Dünyanın efendileri, dinlerin ya da imparatorlukların kurucuları, tüm inançların havarileri, ünlü devlet adamları ve küçük insan topluluklarının şefleri, farkında olmadan daima kitlelerin ruhu hakkında içgüdüsel ve çoğu zaman şaşmaz bir bilgiye sahip psikologlar oldular. O ruhu iyi tanıdıkları için efendiye dönüşmekte hiç zorlanmadılar.
Bugün, siyasi gelenekler, hükümdarların bireysel eğilimleri ve kendi aralarındaki rekabet çok az önem taşıyor. Kitlelerin sesi artık en ağır basan etkene dönüştü. İzleyecekleri yolu krallara kitleler dikte ediyor. Ulusların kaderi artık kralların konseylerinde değil, kitlelerin ruhunda belirleniyor.
Gerçek tarihsel çalkantılar, bizi büyüklükleri ya da şiddetleriyle şaşırtanlar değildir. Asıl önemli değişimler, uygarlıkların yenilenişi esnasında fikirler, anlayışlar ve inançlarda yaşananlardır. Akılda kalır olaylar, insanların duygularındaki gözle görülmez değişimlerin gözle görülür etkileridir. Bu değişimlerin çok sık yaşanmamasının sebebi, bir ırkın duygularının kalıtsal geçmişinin onun en sabit parçası olmasıdır.
Bir melankoliğe en iyi gelecek şey müzik dinlemek veya bizzat müzik yapmaktır, çünkü müzik melankoliyi mükemmel bir anlayışla karşılar. Onun titreşimleri bedeni, ruhu ve zihni topyekûn tek bir akustik uzama dönüştürmeye elverir, böylece melankolik duygu ve düşünceleri temaşa etmeyi sağlar.
İnsan olmanın bütün imkânlarını yoklamak ve hayatın kemaline varmak için, ilk bakışta çok uzak gelse bile, galiba üzüntüyü de sonuna kadar tatmak gerekir.