Olduğunu sandığı kişiye tutunup asla sınırlarının dışına çıkamayan insanlar için üzülüyorum artık. “Ben şöyle biriyim, ben böyle biriyim” diye boyuna konuşmalarına da tahammül edemiyorum. Hiç sınanmadıkları durumlarla ilgili kesin bir biçimde “Ben olsam şöyle yapardım” dediklerindeyse artık anlattıklarını hiç ciddiye alamıyorum. Hayat yeri gelince insanın ağzını burnunu öyle bir yamultur ki, feleğini şaşarsın. İnsan söyledikleri değil, yaptıklarıdır
NATO, barışa değil, savaşa ve savaş bütçesine hizmet eder, dünyada silahlanma yarışını tırmandırır. Yine NATO tarihi, devletler içinde Gladyo-Kontrgerilla ve benzeri gizli kirli ve karanlık örgütlerin tarihidir. NATO emperyalizmin örgütlü-silahlı gücüdür. Nasıl ki IMF, emperyalist sömürü ve yağmanın iktisadi yolla ve antlaşmalarla ülkelere dayatılması için oluşturulmuş bir kurum ise; aynı şekilde NATO da bu sömürü ilişkilerinin silah zoru ve askeri güç ile dayatılması ve korunması için oluşturulmuş bir güçtür.
Derslerimde çocuklara yaşadığımız çağın sadece burada değil, dünyanın her yerinde elitlere ölüm çağı olduğunu, meselenin bir tür aç sınıfın lanetine dönüştüğünü ama bu aç sınıfın bildiğimiz eski aç sınıf olmadığını, bu açgözlü sınıfın lanetinin de hiç beklemediğimiz şekilde cereyan ettiğini anlatıyordum.