Nur

Nur
@ddeborah
Okumayı ve araştırmayı seviyorum. Bence bu sefil hayatımı biraz olsun anlamlı kılıyorlar.
17 okur puanı
Mart 2023 tarihinde katıldı

Nur

, bir kitap okudu
10/10
·144 syf.·
2026 5. kitabı
William Saroyan
8.2/10 · 327 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Birçok anlamı ve bağlamı bulunan propaganda kelimesi bugün daha çok otoriter ya da totaliter rejimlerin ikna edici mekanizmaların tanımlamak için kullanıldığından olumsuz bir çağrışıma sahiptir. Propaganda, I. Dünya Savaşı’ndan bu yana, kontrol etmek için birçok batılı hükümet tarafından kurumsallaştırılmıştır. Savaş zamanlarında askeri çabayı meşrulaştırmak için gelişen propaganda daha sonra yönetme ve belirli bir sosyal düzeni dayatmaya yönelik kullanılmaya devam edegelmiştir."
Sayfa 122·Kitabı okudu
Puan vermedi·224 syf.··
2026 4. kitabı
Kitap, Molla Rejiminin meddahları nasıl bir propaganda aracı olarak kullandığını anlatıyor. Özellikle İran-Irak savaşında, Suriye İç Savaşında meddahların çok önemli bir görev üstendiklerini görüyoruz. Çünkü savaş sadece çarpışarak olmuyor. Oradaki insanlara uğruna savaşacakları bir şey vermek gerekiyor, onlara yaptıkları bu fedakarlıkların boşuna olmadığına inandırmaları gerekiyor. İşte bu görevi de meddahlar üstleniyor. Meddahların nerede nasıl davranmaları gerektiği Mollalarca sistemli ve titizlikle belirleniyor. İran'daki meddahların anlatıları hep Hz. Hüseyin, Kerbela hadisesi etrafında şekilleniyor. Rejim tarafı Hz. Hüseyin ve onun saflarında yer alanlara benzetilirken karşı taraf ise Yezid oluyordu. Bu benzetmeler üzerinden kurulan hamasi anlatım insanları etkiliyordu. Aslında bu distopyalarda da sıkça gördüğümüz bir model. Kendini merkeze koyup karşıya da bir öteki, bir düşman yerleştirmek. Eğer öyle bir düşman yoksa yaratmakta bir seçenek olarak karşımıza çıkıyor. İranlılar Şii geleneğe sahip oldukları için aslında bu öteki anlatısı onlar için yeni bir konsept değil. Buna örnek olarak Safeviler verilebilir. O dönemde matem merasimleri gücün bir sembolü olarak kullanılıyordu ve meddahlar da koca bir propaganda ordusu olarak üzerlerine düşeni yapıyorlardı. Şimdi gelelim İran-Suriye ilişkisine. 1979’dan önce yani İran İslam Devrimi gerçekleşmeden önce Suriye, devrimci kadrolar için mesken haline gelmişti. Bunun karşılığı olarak da Şii ulema, Nusayrilere dini meşruiyet kazandırmak istiyordu. Bu Esed rejimi için çok önemliydi çünkü rejim, Nusayrili Alevi bir kimliğe sahipti ve hem çoğunluğu Sünni olan Suriye'de hem de İslam dünyasında kendine bir hakimiyet alanı arıyordu. İki rejim arasında olan bu dostluğun uzun soluklu olması öngörülüyordu çünkü rejimlerin
Edebiyat
MeddahlarAdem Yılmaz · Ketebe Yayınları · 202338 okunma
Puan vermedi·404 syf.··
2026 3. kitabı
İnceleme yazıma Svetlana Aleksiveç'i tanıtmakla başlamak istiyorum. Ukraynalı bir anne ve Belaruslu bir babanın çocuğu olarak Ukrayna’da dünyaya gelen yazar, çocukluğunu ve gençliğini Belarus'ta geçiriyor ve orada gazetecilik bölümünü bitiriyor. Meslek hayatında yazdığı yazılar sakıncalı bulunduğu için Belarus'tan ayrılmak zorunda kalıyor. 2025'te Nobel kazandığında İsveç Akademisi, onun bir kitap yazmanın da ötesinde yeni bir edebi tür inşa ettiğini belirtiyorlar. Yazarımız kitabında ise kendini şöyle açıklıyor: " Savaşı değil, savaştaki insanı yazıyorum ben. Savaşın tarihini değil, duyguların tarihini. Ruhun tarihçisiyim. Bana diyorlar ki: "Anı dediğin tarih desen değil, edebiyat desen değil. Safi hayat, pisletilmiş, sanatçının eliyle temizlenmemiş. Ham sözcük malzemesi – her delikte fazlasıyla var ondan. Oraya buraya saçılmış tuğlalar. Tuğla mabet sayılmaz, değil mi?!" Oysa benim için durum farklı... Tam da orada, sıcak insan sesinde, geçmişin canlı yansımasında el değmemiş bir sevinç saklı, yaşamın onulmaz trajedisi aşikâr. Kaosu ve tutkusu... Biricikliği ve akıl sıra ermezliği. Henüz hiçbir işlemden geçmemiş haliyle. Aslı." Bu sayfanın öncesinde Antik Yunan'a dair söyledikleri de ilgimi çekti çünkü bence yazar, tam olarak neyi merak ettiğini, neyi aradığını yazmış: "... Sözgelimi Antik Yunan'daki yaşama dair en çok neyi bilmek isterdim?.. Sparta'nın tarihine dair... İnsanların o zamanlar evlerinde nasıl ve ne konuştuklarını. Savaşa nasıl girdiklerini. Ayrılmadan evvelki son günlerinde, son gecelerinde sevdiklerine neler söylediklerini. Savaşçıları nasıl uğurladıklarını. Dönmelerini nasıl beklediklerini... Kahramanları ve komutanları değil, sıradan delikanlıları..." Yani kitabın girişindeki bu alıntılardan da anlayabileceğimiz üzerine biz bu kitap savaştan
1000Kitap
Kadın Yok Savaşın YüzündeSvetlana Aleksiyeviç · Kafka Yayınları · 20161,317 okunma