Gerçekten doğru yöne mi gidiyorsunuz?
16 bölüm boyunca sahada toz yutmuş, yara almış ama yönünü bulmuş bir pusulayı takip edeceksiniz. İster baştan sona okuyun ister en çok canınızın yandığı bölümden başlayın. Ama şunu sorun kendinize: Sadece daha hızlı mı koşuyorsunuz, yoksa gerçekten doğru yöne mi gidiyorsunuz?
Kitap Alıntısı
alt dudağım titreyerek, "beni mutlu eden şeyler listeme seni eklemek için çok mu geç oldu? önemli değil, yine de seni ekliyorum," dedim. yanağında bir gamze belirdi ve bana bunu zaten biliyormuş gibi baktı. başıyla evini işaret ederek, "gel, bella," diye mırıldandı. eklemlerim kilitlenmeden önce tek bir adım attım, ayaklarım yere yapıştı ve hareket edemedim. benim hareket edemediğimi fark ettiğinde diğer yanağındaki gamzesi belirdi. eve bakarak, "komik olan ne?" diye mırıldandım. “evimize girmek için neden bu kadar gerginsin? benim gergin olmam gerekmez miydi?" "hayır," diye homurdandım. koltuk altlarımda ter birikmeye başlamıştı ve beynim bizim evimiz demesine takılmış ve orada sıkışıp kalmıştı. açıkçası, beni buraya en son getirdiğinde yaptıklarından dolayı hâlá çok utanıyordum. ve bu durumla ilgili daha da rahatsız edici olan şey, onunla kalmamı istemesiydi. çünkü kahrolası bir nedenden dolayı, enzo sevilmeye değer biri olduğuma karar vermişti. sanırım tekne kazası geçirdiğimizde o kadar sert kafasını vurmuştu ki aklını kaybetmişti ama ben onu bırakamayacak kadar bencildim. o gün ikimiz de bir parçamızı kaybetmiştik. ama o deniz fenerinde takılıp kaldığımız zaman diliminde geriye kalan dağınık parçalarımızı yavaş yavaş birleştirdik, ta ki birlikte olmamızın ayrı olmamızdan daha anlamlı olduğuna anlayana kadar. enzo'nun sevilmeye değer olduğuna şüphe yoktu ve bu beni korkutsa da artık ondan kaçmak istemiyordum. ön kapının önünde durup gözleri güneş ışığından parıldarken tamamen bana döndü. sıcaklıktan yoksun olsa da pat diye, "ne?" diye sordum. yüzünde bir sırıtış belirdi ve göğsüme çarpan eller dondu. kalbim ve vücudum gerçekten sinir bozucu olan bu basit hareketle felç oldu. "seni affettiğimi biliyorum, değil mi?" diye sordu. burnumu çektim. "bu
Sayfa 340·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"hiç söylemedim ancak..." diyerek masanın üzerinde birleştirdiğim parmaklarımla oynamaya başladım. "adamlara karşı beni koruduğun için teşekkür ederim." şefkatle gülümseyerek, "seni korumayacağımı mı düşünüyorsun?" dedi. "başına bir iş gelse ailenden sonra en çok üzülen ben olurum, mahira. başımıza sürekli iş açan, yaramazlıkları bitmeyen bu kıza zarar gelirse kahroluruz." tereddüt etmeden, "sen de ailemsin," dedim. sancak abinin yeri her zaman özel olacaktı. beklemiyormuş gibi, "ne?" dedi. "ailemsin," dedim yeniden. "ailenim," diyerek şefkatle gülümsedi ve göz kırptı. duygulanmıştım. gözlerim dolmuştu. burnum akmaya başlayınca, elimin tersiyle burnumu silip gülümsedim. "biliyorum," dedim zorlukla konuşarak. "bu yüzden daha dikkatli olacağım." "anlamana sevindim, güzelim," dedi. ayağa kalkarak elini uzattı ve gülümsedi. gözleri ay ışığında parlıyordu ve korumacı göğsü her nefes alıp verdiğinde şefkatle yükseliyordu. "şimdi en sevdiğin jelibonlu dondurmadan yemeye gidelim mi?" uzattığı eline bakarken, kalbim göğsümden fırlayıp kanatlanacak gibiydi. daha önce elini tutmadığımdan değildi ama bedenimdeki heyecan gittikçe artıyordu. "tutmayacak mısın güzelim?" hafif kısık, derinden gelen sesi yutkunmama sebep oldu. elimi uzattığımda zaman kaybetmeden, elimi avcunun içine alarak bedenini kendine doğru çekti. göğsümün göğsüne çarpmasına saniyeler kala durup başımı yukarı doğru kaldırdım. ela gözleri kirpiklerinin altından muhteşem görünüyordu. "gerçekten mi?" bakışlarını benimkilerden ayırmadan dudağının tek kenarı havaya kalkacak şekilde gülümsedi ve başını salladı. "gerçekten güzelim," diyerek kolunu omzuma attı ve bedenimi sıcak göğsüne yasladı. "abine mesaj atalım da gelip bize katılsın. sonra kıskançlığından ayılıp bayılmasın." kaşlarımı yalandan çatarak,
Sayfa 91·Kitabı okudu
"Ölmek! Ah hayır, " Bunca yaşanmışlıktan, bunca acıdan sonra ölmeye değer mi? Ölmek, eskiden, yıllar önce bir karara vardığımda güzeldi ama şimdi gerçekten sefil yazgıma yardımcı olmak anlamına geliyor. Hayır yaşamak, sonuna kadar mücadele etmek, elimden alınan mutluluğa yeninden kavuşmak istiyorum! "
Sayfa 232 - ♞♛♕♜⸙♘♙♝·Kitabı okuyor
Alıntı
Romantik ilişkıler açısından karşımıza çıkan en büyük yanılgılardan birisi budur? Insanlar bir özellik için partner değiş-tirdiğinde, yeni gelen kişinin eski partnerinde sevdiği tüm özelliklere sahip bir şekilde geleceğini sanırlar. Bu gerçekten anlamsız bir beklentidir çünkü tüm insanlar eksiktir. Lego mantığıyla başka insanlarda sevdiğimiz özellikleri tek bir kişide toplama şansımız yoktur. Yani dışarıdan size cazip gözüken bir özelliği istediğinizde elinizdekilerden bir ya da birkaçını feda etmek zorunda kalacağınızı unutmayın. Peki bu istediğiniz özellik elinizdekileri yitirmeye değer mi? Diğer taraftan çok daha farklı bir yaklaşım sergileyip eşinizi keşfetmeyi hiç denediniz mi? Belki de arzuladığınız o özellik derinlerde bir yerde saklıdır. Öyle ki eşiniz bile ona sahip olduğunu çoktan unutmuş olabilir. Neden olmasın? Serkan Karaismailoğlu | Aşktan Sonra-Elma Yayınları
“Gerçekten ciddi olan tek bir sorun vardır: Yaşam, yaşamaya değer mi değmez mi?”
Alıntı