Nur

Nur
@ddeborah
Okumayı ve araştırmayı seviyorum. Bence bu sefil hayatımı biraz olsun anlamlı kılıyorlar.
7/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2025 130. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2025 15:14
İran'ın yakın tarihi hakkında kısa zamanda birkaç okuma yapacağım. Onlardan ilki Darbe 1953 idi. Kısa ama öz Muhammed Musaddık'a yapılan darbeyi anlatan akıcı bir kitap. 1900'lü yılların başında petrol keşif çalışmaları ile birlikte İngiltere'nin iştahı İran üzerinde kabarıyor. Türkiye tarihini okuyanlar Chester projesini de duymuştur. ABD ve İngiltere özellikle 1800'lü yılların sonunda itibaren Ortadoğu'da demiryolu yapımı bahanesiyle kapsamlı imtiyazlar almaya çalıştı. Türkiye bu imtiyazı kesinlikle vermedi. Ama Irak, İran, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Bahreyn'de başarılı oldular. İngiltere İran'dan elde ettiği petrol gelirlerinden çok ufak bir miktarını paylaşıyordu. Elde edilen gelirin büyük bir miktarından vergi kesilip İngiltere hazinesine ödeme yapılıyordu. Kârın büyük bir kısmı hisse sahiplerine dağıtılıyordu. İran'da istihdam edilen personel sayısı 65.000 kişiydi. Onun dışında pek de bir faydası olmadı ülkeye. Muhammed Musaddık Fransa ve İsviçre iyi bir eğitim aldı. Görev yaptığı süre boyunca çeşitli makamlarda dürüstlüğü, çalışkanlığı ve açık sözlülüğü ile ön plana çıkmıştı. Kaçar Hanedanı'ndan gelmesine rağmen soyluluk ayrıcalıklarını hiç kullanmadı. Sade ve mütevazı bir hayat yaşadı. Maliye bakanlığı döneminde israfı azalttı, saray bütçesini kıstı. Başbakan olurken en büyük icraatı petrolü millileştirmekti. Aslında en büyük derdi yıllar önce yapılan imtiyazlı anlaşmalarda İran adına iyileştirmeler yapmak istemeseydi. Batılılar tarihi taraflı ve tahrif ederek anlattığı için Musaddık'ı inatçı, Şii milliyetçisi ve uzlaşmaz olarak gösterdi. Bu yüzden darbe olduğunu anlattılar. Halbuki ABD ve İngiltere 1951 yılından itibaren adım adım darbeyi planladı. Şah'a rüşvet verdi. Çok basit bir soru? Neden petrolün millileştirilmesi İngiltere ve ABD için bu kadar büyük
Araştırma-İnceleme
Darbe 1953Ervand Abrahamian · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202317 okunma
Nur
Benim merak ettiğim kısım ise Musaddık’a karşı yapılan ilk başarısız darbe girişiminden sonra eğer Musaddık Cumhuriyet ilan etseydi süreç nasıl ilerlerdi sorusu. O dönemde İran belki de tarihte hiç olmadığı kadar Cumhuriyete yaklaşmıştı. Şah ülkeyi terk etmişti, halk sokaklarda ve hazırdı. Belki ülkede iç savaş çıkar ve durumlar daha da kötüleşir diye düşündüğü için böyle bir adım atmadı ama insan yine de merak ediyor.
Reklam
Keşke konuşsalar
2/10
·269 syf.··
2022 51. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Ekim 2022 18:52
Bu kitapla ilgili inceleme yapmadan önce bir şöyle göz gezdireyim dedim bakalım okuyucu kitlesi neler yazmış diye . Genel intiba ise eserin çok iyi olduğu ile ilgili .Olumsuz denebilecek (ki onlarda ufak tefek ) bir elin parmağını geçmeyecek sayıda yorum var sadece . Sonra oturdum düşündüm bu kadar okuyucunun bulupta benim denk gelemediğim o güzelliğini ortaya koyan sır ne diye ve yine kendimce bulduğum yanıtsa bu eserin tamamen bir manipülasyondan ibaret olduğu . Deyim yerindeyse (benim düşüncemdir) bu kitap tam bir fiyasko . İhsan Oktay ANAR ‘ın yıllar önce okuduğum iki eseri olan Puslu Kıtalar Atlası ve Amat hakkında şimdi içeriklerini pek hatırlamasanda olumlu bir intibaya sahiptim . Fakat Suskunlarda bunun tam aksi fikirdeyim . Bunları da dilim döndüğünce affınıza sığınarak burada paylaşmaya çalışacağım . 1. Yazarın yani eserin dili gereksiz süslü ve ağdalı olmuş . Yer yer okuyucu sıkar seviyeye gelen bu dil okuyucunun düşünmesine engel olacak seviye kadar uzanıyor . Yazar bir sürü eski ,kullanımı kalmamış ve kesinlikle Türkçe olmayan kelimelerle okuyucuyu manipüle ediyor . Okur ister istemez ben anlamıyorum fakat evet burda iyi bir şeyler var demeye getiriliyor . Halbuki böyle bir şey yok . Örnek vermek gerekirse sayfa 123 ten bir alıntı paylaşacağım. Bu sazdan üflenen nağmeler, sırrın ufûlevî vüsafâsı olan ehl-i vukuf füsûnkârların bezediği o vâsî füseyfisâda raks ve vüsûb eden vüsemâ gibi birer üfkûhe idiler.Ama füsûs ki, üflendikçe gönüllerdeki menhûs ufûnetin üfûl olduğu , bu füyûz dolu , tabiî bir vüs ve vüs’at taşıyan nefesler , hangi yusuf-ı kalbîden nasıl hâsıl olur diye sanki , fusûl-ı erbaa teessüf ediyordu . Üflenenler adeta , Şems’in üfûl ettiği ufka gönderilen canlardan ibâret bir demet vüfûd idiler . (Bu kadar eseri beğenen okurun bu satırları
1000k
Suskunlarİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202611,8bin okunma
Nur
Size büyük ölçüde hak versem de kitabın bir derdi olmadığı savına katılmıyorum. Cüce Efendi ve cemaatin davranışları eleştirilmiş kitapta ki kolaylıkla o kişileri ve tutumlarını bugüne uyarlayabiliriz. Ayrıca susmak erdemi üzerine derin bir anlatı var kitapta. Boş dediğiniz 50 sayfada yedi ölümcül günahtan bahsediliyor. Bana kalırsa da o bölüm biraz uzun olmuş ama yazar demek ki bu kısma büyük önem atfetmiş.
“Şiir, bir uçağı düşüremez ama pilotun kafasını karıştırabilir” Gassan Kanafani
Aşk ve Şiir
Nur
Bu sözü Kanafani değil Mahmut Derviş söylüyor.