Galileo’nun aletleri kuramın cisimleşmesini sağlamıştır. Galilei ile, duyulara verilen dünya ile gerçek dünya, bilimin dünyası arasında bir kopukluk görüyoruz. Bu gerçek dünya, cisimleşmiş geometrinin dünyasıdır. Belli bir bilimsel amaç için, çıplak gözle görülemeyen şeyleri gözlerimize görünür kılmak için yapılmıştır. Bununla gözlenebilirin, yani, Galileo öncesi bilimin temeli olan duyulur algıya verilmiş şeyin sınırlarını asmamızı sağlayan, maddeyle somutlaşmış bir kuramın ilk örneğini görüyoruz.
Böylece, matematiği fiziksel gerçekliğin temeli yapıp, zorunlu olarak niteliksel dünyayı bırakmaya, Aristotelesçi dünyayı oluşturan bütün duyulur nitelikleri öznel ya da canlı varlığa göreli bir alana göndermeye vardık Galileo. Şu halde, kopmaz son derece derindir.
Galileo biliminin ortaya çıkışından önce , duyularınıza verilmiş dünyayı, gerçek dünya diye kabul ediyorduk. Galileo’dan sonra, duyulara verilen dünyayla gerçek Dünya, bilimin dünyası arasında bir kopukluk görüyoruz. Bu gerçek dünya, cisimleşmiş geometrinin, gerçekleşmiş geometrinin dünyasıdır.
Bununla , yeniden doğuştan tam anlamıyla çıkıyoruz; bu temeller üzerinde, Galileo fiziği’nin, onun Decart yorumunun üzerinde bizim bildiğimiz bilim oluşacak, 17. yüzyılın Newton’un tamamladığı büyük ve en birleşimi kurulabilecektir.