Müt'a; Şiîlere göre câiz ise de 4 ehl-i sünnet mezhebine göre câiz değildir. Peygamberimiz tarafından, Hayber Fethi sırasında câiz olmadığı söylenmiş ve yasaklanmıştır.
Şimdi gelelim, KUR'AN YOLU tefsirinin mut'a hakkındaki hükmüne:
"...zina büyük bir günah ve suç kabul edilerek şiddetle yasaklandığından, devamlı evlilik kurma imkânından mahrum bulunan, fakat cinsî tatmin ihtiyacı içinde bunalıma düşen müminler için, böyle bir zarurete dayalı olarak mut'a nikahına izin verildiği ve bunun da istisnâî olduğu anlaşılmaktadır." (1. baskı, C: 2, s: 34)
Değerli okuyucu!
Dikkat ederseniz, cümlenin sonunda sadece "zarurete dayalı olarak müt'a nikâhına ruhsat verildiği... anlaşılmak tadır" denilmekte fakat "İslam âlimleri zarurete dayalı olarak müt'a nikâhına ruhsat/izin veriyor" denilememek tedir. Çünkü İslam âlimleri tarafından verilen böyle bir ruhsat yoktur Onun için, bu satırı yazan her kimse, "anlaşılmaktadır" derken sadece kendi kanaatını ortaya koymuş olmaktadırlar.
Aslında bu, kanaat ortaya koymak da değil, İslâmın 1400 senelik hükmünü ayaklar altına almaktır.
Yaşamdan zevk almayı en üst düzeyde tutmak sıra dışı bir ahlaki ve psikolojik başarıdır. Yaygın inanışın aksine, bu akılsızlığın değil, realiteyi algılama davranışına sürekli bağlı kalmanın ve titiz bir entelektüel bütünlüğün bir ayrıcalığıdır. Bu kendine saygının ödülüdür.
Barut Ulu, masanın diğer ucunda sessizce oturuyorken, kaşığıyla tabağındaki yemeği karıştırıp durdu. Babasının gözlerinden kaçınmaya çalıştı.
Bu kutsal mesleği mecbur kaldığı için değil de severek yapmak istiyordu.
Babası ise onu zorluyordu.
Sonra beni başından savdığında, tamam hüngür hüngür ağlamıştım, ama içimde her an teselli bulacağımı çünkü temelde tesellisi olmayan hiçbir kadının olmadığını hissediyordum ... Biz erkekler doğduğumuz andan itibaren bunu biliriz.