DOMINANCE – SUBMISSION
Ben buna kısaca “Punish me sendromu” diyorum.
Uzun yıllar bir erkeği sadece içimde yaşadım.
Onu gerçek haliyle değil, zihnimde büyüttüğüm haliyle sevdim.
Bekledim, sustum, çoğu şeyi içimde biriktirdim.
Ve bu uzun bekleyişin içinde aşk, benim için “sakin bir his” olmaktan çıktı.İçimde nabzı olan bir şeye dönüştü;
yaklaştıkça derinleşen, uzaklaştıkça büyüyen bir çekime,daha çok yoğun, kontrolü zor, beni tamamen ele geçiren bir şeye dönüştü.
Onunla gerçek bir yakınlık ihtimali doğduğunda ise, içimde bir şey “normal” olanı yeterli bulmadı.
Çünkü ben zaten yıllarca normal bir yerden değil, hayal gücümün en uç yerinden sevmiştim.
O yüzden yakınlık başladığında sıradan bir temas değil;
tamamen teslim olabileceğim, kendimi bırakabileceğim bir deneyim aradım.
Kamçı, kelepçe, kölelik gibi imgeler benim için fiziksel şeylerden çok daha fazlasıydı.
Ben yıllarca duyguyu tek başıma taşıdığım için,
birine gerçekten yaklaştığımda “ben artık taşımak istemiyorum” noktasına geldim.
Bazen sevginin sıradan bir şekilde yaşanmasına inanamıyorum.
Çünkü içimde büyüttüğüm aşk hep aşırıydı, hep yoğundu, hep uçlardaydı.
Ama zamanla şunu fark etmeye başladım:
Benim istediğim şey aslında acı ya da sertlik değil.
Benim istediğim şey; tam teslimiyet, görülmek ve kontrolü güvenle bırakabilmek.
Bazen içimde yükselen şey sadece aşk değil;
teslim olma isteğiyle karışmış bir çekim.
Ve o çekim bazen şu cümleye dönüşüyor:
“Beni biraz daha yakına çek… ama ben kendi isteğimle sende eriyeyim.”