Albert Birkle'nin 1921 tarihli (Gece Sokağı) adlı eseri
Ressam, I. Dünya Savaşı sonrası Almanya’nın sosyo-psikolojik çöküntüsünü, fakirlik ve kentsel yabancılaşmayı bu eserde izleyicilere neredeyse iliklerine kadar hissettiriyor Bu eser Weimar Dönemi'ne ait başyapıtlardan biridir. Sanatçının henüz 21 yaşındayken kağıt üzerine füzen (kömür) kalem ile yaptığı bu eser dönemiekspresyonist (dışavurumcu) ve Yeni Nesnelci (Neue Sachlichkeit) eğilimlerini çarpıcı bir şekilde sentezler. Sol alt köşedeki yaşlı, yorgun adamın yüzü, doğrudan izleyiciye bakar. Gözlerindeki boşluk ve çaresizlik, tüm dönemin kolektif ruh halini özetler. Figürlerin kulakları, burunları ve elleri bilinçli olarak deforme edilmiş. Kompozisyonda figürler ile arabayı çeken atların arasında bilinçli bir paralellik kurulmuştur. Hem figürler hem atlar çökmüş, yorgun ve zayıf yani İşçi sınıfı ile yük hayvanları aynı kaderi paylaşıyor resimde, her ikisi de gecenin karanlığında, bitmek bilmeyen bir sömürünün altında ezilmektedir.
Sanat
Ressam Victor Braune 1931 yılında kendi portresini yaparken sağ gözünü deforme olmuş, kopmuş şekilde resmetmiş, Kendini hangi sebepten dolayı böyle resmetti bilinmez ama 7 yıl sonra iki İspanyol ressamın kavgasını ayırmak isterken sağ gözünden olmuştur.
Sanat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Siyakat yazısı, Osmanlı bürokrasisinin finansal kozmik odası olan Bab-ı Defteri’nin (Defterdarlık) hem dili hem de şifreleme algoritmasıdır. Kökeni Emevi ve Abbasi mali idarelerine kadar uzanan, Selçuklular vasıtasıyla Osmanlı’ya aktarılan bu yazı tarzı, estetik bir kaygıdan ziyade tamamen işlevsellik, hız ve en önemlisi kurumsal bilgi güvenliği sağlamak amacıyla geliştirilmiştir. Siyakat’ı sıradan bir el yazısından ayıran ve onu adeta bir kriptoloji unsuruna dönüştüren temel yapısal özellikler. Noktasızlık (İ’camın Terki): Arap alfabesindeki pek çok harfi birbirinden ayıran noktalar Siyakat yazısında neredeyse tamamen terk edilir. Noktalar konulmadığı için kelimelerin ne olduğunu sadece kelime kalıplarına ve cümlenin bağlamına hakim olan uzmanlar çözebilir. Aşırı Kısaltma ve İstilâhlar: Kelimeler, mali bürokrasinin kendi içinde geliştirdiği özel stenografik (kısaltma) formüllerle yazılır. Standart kurallara göre yazılmayan bu kelimeler, harflerin birbirine benzersiz biçimlerde eklemlenmesiyle adeta birer sembole (logograma) dönüşür. Siyakat (Divani) Rakamları: Bu yazı sisteminin en özgün tarafı matematiksel kayıtların tutulma şeklidir. Siyakat’ta kullanılan rakamlar bildiğimiz Hint-Arap rakamları (1, 2, 3...) değildir. Arapça sayı isimlerinin (vâhid, isneyn, selâse, aşere, miye, elf) katipler tarafından çok hızlı yazılırken deforme edilmesiyle ortaya çıkmış özel sembollerdir. Bu rakamlar basamak değerlerine göre (birlikler, onluklar, yüzlükler, binlikler) dikey olarak üst üste veya yan yana istiflenerek yazılır. Osmanlı Devleti, imparatorluğun vergi potansiyelini, askeri harcamalarını, hazine nakit dengesini ve arazi tahrir kayıtlarını sıradan gözlerden ve yabancı unsurlardan korumak için Siyakat yazısını bilinçli bir kurumsal barikat olarak kullanmıştır. Siyakat
Tarih
"Yalan söylemek insanı hızlı yaşlandırır" demiştim bir kaç sene önce, hızlı deforme olan eş dost bu söylemimden çok rahatsız olmuştu. Sevdiklerimi rahatsız etmemek adına ben de bu söylemi kendime saklayıp, doğru bildiğim yolda yaşamaya en azından kendi çekirdek ailemde yalansız ilişkiler kurmak gibi bir amaç edinerek bir yaşam kurgusu oluşturmuştum. Sabah Oksijen'e biraz bakayım derken The New York Times'da yayınlanan Christina Caron'un türkçeleştirilmiş makalesi beni şaşırttı. Vaktiniz varsa okuyun, neden yanlış trene bindiğimiz halde ısrarcı olalım ki. Ne demişti Dostoyevsky: "Yanlış trene bindiğimizde, yola devam ettikçe geri dönüş maliyeti artar" tam hatırlayamamış olabilirim, affedin :) Verimli bir hafta olsun. Özbenliği ile Rol benliği arasında bağ kurabilen herkes doğru bir şeyler yapıyor demektir. Hatırlayalım güzel sözü: Herkes yapıyor olsa bile; Yanlış yanlıştır. Hiç kimse yapmıyor olsa bile, Doğru doğrudur. Yazılarıma göz atmak isterseniz Web Sitem: seymareyhangozen.com #GazeteOksijen #Makale #ÖzBenlik #RolBenlik #HayataDair
İmgeler deforme oluyor, soluklaşıyor. İnsan kelimeleri kendiyle birlikte taşıyor. Simone de Beauvoir
Düşünce
Deforme olmuş şu devirde pek çok duygu ve erdem gibi kişi,ilişki ve evliliklerin içi boşaltıldı,pek çok safiyane hisler de mevcut dejenere düzenden payını aldı.Günümüz 21.yy. ilişkilerine herhangi bir ad,sıfat,tanım konulmaz oldu çünkü pek cok kimse bu postmodern,tüketim çağında,popüler kültürde,ilişkilerin fast food tüketir gibi tüketildiği,insanların birbirini alternatif olarak görüp açık büfe gibi değerlendirdiği bu girdapta tek bir kişiye ait olmaktan,ona bağlı olup sadakat duyup sorumluluk almaktan,aidiyet hissiyatının mesuliyetinden,gönül borcu altına girmekten,ahde vefada bulunmaktan ve bu durumun etik minvalde yaratacağı vicdanî ağırlık,mecburiyetler,yükümlülükler,hesap verme,mantık-duygu arasındaki muhasebenin yarattığı gerilim ve ilişkinin mükellefiyetinden imtina etmektedir.Velhasıl kelam ucuzluk meşrulaşırken şahsiyetsizlik normalize edildi.