Bir bedevîye denildi: “Dua etmeyi biliyor musun?” Dedi ki: “Evet.” Denildi ki: “Öyleyse dua et…” Bedevî şöyle dedi: “Allah’ım! Bize İslâm’ı lütfettin, oysa senden istememiştik. Öyleyse, senden istediğimiz halde bizi cennetten mahrum bırakma.”
Din
19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu neredeyse her on yılda bir büyük bir savaşa giriyor (1828-29 Rus Savaşı, Kırım Savaşı vb.) ve bu savaşlar Anadolu’nun Müslüman-Türk erkek nüfusunu adeta eritiyordu. Üretim Durmuştu: Anadolu’da tarlayı ekecek köylü, devlete vergi verecek mükellef ve orduya alınacak asker kalmamıştı. Geniş tarım arazileri boş kalmıştı. Taze Kan: Çerkesler, Abhazlar, Çeçenler, Dağıstanlılar gibi savaşçı ve tarım kültürüne sahip yüz binlerce Kafkasyalı muhacir, Anadolu’nun boşalan tarım arazilerine yerleştirilerek ekonomiye can suyu yapıldı. İkinci kuşaktan itibaren bu nüfus, Osmanlı ordusunun en sadık askeri gücü haline gelecekti (Nitekim Teşkilat-ı Mahsusa’nın ve son dönem elit askeri kadroların önemli kısmı Kafkas muhacirleridir). İmparatorluğun en büyük korkusu, Balkanlar'da yaşanan toprak kayıplarının ve bağımsızlık isyanlarının Anadolu'da (Doğu Anadolu'da Ermeniler, Karadeniz'de Rumlar vasıtasıyla) tekrarlanmasıydı. Rusya bu azınlıkları kışkırtıyordu. Osmanlı Devlet Aklı, gelen Kafkas muhacirlerini rastgele değil, stratejik bir harita mühendisliğiyle yerleştirdi. Doğu Anadolu (Ermeni Bölgesi): Ermeni nüfusunun yoğun olduğu ve Rusya’nın nüfuz etmeye çalıştığı Doğu Anadolu hatlarına (Kars, Erzurum, Sivas, Muş, Van çevrelerine) yoğun şekilde Çerkes ve Kafkas toplulukları yerleştirildi. Amaç, Ermeni nüfus üstünlüğünü kırmak ve Rusya ile Ermeni tebaası arasına sadık, Ruslardan nefret eden Müslüman bir tampon duvar örmekti. Karadeniz (Rum Bölgesi): Karadeniz kıyılarına ve Samsun, Tokat, Amasya hattına yerleştirilen muhacirlerle, bölgedeki kadim Rum nüfusunun demografik ağırlığı dengelenmeye çalışıldı. Balkanlar ve Şam Hattı: Benzer şekilde, Hristiyan isyanlarını baskılamak için Balkanlar’a (Bulgaristan, Kosova) ve yerel bedevi/Dürzi isyanlarını
Tarih
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Nec faz esse ulla me voluptate hic frui Decrevi, tantisper dum ille abest meus particeps Onunla her şeyi paylaşmak zevkinden yoksun kalınca, Hiçbir zevki tatmamaya karar verdim." Terentius
Hacdan gelen birini ziyarete geldim. Çocuklara oyuncaklar almış. Oyuncaklardan biri de üzerinde bedevi olan bir deve. Düğmeye basınca bedevi zikir çekmeye başlıyor. Çocuklardam çok büyükler oynadı düğmeye basıp basıp bana bakıyorlar. 🤣🤣 Ne bekliyorlar acaba? Bir noktadan sonra benim de deveye binip eşlik etmemi falan mı 🤣
1000Kitap
SELEFÎ-VEHHABÎ-ŞİÂ ve EHL-İ SÜNNET...
(...) Sürekli İslâm’ın temellerine yönelik bir saldırı ve sözüm ona “düzeltme” anlayışındaki Selefî geleneğinden bir ilkel Vehhabî alalım… Bakıyor, Batı’ya: Adam muazzam bir medeniyet kurmuş… Felsefesiyle, sanatıyla, çeşit çeşit ilimleriyle, her şeyiyle… Bunlardan hiçbir şey anlamıyor… Haydi bir şeyler anladı diyelim; İslâm tasavvufundan habersiz olduğu için, bunlara ne yönden bakacağını, nasıl katılacağını, itiraz edecekse ne yönden edeceğini bilemiyor… Ve kolayca çıkıyor işin içinden: "Kâfir!" __Tamam kâfir de yâni ne?.. Gördük hep burada; “namaz kılanın psikolojiye, zekât verenin sosyolojiye ihtiyacı olmaz” gibi güdük anlayışlar da çıktı… Kendi inancıyla dünyada olup bitenler arasında bir ilgi kuramıyor; işte zurnanın zırt dediği yer ve Büyük Doğu-İbda‘nın rakibsiz olduğu alan budur… Bir şey anlamayınca, işte o kâfir, biz de İslâmı düzgün yaşarsak, çok duâ edersek, onun esaretinden kurtuluruz falan… Peki, sonuç alınamazsa? O zaman gidiyor kâfir dediği adama;__ "Bana silah ver ha!" N’apacan oğlum silahı? "Cihad edicem!" Tamam, et de şu tarafa doğru et! Adam önce kahkahasını patlatıyor, ondan sonra da gel diyor: Ne kadar paran var, hangisinden istiyorsun, kullanmayı öğretmek için de şu kadar alırım, vesaire… Dostum, sen orada koskoca sosyoloji gibi bir meseleye arkanı dönüp, onu zekât gibi bir mevzuya bağlarsan, bu karikatürün konusu olursun zaten… Haydi diyelim, nasıl yapılacağını öğrendin, silah da yaptın, cihadını kendi silahınla yapıyorsun, öyle farzedelim… İslâma Muhatab Anlayış eşittir silah yapmak!.. Daha ileri gidelim: Batılıları yendin, mahvettin, bitirdin… Ee, şimdi ne olacak?.. Nasıl bir medeniyet kuracaksın?.. Önüne gelen hangi meseleye ne yönden bakacaksın?.. Yapacağın şey belli, örneklerini de gördük: 1000 sene geriye dönelim,
Akademya Yazıları
Bir bedevi çadırında kahve keyfi Çöl töre kahve bedeviler çölün katı töresinin belirlediği bir yaşam kahve içmekten konuk ağırlamaya düğünden ölüme ıssız çöllerde hırçın vadilerde hayat sürdüren konar göçer bedeviler Atlas sayı 103 ekim 2001 Kul Nefsani az gitti uz gitti çöllerin katı ve bozulmayan törelerini aciz kalemi ile yazmaya çalıştı şehirlerde parklarda mola verdi kahve telvesini çayın demini tattı ve en son bir bedevi çadırına konuk oldu Nefsani şöyle anlatıyor hatıratlarını torunlarına bırakacağı yadigarlarını kadınlar peçe takmıştı çadır kuruyorlardı kadınlar her zamanki gibi çilekeşti koskoca çadırları açıp ıssız çöle onlar kuruyordu deveci mukhsininin geleneğe bağlı bir yaşamı vardı kahve içmekten hoşlanır her gelen misafire köpüklü iki şekerli muhabbetin en koyusundan kahve pişirtir misafiri aç bırakmaz yolda koymaz İkram edene ikram edileceğini iyi bilir konar göçer bugün var yarın yokuz diyip gittiğimiz yerde bizede ikram edilsin dedikten sonra misafire ikramı bol tutmak bir bedevi yasasıdır derdi iki kahve iki şeker dedi Hadija kadın bir çok milletin töresinde örfünde göçebelik vardır nasıl siz türklerde yörükler varsa biz araplarda bedevilik vardır ağam diyordu arap muhsin oldukça zor bir hayat sürer doğanın zor şartlarına direnmeye gayret gösteririz kıl çadırlar soğuğu keser kimi bedevi zor şartlara dayanamayıp şehre yerleşmiştir biz bedeviler Allaha ve ahiret gününe inanır harcayacaklarımızı onun yoluna harcar onun yakınlığını dileriz
Din