Puan vermedi·180 syf.··
2026 106. kitabı
Bugün sizlere düşündürücü bir kitap ile geldim. Çağlar ŞENGÜL ’ün yazdığı “Araf’ta Birkaç Yıl” romanı, insanın içindeki o hiç kapanmayan boşluğu, hep bir şeylerin eksik kalma hissini çok tanıdık ve içten bir yerden yakalayan bir eser. Hikaye, zihninin labirentlerinde kaybolmuş, kendi kurduğu hayalleri yine kendi elleriyle yıkan yalnız bir gencin dünyasını merkezine alıyor. Aslında her şey bir cuma günü, yanlış bir ders saatinde, adeta bir peri masalından fırlamışçasına karşısına çıkan o gizemli kızla ve sadece tek bir “merhaba” ile başlıyor. Ancak yazar, bu sıradan gibi görünen tanışmayı alelade bir aşk hikayesi olarak bırakmıyor; aksine karakterin kendi iç dünyasına, hatalarına ve hayatı algılayış biçimine tutulan keskin bir aynaya dönüştürüyor. Roman boyunca sadece iki insan arasındaki çekimi değil; bir insanın dürüstlükle bencillik, korkaklıkla cesaret arasında verdiği o sessiz ve amansız savaşı izliyoruz. Yazar aşkı, gözü hiçbir şeyi görmeyen fanatik bir taraftara benzetirken, huzuru ve o meşhur araf duygusunu okuyucunun iliklerine kadar hissettiriyor. Sayfaları çevirirken kendinizi çok güçlü bir sorunun karşısında buluyorsunuz: “Kolay elde edilmiş bir saadeti mi, yoksa insanı yücelten ıstırabı mı seçerdiniz?” Araf’ta Birkaç Yıl, sadece bir ilk gençlik ya da arayış romanı değil; insanın kendi içindeki labirentte yürüme, hayal kırıklıklarıyla dürüstçe yüzleşme ve nihayetinde o kaçınılmaz kabullenişin getirdiği huzuru arama rehberi. Yazarımızın emeğine sağlık. İyilikle ve kitapla kalın.
Araf’ta Birkaç YılÇağlar Şengül · İkinci Adam Yayınları · 20262 okunma
Puan vermedi·424 syf.··
2026 27. kitabı
Austen şahane bir yazar. Kitabın ismini temaya ve karakterlere o kadar uydurmuş ki okuduğum zaman bu denli etkilenebileceğimi asla düşünmezdim. Darcy'nin Elizabeth üsizeribdeki etkisi. Elizabethin ön yargıları. Darcy'nin yıkmamak üzere kurduğu kalın duvarların zaman içerisinde bir toz bulutuna dönüşmesi... İnanılmazdı. Kitap kusursuzdu evet. Fakat uyarlanan film için aynı şeyi söyleyemem maalesef. Bu tarz durumlarda önece kitabı okurum ve iyi ki öyle yapmışım. Karakterlerin işlenme şekli asla o duyguyu verememiş. Eğer okumayan veya filmini kitaptan önce izlemek isteyenler varsa şimdiden vazgeçmelerini öneririm. Şunu söyleyerek bitireyim. Aşk ve gurur değil. Gurur ve ön yargı. Okuyunca anlayacaksınız demek istediğimi :)
Gurur ve ÖnyargıJane Austen · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,8bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·180 syf.··
2026 105. kitabı
Bugün sizlere farklı ve etkileyici bir kitapla geldim. @ozundesifabul ’ın kaleme aldığı “Melodi’nin Yolu - Bir Ruhun Hatırlayışı”, kapağındaki o büyüleyici atmosfere sadık kalan, sayfaları çevirdikçe insanı kendi içine döndüren çok özel bir yolculuk hikâyesi. Kitap, sıradan gibi görünen bir hayatın tam ortasında, kalbinin sesini dinleyerek görünmez geçitlerden geçen Melodi’nin hikâyesini anlatıyor. Ama bu sadece kurgusal bir karakterin serüveni değil; okurken insanı bizzat kendi içsel yolculuğuna çıkaran, satır aralarında derin farkındalıklar barındıran bir uyanış süreci. Yazarın sade, akıcı ve bir o kadar da samimi dili sayesinde hikâyenin içine çekilmek hiç zor olmuyor. Bir kelebeğin kanat çırpışıyla başlayan o ilk adım; zamanla dostluğa, derin bir özleme, teslimiyete ve sevginin en saf hâline doğru bükülüyor. Kitapta işlenen ruh eşleri, semboller ve kalbin rehberliği gibi temalar, okuyucunun gerçeklik algısını nazikçe esnetiyor. Karşımıza çıkan her insanın aslında bir ayna, her ayrılığın bir çağrı ve her özlemin yeni bir kapı olduğunu fısıldayan bu eser, yeni bir şey aramaktan ziyade zaten içimizde var olanı hatırlamanın güzelliğini hatırlatıyor. Kitabın en güzel yanı da tam olarak bu; bir süre sonra Melodi’nin geçtiği yollar, sizin de kalbinizde bir yerlere dokunmaya başlıyor. Kendini bulmak, ruhunun sesini yeniden duymak ve içsel bir dinginliğe ulaşmak isteyenlerin kahvesini yanına alıp bir çırpıda okuyacağı, bittiğinde ise uzun süre üzerine düşündürecek çok naif bir eser olmuş. Yazarımızın emeğine sağlık. İyilikle ve kitapla kalın.
Melodi’nin YoluMerve Taşın Özbalık · İkinci Adam Yayınları · 20263 okunma
Puan vermedi·456 syf.··
2026 102. kitabı
Bugün sizi bambaşka bir evrene götürecek olan o kitapla geldim. @batuhans.aktas ’ın kaleme aldığı “Pael’ - Ruhlar Okulu” tam da böyle bir eser. Bazı kitaplar vardır, kapağını kapattığınızda sizi olduğunuz yerde bırakmaz; zihninizde bambaşka bir evrenin kapılarını aralar. İste Pael okuyucusuna bu hissi veriyor. Hem fantastik türün o sürükleyici dünyasına kapılıyor hem de satır aralarında kendinize dair bir şeyler bulabiliyorsunuz. Hikaye bizi, lotusların içinde filizlenen on iki ruhun büyüleyici tekamül yolculuğuna davet ediyor. Bu ruhlar evrene; Ateş, Su, Hava ve Toprak doğanlar olarak katılıyor ve doğalarına uygun olarak Kılıç, Asa, Kupa veya Tılsım okullarına iradeleriyle yaptıkları tercih sonucunda yerleşiyorlar. Kulelerdeki dersler ise sadece mistik birer eğitimden ibaret değil; iletişimden sanata, matematikten ölüme kadar uzanan, ruhu her anlamda olgunlaştıran derin bir müfredata sahip. Okuduğumuz her dersin aslında bizlerin hayat yolculuğunda karşısına çıkan birer öğreti niteliğinde olması, kurguyu çok daha anlamlı kılıyor. Kitabın en etkileyici yanlarından biri, ruhların insan veya hayvan gibi farklı bedenleri deneyimleme süreçleriydi. Duygularla ilk tanışmaları ve o keşif anları yazarın başarılı kalemiyle öyle güzel betimlenmiş ki, okurken onlarla birlikte siz de o hisleri ilk kez yaşıyormuşsunuz gibi etkileniyorsunuz. Fantastik kurgunun içine serpiştirilen bu varoluşsal sorgular, kitabı bir çırpıda bitirmenizi sağlarken bir yandan da üzerine uzun uzun düşünmenize neden oluyor. Devamını şimdiden sabırsızlıkla beklediğim bu yolculukta, yazarın kurduğu bu evren bence keşfedilmeyi hak ediyor. Titizlikle kaleme aldığı bu kitap için yazarımızın emeğine sağlık, kalem yolculuğunun uzun olmasını diliyorum. İyilikle ve kitapla kalın.
Pael - Ruhlar OkuluBatuhan S. Aktaş · Bengisu Yayınları · 20252 okunma
7/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 00:00
“Aşktan Önce”, sinirbilim temelli ilişki anlatısını popüler bir dille kurduğu, “aşkın romantik bir kader değil, biyolojik bir süreç olduğu” fikrine dayanan bir kitap. Neden âşık oluyoruz ve âşık olurken bedenimizde neler oluyor da kendimizi kaybediyoruz? gibi sorulara cevaplar veriliyor. Kitabın en belirgin iddiası, aşkın, sanıldığı gibi “kişisel bir mucize” değil, beynin belirli kimyasal ve sinirsel mekanizmalarının ürettiği güçlü bir algı durumu olduğu. Metnin bazı bölümlerindeki yoğun metaforik dil; örneğin, karşılaşma anında “beyne fırlayan fotonlar”, “eksiklik hissi”, “iki kişilik bir bedende tek kalma” gibi ifadeler aslında bir tür bilimsel romantizm kuruyor. Yazarlar, özellikle aşkın başlangıç evresini (arzu, çekim, bağlanma) biyolojik bir çerçeveye yerleştirerek okura, “Yaşadığın şey gizemli değil, anlaşılabilir.” düşüncesini yerleştiriyor. Bununla birlikte, aşkı yalnızca nörokimyasal süreçlere indirgemek, deneyimin biricikliğinin değerini düşürüyor. Yani “Neden bu kişi?” sorusu biyolojiyle kısmen açıklansa bile anlam düzeyi tamamen ortadan kalkmıyor. Kitap bu anlam katmanını zaman zaman arka plana itiyor. Bu da metni bilimsel açıklama ile duygusal deneyim arasında bırakıyor. Eser, karmaşık bir alanı (aşk + beyin) sadeleştirerek okunabilir bir anlatıya dönüştürmüş. Özellikle, “Neden aynı ilişki döngülerini tekrar ediyoruz?” sorusuna bilimsel bir açıklama arayanlar için işlevsel bir giriş metni. Kitapta beni rahatsız eden şeylerden biri, araştırmalara "güzel" denmesi oldu. "Güzel araştırma" ne demek? Açıklayıcı mı, aydınlatıcı mı, yenilikçi mi, devrimci mi? "Çirkin araştırma" da olur mu? Kelimeler...
Aşktan ÖnceSerkan Karaismailoğlu · Ortapia Yayınları · 2026256 okunma
7/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 00:00
Kitap, popüler bilim ile toplumsal cinsiyet tartışmalarını aynı potada birleştirmeye çalışan bir metin. Kitabın temel iddiası, kadın-erkek farklılıklarını biyoloji, evrimsel psikoloji ve sinirbilim ekseninde anlamlandırarak gündelik tartışmalara daha “bilim temelli” bir çerçeve kazandırmak. Soru-cevap formunda 15 soruya cevap verilmiş. Canan, cevaplarında “tamamen kültürel” ya da “tamamen biyolojik” gibi tek açıklamalı yaklaşımlara mesafeli duruyor. Genel olarak kitap, cinsiyet ve cinsellik üzerine kesin cevaplar arayan bir metin değil, daha çok, mevcut cevaplara şüpheyle bakmayı teşvik ediyor. Bazı cevaplar bana tatmin edici gelmedi. Bazı sorularda daha direkt cevaplar verilebilirmiş gibi geldi. Gerçi kitabın amacı bir hüküm vermek değil. Bu tür soru-cevap formatlı popüler bilim kitapları, akademi ile geniş okur kitlesi arasındaki boşluğu doldurma işlevi görüyor fakat "bilimsel kesinlik” algısını da zaman zaman bulanıklaştırabiliyor. Sağlıklı yaklaşım, eseri “kesin bilgi kaynağı” değil, bir düşünme başlatıcı olarak ele almak olur.
Soru Yorum 1: Kadınlar, Erkekler, Cinslikler ve Cinsellikler…Sinan Canan · Tuti Kitap · 2023232 okunma