Anne Rabe, bir ülkenin (Doğu Almanya'nın) totaliter rejiminin, bir evin oturma odasına, bir çocuğun yatak odasına nasıl sızdığını harika anlatıyor. Devletin baskıcı yapısı, dede üzerinden babaya, babadan anneye ve en son çocuk Stine’ye kadar ulaşıyor. Kitap bize şunu söylüyor: Toplumlar geçmişlerindeki diktatörlüklerle, canavarlıklarla yüzleşmedikçe, o canavar evlerin içinde yaşamaya ve çocukları zehirlemeye devam eder.Kitapta beni en çok etkileyen şey, şiddetten ziyade o şiddetin etrafını saran sessizlik duvarı. Herkes her şeyi biliyor, babaanne eziyet çekiyor, anne çocukları hırpalıyor, dede muhbirlik yapıyor ama aile içinde hiçbir şey konuşulmuyor. Yazar, bu halının altına süpürme kültürünün acıdan daha tehlikeli olduğunu, çünkü sessizliğin travmayı büyütüp bir sonraki kuşağa aktardığını çok net gösteriyor.O kadar akıcı bir hikayeki ,kitabın sonuna kadar hiç sıkılmadım.İkinci dünya savaşını hep yahudi ve nazi üzerinden okudum,kitabı almadan önce bi kararsız kaldım,ama bu bambaşka bir yönden irdelemiş hikayeyi,çok başarılı ,kesinlikle okunmalı.