Bir yerlerde, varoluşun en dibinde, nereye gidilmesi, ne yapılması gerektiği sorularının yanıtı aslında durur. Ama çoğunlukla, bizim “ben” adını verdiğimiz soytarı öyle bir gürültü çıkarır ki içimizdeki sesi duyamayız.
Bir şeylere bir şeyler katacaktı ama bir adım olsun ilerlemeyecekti. Bir duvara gelip dayanmış olduğunu anlamıştı. Alnı, burnu, dizleri, tırnaklan duvara dayanmıştı. Duvarın ötesine geçemedikten sonra bir ömür boyu onu süslemişti, neye yarar?