İsteseydin eğer, bir kere isteseydin, evet bir kez gerçekten isteseydin olan olurdu...
*Sen hiç istemedin ki dostum!*
İstemek nedir bilmedin ki!
Hiç tutulmadın sen!
Tutkuların için ölmedin ki!
İsteseydin ölürdün,ölseydin olurdun!
Sen hiç olmadın ki!
Evet olmadın çünkü sen hiç ölmedin!
Ölecek kadar istemedin, ölümün pahasına istemedin , ölümüne istemedin!
İsteseydin ölürdün ölseydin olurdun.
*Oysa ne öldün , ne oldun!*
Çünkü sen istemedin; Isteğini, istediğini aslında dile bile getirmedin.Öyle ya, bir kere dile getirseydin, olurdun, bir kez adam gibi aklından geçirseydin hemen orda olmuş ve ölmüş idin.
Sen hiç istemedin ki dostum!
İstemesini bilemedin,istemek nedir bilemedin.
*Çünkü sen ol deyince olduranı hiç tanımadın!*
*( Dücane Cündioğlu -GÖZ İZİ )*
Çok defa , keder ve felaket kıyafetlerini değiştirmiş dostlarımızdır.
Çünkü en unutulmaz dersleri onlardan alırız. Eşikte göründükleri zaman yüzlerine kapıyı kapamayalım.
- Buyurun! diyelim.
Kahvesini elimizle verelim.Söyleyeceklerini dikkatle dinleyelim.
-Sebepsiz gelmedim,diyecek.Beni çağırdınız.
-Ben mi? diyeceksiniz, hayır,hiç, asla...
- Evet , evet . Her hata , her dikkatsizlik, her ihmal bana gönderilmiş bir davet mektubudur.Küçük küçük hatalarınızı unutmuş olacaksınız.Belki büyükleri de hatırınızda değil.Daha doğrusu bunların hata olduğunu kabul etmiyorsunuz.Fakat öyledir.Çağırdınız,geldim.
Ve size hatalarınızı sayacak.Bunları kabul ederseniz, kederin çirkin gözlerindeki yabani ifade kaybolmağa ve yerinde kaderinizin yolunu aydınlatan bakışlar parlamaya başlayacak. Hatalarınızı kabul etmezseniz , kalbinize ,çilenizin dolmadığını hissettiren kızgın bir şiş daha saplanacak.
Marifet sevinçle dost olmak değildir.
Her çocuk bunu yapar. Olgun adamın çocuktan farkı ıstırapla dost olabilmesidir.Ümitsiz bir tevekkül ile değil : Ümitli bir sabırla.
Mahzun gönül , sükut et. Şikayeti bırak. Güneş bulutların arasında da ışık verir.Senin bahtın da herkesin bahtı gibidir. Her hayatta fırtına saatleri, kederli,karanlık günler olmak gerek.