Bir Mülkiyet Kalesi
10/10
·504 syf.·
2026 44. kitabı
Kemal Tahir, büyük romancılığıyla beni bir kez daha hayran bıraktı. Birçok eserini okudum; fakat Bir Mülkiyet Kalesi, gönlümde en üst sıralara yerleşecek kadar güçlü bir roman olmuş. Osmanlı’nın son nefeslerini, Gazi Paşa ile filizlenen yeni Türkiye’nin doğuşunu ve bu sancılı dönüşümün insanların hayatlarında açtığı derin izleri, Mahir Bey’in hikâyesi eşliğinde okumak bambaşka bir tecrübeydi. Sayfalar ilerledikçe kendimi yalnızca bir romanın değil, bir devrin hatıraları arasında dolaşırken buldum. Kısacası, bu eser benim için tarihin ve edebiyatın el ele verdiği unutulmaz bir yolculuk oldu.
Bir Mülkiyet KalesiKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2021661 okunma
9/10
·252 syf.·
2026 17. kitabı
Bu kitap bana “ bir hikâye sadece hikâye değildir ” dedirtti. Bir yanda yarım kalmış bir aşk, diğer yanda dönemin ağır havası… Ama en çok da insanların içlerinde taşıdıkları sessiz yükler. Hüsnü Arkan bunu bağırmadan anlatıyor, tam tersine fısıldar gibi. O yüzden bazı cümleler var ki, sanki sana değil de senin içinden bir yere söylenmiş gibi kalıyor. Mino’nun hikâyesi sadece bir karakterin değil; biraz hepimizin “keşke”leri, biraz da “olabilirdi”leri gibi. Kitap ilerledikçe romantik bir anlatıdan çok, insanın hayatta neyi kaybettiğini ve neyle yaşamaya devam ettiğini sorgulatan bir şeye dönüşüyor. Akıcılık konusunda yer yer ağırlaştığı oldu ama o ağırlık rahatsız edici değil tabii.. tam tersine kitabın atmosferini taşıyan bir şey. Hızlı tüketilecek bir roman değil, sindire sindire okunması gereken türden. Bittiğinde geriye büyük olaylar değil, küçük ama can yakan duygular kalıyor.
Edebiyat
Mino'nun Siyah GülüHüsnü Arkan · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20181,652 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·216 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2026 01:47
Bazı yerler sıktı yani nasıl desem fabl türünde ve çok yavaş ilerleyen sahneleri olan bir film gibi hissettirdi bazen. Olayın an an anlatılması sıkıcı gelebiliyor. Ancak insanoğlunun kendini üstün görme ve belirli bir konuda alt seviyede olan çoğunluk bile olsa başka kesimi nasıl manipüle edebildiğini anlatıyor. Biraz siyasi politik balılabilir elbet. Ben yanlı okumamaya çalıştım. Okunabilir ama siyaset pek benlik değil sevemedim diyebilirim.
Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal KarıncaYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202515,7bin okunma
7/10
·272 syf.··
2026 5. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2026 01:36
İsmet Bey zaten kitabın arka kapağında kitabın rahatıma musallat olacağını yazmış, ki öyle de oldu. Bu kitaba Müslümanca düşünmeyi sorguladığım bir dönemde başladım. Hâl böyle olunca uygun zamanda doğru kitabı okudum gibi oldu. İsmet Bey'in hadis yorumları beni gerçekten derin düşüncelere soktu. Bazı hadislerde bazı yorumlar zorlama gibi gelse de, genel olarak bana bir şeyler kattığını fark ettiğim yazılardı. Ancak kitap her kesimin rahatlıkla okuyabileceği bir kitap değil bence. Kitabı okumak için daha önce az çok İsmet Özel hakkında bilgi sahibi olunması gerek fikrimce.
İnceleme
Kırk Hadisİsmet Özel · Tiyo Yayınları · 20191,795 okunma
Zaman kaybı bir içerik
6/10
·211 syf.··
2026 23. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2026 01:40
“Dünya güzeldi,içim de güzel olsun istedim. İçimde bir suçluluk,hatta kötülük yokmuş gibi yaparsam, yavaş yavaş kötülüğü unuturdum. Böylece hiçbir şey olmamış gibi yapmaya başladım. Hiçbir şey olmamış gibi yaparsanız ve gerçekten de hiçbir şey olmuyorsa,hiçbir şey olmaz sonunda.” (Sayfa 89) “Kırmızı Saçlı Kadın’ın arada bir aklıma geldiğini değil Aliden, aslında kendimden bile saklamak istiyordum. Geceleri gözümün biri gökteki yıldızlarda, diğeri ustanın küçük televizyonundayken,tam uykuya dalmak üzereyken Kırmızı Saçlı Kadın’ın bana gülümseyişi gözümün önünde canlanırdı. O gülümseyişi, yüzündeki “Seni tanıyorum” diyen anlam ve ifadesindekj şefkat olmasaydı belki de onu bu kadar çok düşünmezdim.” Baba sevgisi ,aile saadeti görmemiş 17 yaşında (Cem)bir gencin çalışmak için gittiği yerde annesi yaşında bir kadına(kızmızı saçlı tiyatro oyuncusu kadına)kapılmasını anlatıyor.Cem yıllar sonra bir çocuğu olduğunu öğreniyor,oğlu tarafından öldürülüyor… Kapıldığı kadının;babasının yıllar önce annesini aldattığı kadın oluşu kitabı gözümde bitirdi Kuranı Kerim’den Peygamberler kıssaları çok saçma bir şekilde hikayeye dahil edilmiş,yorumlanmış…okudum ama çok gereksiz bir içerik Kitaptaki Mahmut usta karakterinin,düşünceleri ,nasihatleri olmasaydı,okumayacağım bir içerik,Orhan Pamuk artık okumayacağım. Ben okudum ama önermem “Kar” romanını da sevmemiştim ve bu eserden sonra net Orhan Pamuk bitti bende Yaşadığı toprakları böylesine eleştirmesi,sağcı solcu diye yaftalaması sanırım ona Nobel Edebiyat Ödülü kazandırdı… Yazarın düşünceleri bakış açısı,kalemine siyaset bulaştırması,taraflı hicivleri,hiç benlik değil,yazımı çok güçlü,edebi değeri ,betimlemeleri çok başarılı bir eser ama içerik olarak hiç benlik değil Orhan Pamuk'un 2016 yılında yayımlanmış bu eseri o dönemin iktidar
Kırmızı Saçlı KadınOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202462,3bin okunma
7/10
·590 syf.··
2026 61. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2026 00:43
Büyü insanlık için korkunun simgesi haline gelmiş bir durumda. Dünyayı kaosa sürükleyen kötü büyücüler yani Maguslar insanlığın en büyük tehdidi olarak görülüyor. İnsanlığın onlara karşı en güçlü savunması ise büyüyü hissedebilen üstün fiziksel yeteneklere sahip avcılardır. Avcılar safkan ve yarı kan olarak ikiye ayrılıyor ve görevleri Magusları bulup etkisiz hale getirmektir. Yoksul bir kasabada yaşayan Lunabelle Elaine, bölgenin tek Avcısı ve aynı zamanda genç bir askerdir. Ailesine ve geçmişine dair hiçbir şey hatırlamayan Luna büyü hissettiği her an Magusların peşine düşmektedir. Bir festival günü arkadaşının ısrarıyla falcıya giderler. Falcının söylediği gizemli kehanet Luna’nın kaderini geri dönülmez biçimde değiştirecektir. Birkaç gün sonra nehir kenarında güçlü bir büyü hisseden Luna şüpheli bir adamı yakalayarak karakola götürür. Ancak büyücü sandığı bu kişi diyarın prensi aynı zamanda Vallor akademisinin acımasız komutanı olan Avcı Solaris Blaze’dir. Yaşanan gelişmelerin ardından kendilerini Vallor Akademisine uzanan bir yolculuğun içinde buluyorlar. Güneş ve Ay’ı temsil eden bu iki Avcı hem Magusların ardındaki gerçeklerle hem de kendi geçmişlerinin sırlarıyla yüzleşleşiyorlar. Onların karşılaşması yalnızca hayatlarını değil tüm dünyanın dengesini değiştirecek olayların başlangıcı oluyor. Vallor Akademi, büyücüler, avcılar, ölümcül oyunlar ve yarışmalar gerçekten ilgimi çekti. Zaten akademi ve ölümcül sınav temalarını seven biri olarak bu bölümleri keyifle okudum. Solaris karakterini de genel olarak sevdim. Herkes tarafından acımasız ve sert biri olarak tanınmasına rağmen Lunabelle’nin yanında ukala, serseri, korumacı ve zaman zaman esprili halini görmek güzeldi. Kitabın en sevmediğim yanı duygu eksikliğiydi. Yazar önemli olayları yaşatıyor ama o
1000Kitap
Güneş ve AySelin Demirkıran · Ulysses Yayınları · 202532 okunma