Aşçı dede Erzincan hatırası
(Erzincan'da bulunduğu sırada Aşçı dede sütü bir gün önceden tedarik ederek Camiiye gitmiş. Camii şerifin önünde meydanda insanlar yatsıdan önce hasırların üzerine oturmuş ezanı beklemişler. İftar etmişler. Yatsı ezanı okunup namaz kılındıktan sonra Mirâciyye kıraat olunmuş. Kıraati Aşçı dede icra etmiş. Kıraati okurken peygamber efendimize süt arz olunduğu kısmı gelince orada bulunanlara şekerli süt ikram etmiş. Sütler dağıtılınca gülbank çekme vazifesini de yerine getirmiş. O gün Mirâciyye okunma geleneği Erzincan'da başlamış.)
Sayfa 39·Kitabı okuyor
Alıntı
Onlar kim!
Biz şimdi aksülamel devrinde yaşıyoruz. Kendimizi sevmiyoruz... Dede'yi Wagner olmadığı için, Yunus'u Verlaine, Baki'yi Goethe ve Gide yapamadığımız için beğenmiyoruz.
Sayfa 267·Kitabı okuyor
Reklam
O mavi gözlerini üzerime dikerek ve elinin tersiyle geniş alnının üstüne saçlarını ata ata bana Chopin'den, Liszt'ten, Dede Efendi'den, Boutroux'dan, Bergson'dan, Hacı Bayram ve Yunus'tan bahsederken onu nasıl dinleyecektim?
Sayfa 313 - Dergah Yayınları 16. Baskı Eylül 2016
sevildiğini hep teyid etmek isteyenler :)
Nasılsın dede, beni özledin mi? Dede: İyiyim, hamdolsun, sen nasılsın, sen beni özledin mi de beni özledin mi diyorsun? dedi.
Sayfa 298 - Ketebe Yayıncılık·Kitabı okuyor
Sonra ne oldu? Hiç.. Çünkü parti hükümetleri ciddi işlerle değil, ıvır zıvırla uğraşıyor, kendisine oy vermeyen Kırşehiri ilçe haline getiriyor ve Millî Eğitim Bakanlı-ğına kadar yükselmiş bir adam da daha 50 yıl iktidarda kalacaklarını söylemek gibi aklın kabul edemeyeceği he-zeyanlar savuruyordu. O zamanki anket uygulanamadığı gibi bizim listelerin de atıldığı muhakkaktır. Yoksa Milli Eğitim arşivlerinde bulunması icab eder. Zamanla AP Hükümeti iş başına geldi. Daha akıllı iş görerek bunu anketle değil, bir komisyonla yapmaya karar verdi. Fakat burada da büyük bir yanlış yapıldı: 1000 Temel Eser'in, İkinci Beş Yıllık Plân süresince ortaya konulması kararlaştırıldı. Buna göre yılda 200 ese-rin basılması gerekiyor, bu da aşağı yukarı iki günde bir eser çıkarmak anlamına geliyordu. Fakat 5 yılda 1000 değil de 100 eser basılsa bile, türlü beynelmilelci ve vatan ihaneti aşılayan kitaplarla zehir-lenen, Türklükten koparılan gençlerin bir kısmını olsun kurtarabilecek nitelikte olduğu muhakkaktı. Nitekim Orkun Yazıtları, Kaşgarh Mahmud, Dede Korkut gibi ana eserlerle Türk milletine âdeta susadığı eserlerin verilme-sine başlanmıştı. Fakat ne oldu? Birkaç solcu profesörün kışkırtmasıyla Millî Eğitim Bakanlığı bu seriyi durdurdu. Halbuki beklenen şey bunun durdurulması değil, aralarına bundan sonra bazı zayıf eserlerin karışmasını önleyecek tedbirlerin alınması, komisyonun kuvvetlendirilmesi ve eserlerin pek ucuz olan 5 liralık satış fiyatının çoğaltıl-masıyla telif ücretlerinin biraz azaltılması sayesinde hazineye bir miktar gelir sağlamak olacaktı. Şimdi Kültür Bakanlığı 3 seri halinde yeni eserler bas-tırarak bu zararı gidermeye çalışıyor. Bu teşebbüsün de önünde sonunda akim kalacağını bildiğim için cevabımı kamuoyu önünde açıklamayı. Demokrat Parti zamanında boşuna
Sayfa 260 - Ötüken, 1 Kasım 1971, Sayı: 112·Kitabı okuyor
Bölük komutanı üsteğmen Secaettin..!
... Biz Dersim’de temizlik hareketine başlamıştık. Bir mağara­ da bir aile bulduk. Dede, baba, anne ve 5-6 yaşlarında bir çocuk. Büyükleri orada süngüleyerek temizledik. Çocuğun ağzından birşey alırız diye öldürmedik. Çünkü biz Dersimli yetişkinlerin ağzından birşey alamıyorduk. Onları hemen kesiyorduk. Biliyor­duk ki yine de bir şey söylemiyecekler. Çocuk korkmasın diye, anasını, babasını ve dedesini keserken onu uzaklaştırmıştık. Ço­cukla dost olmaya çalışıyorduk. Yemek verdik, şeker verdik; ye­miyordu. Bir ara üzerimizden bir uçağımız geçti. O tuttuğumuz ve kasılı vaziyette bulunan çocuk hemen olduğu yerde gerildi, bir sopa aldı ve tıpkı bir tüfek gibi uçağımıza nişan aldı. Bu hareke­tine oldukça kızmıştım. Emir verdim, ‘temizleyin bu piçi’ diye. Askerler süngülediler ve kayalıktan aşağıya attılar."
Sayfa 51 - Aram Yayınları, 4.Baskı: Nisan 2016·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
Reklam
Reklam