“Hazin bir şeyler söylediğimde, gözlerim yaşlarla doluyor; söylediklerim korkunç ve dehşetli ise, başımdaki saçlar korkudan dimdik oluyor ve yüreğime çarpıntı geliyor “
Sayfa 76 - Türkiye İş Bankası/ Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Darağacı, başlı başına bir olaydır. Darağacı, sadece bir tahta iskele, sadece bir makine, sadece tahtadan, demirden ve ipten meydana gelen cansız bir alet değildir. Sanırsınız ki bu alet, iskelesiyle gören, makinesiyle duyan, her şeyi anlayan, tahtası, demiri, ipleriyle bir şeyler isteyen, karanlık niyetleri olan bir canlıdır. Varlığının ruhu içine attığı korkunç hayal âleminde darağacı dehşetli görünür, sanki yaptığına kendisi de katılır. Darağacı, cellatın suç ortağıdır; kemirir, insan eti yer, kan içer. Darağacı, hakimle marangozun birlikte yarattığı bir canavardır; gerçekleştirdiği ölümlerle beslenen, korkunç bir yaşantısı olan hayalete benzer.
Sayfa 25·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
On Üçüncü Söz’ün İkinci Makamı
Madem ecel gizlidir; her vakit ölüm, başını kesmek için gelebiliyor ve genç ihtiyar farkı yoktur.Elbette daima gözü önünde öyle büyük dehşetli bir mesele karşısında bîçare insan; o idam-ı ebedî, o dipsiz, nihayetsiz haps-i münferidden kurtulmak çaresini aramak ve kabir kapısını bir âlem-i bâkiye, bir saadet-i ebediyeye ve âlem-i nura açılan bir kapıya kendi hakkında çevirmek hâdisesi; o insanın dünya kadar büyük bir meselesidir.
Envar Neşriyat·Kitabı okudu
Sual: (HAŞİYE-1) “Heyhat! Bize teselli veren şu ulvî emeli yeise inkılâb ettiren ve etrafımızda hayatımızı zehirlendirmek ve devletimizi parça parça etmek için ağızlarını açmış olan o müthiş yılanlara ne diyeceğiz?” Cevap: Korkmayınız; medeniyet, fazilet, hürriyet, âlem-i insaniyette galebe çalmaya başladığından, bizzarure terazinin öteki yüzü şey’en feşey’en hafifleşecektir. Farz-ı muhal olarak, Allah etmesin, eğer bizi parça parça edip öldürseler; emin olunuz, biz yirmi olarak öleceğiz, üç yüz olarak dirileceğiz. Başımızdan rezâil ve ihtilâfatın gubarını silkip, hakikî münevver ve müttehid olarak kervan-ı benîbeşere pişdarlık edeceğiz. Biz, en şedid, en kavî ve en bâkî hayatı intâc eden öyle bir ölümden korkmayız. Biz ölsek de, İslâmiyet sağ kalır. O millet-i kudsiye sağ olsun. “Gelmesi muhakkak olan her şey, uzak da olsa yakındır. (İbni Mace, Mukaddeme: 7/46.)” Sual: “Gayr-i müslimlerle nasıl müsâvî olacağız?” Cevap: Müsavat ise fazilet ve şerefte değildir, hukuktadır. Hukukta ise şah ve geda birdir. Acaba bir Şeriat “Karıncaya bilerek ayak basmayınız” dese, tazibinden men’ etse, nasıl benî Âdemin hukukunu ihmal eder? Kellâ! Biz imtisal etmedik. Evet, İmam-ı Ali’nin (ra) adi bir Yahudî ile muhakemesi ve medar-ı fahriniz olan Salâhaddin-i Eyyubî’nin miskin bir Hıristiyan ile mürafaası, sizin şu yanlışınızı tashih eder zannederim. (HAŞİYE-2) HÂŞİYE-1: Dehşetli ve hakikatli bir sual. HAŞİYE-2: Eski Said, Nur’un parlak hasiyetinden gelen kuvvetli ümit ve tam teselli ile siyaseti İslâmiyete alet yaparak, hararetle hürriyete çalışırken, diğer bir hiss-i kable’l-vuku ile dehşetli ve lâdinî bir istibdad-ı mutlakın geleceğini bir hadis-i şerifin manasından anlayıp, elli sene evvel haber vermiş. Said’in teselli haberlerini o istibdad-ı mutlak, yirmi beş sene bilfiil tekzip
Sayfa 182
Zira asrımızda kâinat fenleri ve maddî ilimler revaçta olup, yeni yetişen nesiller bu ilim ve fenleri okudukları; hem tabiiyyun ve maddiyyunun din ve maneviyat aleyhindeki neşriyatı; hem küfr-ü mutlak cereyanı ki, hiçbir din ve maneviyatı tanımayan ve Allah'a iman hakikatına karşı muaraza ederek dinsizliği neşreden, İslâmî fikri zedeleyen ve bütün beşeriyeti tehdid eden, yeni nesillere ve gençliğe imansızlık fikr-i küfrîsini aşılamak isteyen kitab, broşür, gazete gibi neşir vasıtalarının İslâm ve iman düşmanlarınca ön plâna alındığı böyle acib ve dehşetli bir zamanda elbette Risale-i Nur'a, okunmasına, neşredilmesine şiddetle ihtiyaç ve zaruret var. (Barla Lâhikası 7.sh - Risale-i Nur)
Bütün tarihin en korkunç yılı olacak. Kendini doğrudan doğruya ilgilendırmiyen şeyleri umursamıyanlar da - çoğu insanlar böyleydi - şimdi dehşetli acı çekecek. Neler olacağım biliyorum ve bundan ötürü de, aklım başımdan gidiyor, bazı bazı.
Reklam
Reklam