Gözlerini açtı ve yukarıya baktı. Gecenin kara örtüsü kö- mür ateşinin bir arşın üzerinde asılıydı. Bu aydınlığın içinde küçük kar taneleri uçuşuyordu. Tuşin dönmemişti, doktor gelmemişti. Tek başınaydı, sadece ateşin diğer tarafına üstü çıplak bir askercik oturmuş, sarı, zayıf vücudunu ısıtıyordu.
Rostov, "Ben kimseye gerekli değilim!" diye düşündü, "kimse bana yardım etmiyor, kimse bana acımıyor. Oysa evdeyken güçlü, neşeli, sevilen biriydim." İç geçirdi ve iç ge- çirirken elinde olmadan inledi.
Askercik gömleğini ateşin üzerinde sallarken sordu: "Ca- nın mı yanıyor?" ve cevabı beklemeden boğuk bir sesle ekle- di: "bugün az insan yaralanmadı... Dehşet!"
Rostov askeri dinlemiyordu. Ateşin üzerinde uçuşan kar taneciklerine bakıyor ve aklına sıcak, aydınlık eviyle, kaba- rık tüylü kürküyle, hızlı kızağıyla, sağlıklı vücuduyla, sevgi ve ilgi dolu ailesiyle Rus kışı geliyordu. "Ben buraya neden geldim ki?" diye düşündü.
Ertesi gün Fransızlar yeni bir saldırı gerçekleştirmediler ve Bagration'un müfrezesinin elde kalanı Kutuzov'un ordu- suyla birleşti.