Ben bir nesne değil, - pek çok var olma şekli arasında - bir var olma şekliyim ve hangi yolları takip ettiğimi ve hangilerini bıraktığımı bilmek, benim ne olmakta olduğumu anlamama yardımcı olacak.
Sebahattin Abi’yi akademisyenlerden ayıran en belirgin vasfı sorunları binlerce sayfa ve ne ifade ettiğini sadece kendilerinin bildiği sıkıcı terimlerle anlatmak yerine kısa ve öz bir üslup kullanması. Ayrıca o kitabın ortasından konuşur. Akademisyenler gibi camiasından dışlanma korkusu taşımıyor, bu yüzden söyleyeceği şeyi elli defa filtreden geçirip sonunda aslında hiçbir şey söylemediği vaki değil. Zira Berberler Odası’nda size kimse kınayıcı bakışlar atmaz, okey oynarken uzun uzun düşünmediğiniz sürece.
Anlaşılan bazı insanlar şiddetten hoşlanmakla kalmıyor, bu da açlık duyuyorlardı.Acı hissetmek istediklerinden değil,zaten acı çekiyor olmalarından ve çektiği acıyı daha hafif bir acıyla bastırma ihtiyaçlarından kaynaklanıyordu bu.
"Biliyorum." değil "Öğrendim, öğrettiler, anlattılar, okuttular, gösterdiler, Evliyaullah söyledi, Hocam öğretti, Allahu Zülcelal ayette vahyetmiş ve nasip oldu size okudum iletiyorum."
Beyin yeni öğrenileceklere ancak böylelikle kapı açar. "Ben biliyorum." dediğin zaman beyninde bir nokta atıyor ve beyin diyor ki "Biliyorum dediği anda o hafıza kutusunu kapat."
"Biliyorum." dedin ve kilitledin kapıyı.
Beynini kendi elinle kilitliyorsun.
Halbuki biliyorum dediğin ilimin içinde bilmediklerin biliyor olduklarından milyonlarca kattan daha fazla.