yeni olan her ne
kadar giderek yayılsa da, eskiyi yıkıp, yıkıntılar üzerinde yeni bir düzen oluşturabilecek kadar güçlü değildir. İnsanların hem zor sorunlara çözüm bulması hem de gerekli ve imkânsız olan giri- şimlere atılması gerekir. Her yerde kargaşa hakimdir, hem in- sanların zihninde, hem de dışarıdaki dünyada. Birbirine yardım etmesi gereken insanları nefret birbirinden ayırır, birbiri ile sa- vaşması gereken insanlar ise birbirine yakın durur. Böylesi dö- nemlerde kadınlar erkeklerden daha fazla acı çekerler, çünkü onların durumundaki her değişiklik biraz daha tehlikeli görünür ve böyle olması da doğrudur. Kadınlar insanlar içinde daha if- fetli olması gereken taraftır, bu nedenle erkeklerden daha mu- hafazakâr, daha itiyatlı ve daha erdemli olmalılardır. Ailenin sağ- lamlığı ve türümüzün geleceği erkeklerden çok kadınlara aşıla- nan erdemlere bağlıdır. Her yeni kuşak için bu bir ölüm kalım meselesidir. Bir dünyanın yok olduğu ve yerine yeni bir dünya- nın kurulduğu dönemlerde tüm kavramlar karışır ve gösterilen tüm çabalar istem dışı sonuçlar verir. Korumak isteyen kişi ge- nelde korumak istediğine zarar verir, erdem kötü bir şey gibi, kötülükler ise erdem gibi görünür. Bu yüzden, bir kadın için üst- lendiği sorumluluğu yerine getirmek erkek için olduğundan daha zordur, çünkü her an yolunu kaybetme ve esas görevini ıskala- ma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Doğal kaderini gerçekleştirme- de başarısız olma ihtimali yüksek olduğu için talihsiz bir yaşam yazgısına boyun eğecektir.