıyoruz. Tamam olabilir, bu tarzda da başarılı işler okuduk. Ama.. Her ne kadar bir intikam kitabı olsa da benim için kurgunun polisiye kısmı oldukça yetersizdi. Kalabalık ortamlarda kameraların akla gelmemesi ya da ciddi bir ipucunun akabinde belli bir bölge işaret edilmesine rağmen önlemlerin üst düzeyde alınmaması gibi anlamsız durumlar bizim polisiye ezberlerimizi fazlasıyla bozuyor. Stratejik planlama ile hareket eden zeki katil yaratabilen bir kalemin, işin temelindeki hassas ve istisnai durumları yüzeysel geçmesini anlayamıyorum. Hele ki hedef belliyken, onu korumaya almamanın mantığını hiç çözemiyorum. Aklıma yatmayan olaylar nedeniyle, yazarın finale doğru yaptığı ters köşe de bana geçmedi. Öte yandan alışık olmadığımız şekilde, bir adli tıp uzmanıyla bir dedektifin sürekli yakın temas halinde, yapışık ikizler gibi hareket etmesi ne yalan söyleyeyim hoşuma gitti. Okurlara da farklı bir deneyim sunan güzel bir iş birliğiydi. Özetle hızlı okunmasına ve akıcı olmasına rağmen illa okumalısınız diye diretebileceğim bir kitap olmadı. Belki seri katil
Kasap ve Çit KuşuAlaina Urquhart · Pegasus Yayınları · 202531 okunma
7/10
·236 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2025 19:44
Sincap, İsmail Güzelsoy ile tanışma ve 2025’te okuduğum ilk kitabım oldu. Düşünce suçu sebebiyle ajanlar tarafından aranan İskender Sof, ihanetin ağırlığını da sırtına alıp ülkeyi terk etmeye çalışır. Bu sırada peşine takılan istihbarat ajanı Metin, şiirleriyle onun duygu dünyasına dalarak fikirlerinde bir dönüşüm geçirmeye başlar. Son olarak Sincap ise hiç hesapta yokken kalpazanlığa soyunur ve İskender ile yolunun kesişmesiyle birbirlerine yardım ederken bir dostluk ilişkisi gelişir aralarında. Yorumuma gelecek olursak kitabı sevdim ancak karakterlerin biraz daha derinlikli işlenmesini isterdim. O konuda biraz yüzeysel buldum ve karakterlerle çok da bağ kuramadım. Aslında her biri ayrı ayrı iyiydi ve bazı olaylar da sanki özet gibi anlatılarak çok kısaca geçiştirilmişti bence. Biraz daha ayrıntı ile daha iyi olabileceğini düşünüyorum. Yine de sıkılmadan, keyif alarak okuduğum bir kitap oldu. “Endişesiz bir kucaklaşmadan başka ne ki saadet! Ona da hasret gidiyoruz. Bir insanın bir insanı sinesine sarmaktan daha fazla hak ettiği ne olabilir!” “Ah hafıza, dünyanın en ağır yüküsün sen. Kaybettiklerimizi hatırlayabilmemiz ne güzel lanetimizdir.”
Edebiyat
Sincapİsmail Güzelsoy · Doğan Kitap · 2017267 okunma
10/10
·368 syf.··
2024 133. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2024 23:11
Bu yıl tanıdığıma ve okuduğuma en çok sevindiğim bir yazar varsa o da Fakir Baykurt . Eşekli Kütüphaneci de bu kitap da en sevdiğim ve tavsiye ettiğim kitaplar arasına girdi. Kitap anlatımındaki ve karakterlerindeki içtenlik ve doğallıkla sizi kendine bağlıyor. Okuduklarınız sizi güldürse de üzse de bu kiyaptan çıkmak istemiyorsunuz. Cumhriyet sonrası dönemde bir köy. Ankara'ya çok da uzak olmamasına rağmen elektrik yok, su yok. Kurak bir çevre. Yokluğa rağmen köy halkı yine de mutlu. Kendini idare ediyor, etmek zorunda zaten. Muhtar Battal, köy enstitüsü mezunu eğitmen Rıza ve 70 yaşında olmasına rağmen gençlere taş çıkartan deli akıllı ayarında Kır Abbas. Üçünün önderliğiyle köydeki boş bir araziye köylü üzüm bağı diker. Her şeyi elleriyle günlerce çalışarak yaparlar. Makine vs hak getire. O üzüm bağı köy halkı için bir bağdan daha fazlasıdır. Geleceğe dair bir umut, daha iyi ve rahat yaşam için bir öncü. Her şey güzel giderken köye tapu kadastro memurları gelir. Bu memurlarla şehirli/eğitimli kesimin köylüye bakış açısınıda verir yazar. Köydeki yokluğu bilmezmiş gibi köy insanını küçümsemeler, ilkel görmeler... Eğitim ve maddi sınıf farkı sebebiyle bunu hak görürler. Hele bir de memurların şefinin kendisi efendi de köy halkı hizmetciymiş gibi hareketleri. Sinir krizi geçirmelik. Bu şef işinde çok iyi diye anlatilsa da insanlık dersinde eksik. Tapuda üzüm bağının devlet arazisine ait olduğu ortaya çıkınca mahkeme kararı gelir. Ya köylü arazinin bedelini ödemelidir ya da araziden çıkmalıdır. 300 yaşına kadar durmadan çalışsa bile ödeyemez o parayı. Köy halkının en çok da Kır Abbas'ın hayatı ve hayalleri böyle toprağa gömülür işte. En başından beri devlet büyüklerine karşı sadece oradan buradan bir şeyler duymuş ama yine de devletini çok seven köy halkı, durumu kabullenir.
KaplumbağalarFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20064,699 okunma
Puan vermedi·143 syf.··
Beğendi
·
2024 615. kitabı
Suruç katliamını anlamak ve orada hayatını kaybedenleri anmak için herkesin okuması gerektiğine inandığım bir kitap. Aşağıdaki alıntı kitabın tanıtımından alınmış: "Düş Yolcuları Kitap Açıklaması Sevgili okurlar, elinizde tuttuğunuz bu çalışma, pandemi gerekçesiyle hücrelerde hapis kaldığımız, birbirimizi hiç göremediğimiz posta sisteminin altüst olup iç postaların dahi bir aydan önce verilmediği bir iletişim atmosferinde yapıldı. Toplamda 10 ayrı hücre, koğuş arasındaki top trafiği haftalarca sürdü. Bel, boyun fıtığı, kas erimesi, regl sancısı, taş düşürme, migren krizi ve mide ağrılarına rağmen hiç durmadı. Çatılarda, duvarlarda kalmaması için sağlık problemlerini bir kenara bırakıp top peşinde koşan, kollarını yoran “hat hat”veya “ne hat ne hat” yanıtını duyana kadar durmadan bağıran ve hücreler arasında sesleri ile mekik dokuyan tüm arkadaşlara senin şahsında teşekkür ediyoruz. Solmaz Bahar yoldaş, bir saatlik havalandırma süreni bir ay boyunca volta atarak değil onlarca top atarak kapılara koşup top takibini yaparak geçirdin. Çatıya tek bir kez top taktın, anlayışla karşılamamız gerekirken, hep birlikte “Hadi ya olamaz niye nefes almadan atıyorsun?” deyip üzerine gelmemizi yine o tatlı gülümsemenle karşıladığın için teşekkürler sana. Sevgili yaşam ortaklarımız, alakargalar, karakargalar, serçeler, sığırcıklar ve güvercinler, bu süreçteki pratiğinizle sizin için yiyecek koyduğumuz kaplara el koyma gerekçelerini “Siz kuşlara ekmek veriyorsunuz onlar da size yardım ediyor” biçiminde açıklayanları haklı çıkardınız. Biz hücrelerde çalışırken sizler de çatılarda çalıştınız. Çatılara takılan nice öyküyü, masalı, şiiri havalandırmaya düşürerek, çocuklara ulaşmasını sağladınız. Bazen birkaç gün gecikmeli düşürdünüz topları, bazen de notları orasından burasından
Düş YolcularıKolektif · Ceylan Yayıncılık · 20212 okunma