1) Kitap post apokaliptik ve distopik bir eser diyebiliriz.
2)Yazar jose saramago nobel ödüllü bir yazar. Ve nobel ödülü konuşmasındaki şu cümleler aslında bu yazdığı kitabın özü gibi deyebiliriz. “Başka bir gezegene, oradaki kayaların yapısını incelemek için araç gönderebilecek kapasiteye sahip bu şizofrenik insanlık, milyonlarca insanın açlıktan ölmesini umursamayabiliyor. Mars’a gitmek, yanı başındaki komşuya gitmekten daha kolay görünüyor.” Demiş Jose Saramago 1998 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldıktan sonraki konuşmasında.
3) Kitap boyunca fiziken hızla bulaşıcı bir şekilde körleşen insanlar ile karşı karşıyayız ama aslında yazarın hikayede de üstüne basa basa anlatmaya çalıştığı,körleşen insanlar değil, insanların insanlıklarının körleşmesi,İnsanın bencilliği, yalnız ve aç kalan insanın hayvanileşişi,bütün bu başına gelen felakete rağmen hala bencilliğinin esiri olması hala kolektif bir ruhla haraket edemeyişini şiddetle eleştiriyor bu eserinde yazar.
4)Saramago nun bana göre zaten farklı olan tarzı bu kitapta zirve yapıyor.Çarpıcı,ürkütücü,düşündürücü hatta yazarın dünya görüşü ile çok ironik bir şekilde insanı tefekkür e sürüklüyen ve bir o kadar da mide bulandırıcı bir kıyamet senaryosu ile baş başa kalıyoruz.
5)Yazar ın farklı tarzı uslubuna da yansıyor mesela karakterleri isimleriyle değil hayattaki konumlarıyla tanıyoruz bu da hikaye ve karakter ile okur bağını çok güçlü kılıyor.örneğin doktor un karısı, siyah güneş gözlüklü kız gibi.Karakterler bu betimleme ile ki ne kadar çok olurlarsa olsunlar hafızanıza kazınıyor ve hikayeleri de kafanızda karışmıyor bu tarzı sevdim.Kitabın zorlandığım tarafı ise diyalogların sadece virgül ile birbirinden ayrılmasıydı ki buna da sayfalar geçtikçe alışılıyor.
6) Yazar körlük metaforu üzerinden ki bana göre