"Biz kırıldık daha da kırılırız/ Ama hırsız da bilmiyor çaldığını/ katil de bilmiyor öldürdüğünü/...Biz yeni bir hayatın acemileriyiz."
Cemal Süreya
Timur ve Timur
Buzağı Timur ise yine son derece çılgındı. Arkasını dönüp gidecek gibi olduğunda, "Timur!" diye bağırdım. "Efendim," dedi arkamdaki gerçek Timur. Yönünü bularak yine bana koştu Buzağı Timur. Deli deli başını bacaklarıma sürtmeye başladığında güldüm. Ne zaman geldiğini bilmediğim Timur ise bu manzaraya boş boş bakıyordu. Bu bakışa daha çok güldüm. "Sana demedim." Dudaklarını bana kaldırmış, kocaman gözlerle belime sürtünen buzağıyı işaret ettim. "Adı Timur." Bir kaşı havalandı. Nasıl yani? Gülerken, buzağıyı boynundaki kuşaktan tutup ilerletmeye çalıştım. "Nenen seni çok seviyor, belli. Adını en sevdiği buzağıya vermiş." Bakışı daha da beter bir hal alınca minik bir kahkaha atım. "En az evdeki öküz kadar got kafalı, dedi." Bir kahkaha daha attım ama o gülmüyordu. Tip tip bakmaya devam etti. Hala gülerken yanına sokuldum. "Tamam, tamam. Kızma. Ben demedim, nenen dedi." "Hoşuna gitmiş, belli." Kıkırdadım. "Yalan yok, gitti." Aknene, "Ula, buzaği kaçtı, akluna koduklarim!" diye bağınınca, irkilerek gerilemek zorunda kaldım. Dama değil, damın yanındaki yoldan hoplayarak giden Buzağı Timurla panik seviyem arttı. Timur daha hızlıydı. Buzağı Timur'u zapt eden, gerçek Timur oldu. Zorla dama ilerletti. Dışarı çıktığında kaşlan çatıktı. Akkadın'a ters ters baktı. "Ne var?" dedi Aknene. "Ne kararttın yine o gözleri?" "Buzağının adı beni çok etkiledi." "Değil mi?" dedi Aknene imayla. "Beni de çok etkiler. Her gün dama sokmak için böyle harp edip dururum. Çok tanıduk!" Değneğiyle koluna vurup yana iteledi. "Çekil hau yana!" Dama girip gözden kayboldu.
Reklam
Açıklama ileti de olacak , sakin olun
Hz. Peygamber (s.a.v.), bir Ramazan veya Kurban Bayramı günü namazgâha çıkar. Namazı kıldırıp hutbe verdikten sonra kadınların bulunduğu bölüme geçer. Onlara hitap ederek sadaka vermelerini, iyilik yapmalarını tavsiye eder. Bu esrada neşeli, bayram havası içinde geçen bir diyalog yaşanır. Efendimiz şöyle buyurur: ​"Ey kadınlar topluluğu! Sadaka veriniz, istiğfarı çok yapınız. Çünkü ben cehennemliklerin çoğunun sizler olduğunu gördüm." ​Orada bulunan iradesi güçlü, zeki bir kadın (Cezlâ) sorar: "Ya Resulullah, biz ne yaptık da cehennemliklerin çoğu bizden oluyor?" Hz. Peygamber cevap verir: "Çünkü siz çokça şikayetçi olur (veya lanet eder) ve kocalarınızın iyiliklerine karşı nankörlük edersiniz. Akıl ve din yönünden eksik olanlar arasında, ihtiyatlı ve aklı başında bir erkeğin aklını sizin kadar çelebilen (etkileyebilen) birini görmedim." ​Kadınlar tekrar sorar: "Aklımızın ve dinimizin eksikliği nedir ya Resulullah?" Efendimiz şu cevabı verir: "İki kadının şahitliğinin bir erkeğin şahitliğine denk olması aklın eksikliğinden; hayız (regl) dönemlerinde günlerce namaz kılmaması ve Ramazan'da oruç tutmaması da dinin eksikliğindendir."
"Belki de gerçek taşıyamayacağı kadar ağır geliyor ona? Hangimize gelmez ki zaman zaman ?..
İnsan gömdüğü şeyin gömüldüğü bu çok derin yerden asla çıkamayacağını, orada çürüyüp yok olacağını sanıyor. Ama öyle olmuyor, aksine gömülen şey katılaşıyor, zonklayan bşr ağrı haline geliyor ve katılaşan bu kitle bir de üstüne enfekte oluyor, insanın bilincine de belleğine de irin gibi, ince ince sızıyor. Zehirliyor.
Sen değiştiğinde, aradıklarının da sana doğru geldiğini görürsün.
Suyu arayan adam değil Suyun aradığı adam ol sen de Sen doğu olursan güneş sana gelecektir Sen kuşluk olursan kuş sen de ötecektir
Sayfa 41 - Diriliş Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Reklam