İlhan kargı

İlhan kargı
@deadpool54
" Tanrı'dan güç istedim, beni güçlü kılması için acılar verdi; cesaret istedim, yenebilmem için tehlikeler verdi; bilgelik istedim, çözebilmem için daha çok sorunla karşılaştım. "
Sayfa 27·Kitabı okuyor
Reklam
hayatımın, başı ve sonu belliydi; hiç olmazsa ortasını kaçırmamalıyım.
Sayfa 447 - İletişim·Kitabı okudu
Edebiyat
"Bu oyunlarından usandım," dedi Bilge. Gerçek biri olmak istiyorum senin için. Yaşadığımı anlamanı, odada dolaştığım sırada beni görmeni, birtakım dertlerim olabileceğini hissetmeni istiyorum. Bana bakmanı istiyorum. Oysa sen, yalnız kafandakilerle ilgilisin. Beni görmüyorsun." Gözleri dolmuştu: "Göreceksin, bir gün bırakacağım seni."
#KonuşanResimler
Ne kadar sürdü bilmiyorum düşüncelerimin belirsizliği. Sanki beynim bir çöp yığını.Bir çöp kamyonu gelse ya! Döksem ne varsa içimdeki pisliği… Birkaç insan gitse, Birkaç anı, Birkaç söz, Birkaç kadın, Birkaç adam. Boşalsa beyin kıvrımlarım. Belki daha fazla beyazlığa kalır ortalık. O zaman dağılan o pislikten arda kalan tüm odalarıma yapacağım şöyle bir bahar temizliği. Geçmişe ait ne varsa arındıracağım tek tek. Sanki sandıktan ak pak patiska çarşaflar çıkarır gibi çıkaracağım gelecek hesaplarımı. Tabiatta olur mu bilmem? Bence sadece insana has bu ince, hin güdüler. Hastalıklı hallerle ortaya çıkan, kendini kendinden ediş. Her gün tekrarlanan cümlelerin intihar girişimi. Neyi ne kadar yapacağımıza dair yapılan tüm o öğüt müsveddeleri. Daha önce tecrübe eden her canlının hiç durmadan, bir çalar saati kurması gibi. Her gün yeniden doğan güneş bir gün yüzünü başka bir yere çevirse dağılacak ateşten kor kelimeler. Bitmeyen, bitmeyecek insanoğlunun “ben demiştim” halleri. Asıl hastalık ne zaman başladı. İnsanoğlunun yaşayan tüm bu garip hallere karşı verdiği savaşta ilk kim kılıcı çekti. Büyük umutların yerle bir olmasının ilk örneği “Shakespeare”in yazdığı piyeslere mi dayanır yoksa ilk reddedilişimizi yediğimiz, aşk güdülerimizi hayvani dürtülerimiz ile aldatıp kendimizi kandırdığımız ah o Freud yüklü DNA’mıza mı? Herkesi sevme eylemine kapılıp düşmanımızı aynada kendimiz ilan ettiğimiz, neden benlerle iyi ki benlere geçtiğimiz, pembe bulutları yokluk ve varlık bilinciyle kalbimize sıkı sıkıya kilitlediğimiz ah o “Nietzsche”li çiçek zamanları… Tutunamadığımız ne varsa kendi sayısı kendinden menkul yüzlerimiz, suretlerimiz… Kendimize söylediğimiz ah o süslü püslü, allı güllü yalanlar… Hâlbuki bir tiyatro sahnesi değil miydi tüm olayların size uğramadan geçtiği, oyuncunun