Çoğumuz, babamız henüz hayattayken onun yüzüne bir kere bile dikkatle bakmayız. Baba, “baba” demeye başladığımız günden itibaren sürekli karşımızda duran bir alışkanlıktır. Yıllarca babamızdan değil, bir alışkanlıktan bahsederiz: Annemize, “babam bugün niçin gecikti? ” diye sorarız; kardeşimize, “babam yine su istiyor,” der ve dertleniriz; bazen de,”babama hangi yalanı uydursam,” diye planlar kurarız kafamızda. Baba, her seferinde, bize biraz uzak, biraz yabancı birisidir. Her gün elbiselerini giydirip sokaklara saldığımız o” biraz” yabancının, zamanın karşısında nasıl da eriyip gittiğini fark etmeyiz bile. Oysa ilkin ve hep onun elbiseleri yaşlanır, ilkin ve hep onun saçları ağarır, ilkin ve hep o öksürür. Bir alışkanlığın perde gerisinden baktığımız o yüzde zaman, çizgilerden, girintilerden ve çıkıntılardan yeni bir yüz yapar; bunu da fark etmeyiz. İçimizden az buçuk dikkat kesilenler bilirler ki, baba, gözaltlarındaki torbalarda yorgunluk biriktiren kederli göçmenidir evimizin. Bir an gelir, gözaltlarındaki torbaların bağcığını gözlerinin feriyle bağlayamaz olur artık. O iki bağcık da, hiç ummadığımız bir vakitte, hiç ummadığımız bir yerde çözülüverir. Çözülüverir ve babamız, bizden sakladığı bütün yorgunlukları orta yerde bırakıp, kederli yüzünü terk eder. Biliyor musunuz? Babamız bir gün gerçekten ölür! Ali Ayçil
Burdan gördüğüm bilgili ve donanımlı olduğuna inandığım bir adam vardı. Tanışıp instagrama geçtik aynı şehirden çıktık, sürekli buluşmak istemeye başladı ama hakkını yemeyelim taciz ederek değil gayet nazik bir üslupla. Zaten bilgili bir insan kaba olmamalı. Fakat ben onunla buluşmak için değil onun bilgi birikiminden bir şeyler öğrenmek için konuşuyordum. En sonunda böyle olunca seninle konuşmamızın bir anlamı yok deyip darılarak gitti bende bye bye dedim doğal olarak. Yine de oldukça zeki ve komik biriydi keşke böyle yapmasaydı.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bu çıplak geceler yok mu, bu plak böyle ağlamıyor mu camları kırmak işten değil delirecek miyim neyim kirpiklerimden mısra dökülüyor Atilla İlhan
İnsan, dünyaya sahip olmakla değil, ancak sevebilme kapasitesini büyüterek özgürleşir. Hayatın bize verdiği en büyük ders; dışsal parıltıların esiri olmaktan vazgeçip, kendi içsel zenginliğimizi inşa etme cesaretini gösterebilmektir.
Haklı çıkmak için verdiğin her kavga, ruhunu başkalarının onayına köle eder. En büyük zafer, seninle aynı fikirde olmayanların zihnini değiştirmek değil; kendi zihninin sükunetini korumaktır.
Rakı yeni bitti. Şimdi yatağa gidiyorum ama gecenin sarhoşluğu rakıdan değil; tenine bir türlü dokunamayan özlemimden. İçimde yanan şeyi ne gece söndürebiliyor ne de uyku..