Bugün koskoca avm gezdim bir şey beğenmedim yok abim benim mekan trendyol trendyol fena büyülemis beni ve sipariş ettiğim hiçbir kiyafette kötü değil çuk oturuyor
Sosyal Medya sayesinde okulda öğrenmeye yanasmadiklarimizi ogrenip herbirimizin birer bilim insanına birer filozofa donusmesi münasebetiyle sosyal karnelerimizi almak hakkimiz değil mi yoldaslar?? Yasasin halklarin karne kardesligi..Bu kadar bilginin takdir edilmesi, her birimizin özellikle edebiyat/felsefe notlarının yeniden değerlendirilmesi gerek 😊
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ne yapacağımdan zaman bile emin değil. Belirsizlik zamansızlıkla güzeldir. Ruhuvera
1000Kitap
Çünkü sözün kıymeti, yalnızca söylenmesinde değil ne zaman susulacağının da bilinmesindedir. -i
Duygu ve Düşünce
HAZİRAN AYI OKUDUKLARIIM VE TBR
merhabalaarrr geçen gün bi iletimde bana kitap önermenizi istemiştim biraz yoksulluktaydım daa😭😊💗ve hepinizin önerdiiği kitapların çoğunu okumaya çalıştım bugüne kadaarr ve haziran ayı tbrsini ve okuduklarımı paylaşmak istediim 🐽💝 ayın ortasına geldik bile, ben de hem haziran başından beri büyük bir merakla bitirdiğim kitapları hem de ayın kalan günlerinde okumak istediğim o listeyi (yani şu tbr olayını) sizinle paylaşmak istedim. hadi gelin biraz konuşalım, dertleşelim! 👇✨ 📚 haziran başından beri bitirdiklerimm Ölüm Beni Bulana Dek : ismini ilk gördüğüm andan itibaren beni çok hüzünlü ve duygusal bir hikayenin beklediğini biliyordum aslında ama bu kadarını ben de tahmin etmemiştim. okurken gerçekten içimin burkulduğu, karakterlerin hislerini resmen kalbimde hissettiğim bir süreç oldu. duygusal dozu o kadar yüksek ve o kadar naif işlenmişti ki, hüzünlü kitapları sevenlerin kesinlikle şans vermesi gereken, insanı kendi içine döndüren çok etkileyici bir kurguydu. 🥺💔 Akhilleus’un Şarkısı : mitolojik hikayelere ve o evrenlerin büyüleyici atmosferine zaten çocukluğumdan beri apayrı bir ilgim var ama bu kitap benim için apayrı bir yerde duruyor artık. o kadar zarif, o kadar ince ince işlenmiş bir anlatımı vardı ki, her sayfasında o antik dünyanın havasını soludum resmen. ama o son sayfalar... canımı o kadar çok yaktı ve beni o kadar derin bir çaresizlikle baş başa bıraktı ki, kitabı kapattığımda gözyaşlarımı tutamadığımı itiraf etmeliyim. tam anlamıyla yürek burkan bir şaheserdi. 😭🏛️ Kargalar Meclisi : işte bu ayın benim için en büyük bombası ve heyecan kaynağı kesinlikle buydu! Kaz Brekker ve onun o her biri birbirinden yaralı, tekinsiz ama bir o kadar da sadık çetesiyle tanışmak harika bir deneyimdi. Ketterdam’ın o dumanlı, tehlikeli ve karanlık sokaklarında onlarla birlikte o imkansız, tam bir
İleti
DOMINANCE – SUBMISSION Ben buna kısaca “Punish me sendromu” diyorum. Uzun yıllar bir erkeği sadece içimde yaşadım. Onu gerçek haliyle değil, zihnimde büyüttüğüm haliyle sevdim. Bekledim, sustum, çoğu şeyi içimde biriktirdim. Ve bu uzun bekleyişin içinde aşk, benim için “sakin bir his” olmaktan çıktı.İçimde nabzı olan bir şeye dönüştü; yaklaştıkça derinleşen, uzaklaştıkça büyüyen bir çekime,daha çok yoğun, kontrolü zor, beni tamamen ele geçiren bir şeye dönüştü. Onunla gerçek bir yakınlık ihtimali doğduğunda ise, içimde bir şey “normal” olanı yeterli bulmadı. Çünkü ben zaten yıllarca normal bir yerden değil, hayal gücümün en uç yerinden sevmiştim. O yüzden yakınlık başladığında sıradan bir temas değil; tamamen teslim olabileceğim, kendimi bırakabileceğim bir deneyim aradım. Kamçı, kelepçe, kölelik gibi imgeler benim için fiziksel şeylerden çok daha fazlasıydı. Ben yıllarca duyguyu tek başıma taşıdığım için, birine gerçekten yaklaştığımda “ben artık taşımak istemiyorum” noktasına geldim. Bazen sevginin sıradan bir şekilde yaşanmasına inanamıyorum. Çünkü içimde büyüttüğüm aşk hep aşırıydı, hep yoğundu, hep uçlardaydı. Ama zamanla şunu fark etmeye başladım: Benim istediğim şey aslında acı ya da sertlik değil. Benim istediğim şey; tam teslimiyet, görülmek ve kontrolü güvenle bırakabilmek. Bazen içimde yükselen şey sadece aşk değil; teslim olma isteğiyle karışmış bir çekim. Ve o çekim bazen şu cümleye dönüşüyor: “Beni biraz daha yakına çek… ama ben kendi isteğimle sende eriyeyim.”