Resul, Uhuvvet Risalesi'ni inceledi.
18 saat önce · Kitabı okudu · 1 günde · 10/10 puan

.. Her insan aynı değil, olamaz da. İnsanlar birbirinden farklı olduğu gibi, görüşleri, fikirleri, düşünceleri de farklı farklıdır. Kimseye zorla bir fikri kabul ettiremezsin. Fikirlerin senin için var. Başka insanları, senin fikirlerine katılmıyor diye dışlayamazsın. Senin fikirlerin veya yaptığın mesleğin daha güzel olabilir ama, en güzel benim fikrimdir, benim mesleğimdir.. benim.. ben.. ben.. diyemezsin.

   Haklı olabilirsin ama, haklı olmak, her zaman kurtarmıyor insanı. Senin haklı olman, karşındaki insanın haksız olduğu anlamına gelmiyor. Onunla alay etmene, onu dışlamaya olanak sağlamıyor. Herkes kendince haklıdır zâten.

   Ne var ki, herkesin kendine âit fikirleri, kendine has düşünme tarzı, kişiliğine has görüşleri, aklına uygun bakış açıları var. İster katılırsın, ister katılmazsın, istersen de redd edersin.. ama küçümseyerek, dışlayarak, alay ederek yaklaşamazsın kimseye. Birinde kusur arayacaksan, önce kendine bakmalısın.. kusursuz musun? Değilsin.. kimse kusursuz değildir. Birilerine bir şeyler söyleyeceksen, söylemeden önce, kendini onun yerine koy, bin kere düşün, ona göre davran, ona göre söyle....

   Yukarıda yazılanların muhâtâbı kendi nefsimdir. Kimse üzerine alınmasın, "Acabâ bana mı diyor" diye :)

   İsminden de görüldüğü üzere mu'minler arasındaki uhuvvetten, kardeşlikten bahseden bu muhteşem kitap; Bediuzzaman hazretlerinin "Mektubat" eserinden alıntı olup, Yirmiikinci Mektubun Birinci ve İkinci Mebhas'larının broşür hâlinde neşrolunmuş versiyonudur.

   "Hak yalnız bizim tuttuğumuz yoldur, diğer yolların hepsi yanlıştır" gibi kalbe gelen şeytâni düşüncelerden sakınmak için bu kitabı okumanızı, okutmanızı cân-ı gönülden tavsiye ederim..

   Üstad, Uhuvvet Risalesiyle ufkumuza yeni yeni pencereler açıyor; mu'minler arasındaki birliğin, uhuvvetin, kardeşliğin, saygının, sevginin, ihlâsın ne olduğunu, nasıl yaşandığını öyle güzel bir üslûb kullanarak dile getiriyor ki; okudukça, ne kadar noksan kaldığımı görmemek için, "Hayır ben öyle değilim, bana demiyor, başkaları için söylüyor" gibi düşüncelere kapılsamda, nihâyetinde noksanlığımın parlak bir şekilde gün yüzüne çıkarılıp,  gözüme gözüme sokulmasından kendimi kurtaramamış ve iknâ olmaya mecbur kalmıştım desem yeridir..

  Ek olarak kitapta, "Hırs" ve "Gıybet" hakkında da çok geniş açıklamalar yer almıştır..

  Üstad, Hırsın sebeb-i mahrûmiyet olduğunu, yâni insanın bir şeyi hırs ile talep etmesinin, o şeyden mahrum kalmasına sebep olduğunu; küçük, lâkin küçük olmasıyla berâber, içinde çok büyük hakikatleri barındıran, herkesin kolaylıkla anlayabileceği misâllerle öylesine güzel izâhlar vererek isbât ediyor ki, okurken zerre kadar da olsa insanı incitmiyor, kırmıyor, dökmüyor, âsi olan nefis bile bu hakikatler karşısında teslîm-i silâh etmeğe mecbur kalıyor.

  Gıybete âit küçük bir yer var kitapta. O küçük yerde, gıybet hakkında merâk edilen her şeyden bahsediliyor. Meselâ, bu alıntıdaki gibi:

  "Gıybet odur ki: Gıybet edilen adam hazır olsa idi ve işitse idi, kerâhet edip darılacaktı.
Eğer doğru dese, zâten gıybettir.
Eğer yalan dese; hem gıybet, hem iftirâdır.
İki katlı çirkin bir günahtır."

   Her ehl-i îmanın okuması, okutması gereken kitaplardandır "Uhuvvet Risalesi" .......

   Son olarak Bediuzzaman Said Nursî hazretlerinin, kendisine kardeş olarak görüp de, ehl-i îman'a hitâben söylediği, kitabın son kısmında yer alan küçük fakat kalbinin ne kadar geniş olduğunu gösteren sözlerini, sizlerle paylaşarak, incelemeyi hitâma erdirmek istiyorum..

  "Kardeşlerimden rica ederim ki:

   "Sıkıntı veya ruh darlığından veya titizlikten veya nefis ve şeytanın desiselerine kapılmaktan veya şuursuzluktan, arkadaşlardan sudûr eden fenâ ve çirkin sözleriyle birbirine küsmesinler ve "Haysiyetime dokundu" demesinler.
Ben o fenâ sözleri kendime alıyorum.
Damarınıza dokunmasın.
Bin haysiyetim olsa, kardeşlerimin mâbeynindeki muhabbete ve samimiyete fedâ ederim."

  Said Nursî

Yunus, bir alıntı ekledi.
19 May 00:03 · Kitabı okuyor

"Hiçbir Peygamber yoktur ki, kavmine gönderilsin de ona yalancı demesinler, eziyet vermesinler, onu yerinden yurdundan çıkarmasınlar. Bu böyledir."

Hatemü'l Enbiya, Osman Keskioğlu (Sayfa 64 - Diyanet işleri başkanlığı)Hatemü'l Enbiya, Osman Keskioğlu (Sayfa 64 - Diyanet işleri başkanlığı)
Neşe Tunç, bir alıntı ekledi.
14 May 18:33 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Dilini sözler için bir cadde eyleme de sana laf taşıyıcı demesinler.

Hayriyye, İskender Pala (Sayfa 289)Hayriyye, İskender Pala (Sayfa 289)
Toprak, bir alıntı ekledi.
12 May 18:09 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Açık görüşlülüğe gereksinimim var. Evet, her şey basit. İnsanlar karıştırıyor işleri. Masal anlatmasınlar bize. İdam mahkûmu için ‘Topluma borcunu ödeyecek,’ demesinler, ‘Kafası kesilecek,’ desinler.

Tersi ve Yüzü, Albert CamusTersi ve Yüzü, Albert Camus
Abdullah Asal, bir alıntı ekledi.
27 Nis 16:26

"Arkamdan kaçtı demesinler diye yaşıyorum ben..."

En Uzun Gece, Ahmet Altan (Sayfa 118 - Alkım Yayınevi)En Uzun Gece, Ahmet Altan (Sayfa 118 - Alkım Yayınevi)

Hiç söylenmemiş sözler söylemeli..
El değmemiş,duru sözler sevdiğim için..
Sevdiğim..!

Şehir giysilerini kıskanır
Ve bu yüzden bürünür geceye
Güneş gözlerinden beslenir
Ve saçlarını kollar görmek için...

Sensizken, şehrin boş meydanlarında yürüdüm
Kalın puntolarla
İri laflar ettim,
Öfkemi saldım,
İri dişli postallar üzerine...

Sevdiğim ...
Vera..!
hangi çocuğu okşadın..?

ellerinde gülden kokular,
dilinde aşk nağmeleri

Söylesene Vera,
Hangi çocuğun adını andın..?

Sahi Vera,
En son ne zaman görmüştük Sena'yı
Hatırlasana deli kız sana emanet etmiştik o bombaları

Sevdiğim..!
Bak;
Umut kan pıhtısı rengine döndü

Sen Vera,
Filistin'den geçerken sakın eteklerini toplama
Biraz kan bulaşmış şekilde çık karşıma

Ve sakın unutma
O ilk çocuğumuzdur..
Asırlardır dillerde olan Leyla'dır..

Meryem'in suskunluğunda can bulan gözleri vardı Züleyha'nın
Daha düşmeden, kirli kelimeler diyarına...

Bilirmisin Vera, bu kaçıncı çocuk
bu kaçıncı kertik yüreğe atılan..

Artık eskisi gibi değil, daha da sancılı
Artık daha da sancılı

Asırlardan uzat ellerini Vera,
Ellerini bulur ellerim bir Grozni kuşatmasında...

Dağları görüyormusun Vera..?

Her bir dağa bir çocuğumuzun adını koymuşlar
Murat'ım... Metin'im... Berat,ım...

Hani omuz omuza vermiştik ya bir namaz kıyamında..
Hani beraber açmıştık orucumuzu...
Kimi Marmara'da, kimi Yıldız'da..

Koş Vera koş..
Ülkemin sürgün yerlerine koş..

Ağlama deli kız, ben ağlarım..
Seni böyle görmemeli her okul kapısında türkümüzü söyleyen kızlarımız.

Ve annelere de söyle,sakın ağlamasınlar..
Ve onlara sakın ölüler demesinler..

Söylesene Vera,
Çocuklara sıkılan hangi kurşun kahpece değildir.?

Öfkemiz taş doğursun Vera
Taş doğursun..
Yüreklerimizi söksün yerinden..

Bak her tarafta elleri sapanlı Ebabiller..
Ebrehe'nin tanklarına kan kusturur..

Şimdi firavun'u boğan kızıldeniz'i ağlama duvarının önünde görüyorum.

ki;
Asa değil Musa'nın elindeki, çağın sökülmüş kalbidir..

Bir şubat gecesi kaybettik esrarımızı Vera
kendimizi odalarımızda bulduk
Postallı korkularımızla..

Söylesene Sevdiğim...
Hangi rengini çaldılar gökyüzünden..?

Bak zulüm, çin seddini aştı.

Aaaah Sevdiğim..!
İçimizdeki Musalardan ne haber vardır..?
İbrahimlerden.. Yusuflardan...

Yoksa Musa'yı Kızıldenizde yalnız mı bıraktık..?
Kendi ellerimizle mi verdik İbrahim'i nemrutlara..

Şimdi hangi kuyudan gelmede Yusuf'un sesi..

Unutma Vera'm..!
Filistinde doğan her çocuk, ilkin annelerinin göğsüne;
sonra yerdeki taşlara uzanırlar..
Neredesin..!
Ey İsmail'in boğazındaki merhamet..!
Üzerimizdeki bu acıyı kaldır..!
Ya ebabilleri gönder, ya bizi de oraya aldır..!
Her taraftan bana yönelir seni arayan sesim..

Vera benim... Vera benim...

Antakya Kitap Fuarı İzmir'deki kadar olamasa da güzel geçiyor :) 23 Nisan'daki resmi tatili fırsat bilip kaçtım geldim. Sonra demesinler öğretmenler kendini geliştirmiyor :)

Yıkılamayan Putlar
Kendimize değil başkalarına yaşadığımızın kanıtıdır; Desinler ile Demesinler e göre hareket etmemiz..

Semiha, bir alıntı ekledi.
15 Nis 13:02 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

"Açık görüşlülüğe gereksinimim var. Evet, her şey basit. İnsanlar karıştırıyor işleri. Masal anlatmasınlar bize. İdam mahkûmu için 'Topluma borcunu ödeyecek,' demesinler, 'Kafası kesilecek,' desinler. Hiç önemli değilmiş gibi görünüyor. Ama ufak bir ayrım var arada."

Tersi ve Yüzü, Albert CamusTersi ve Yüzü, Albert Camus