Puan vermedi·152 syf.··
2026 25. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 13:03
Bazı romanlar yüksek sesle konuşur, bazıları ise sessizliğiyle insanın içine işler. Ahraz, okuru yalnız bir hikâyenin değil, kendi vicdanının da karşısına çıkaran eserlerdendir. Roman ilk bakışta anne-oğulun yaşam mücadelesini anlatıyor görünse de, aslında bundan çok daha fazlasını sunuyor. Farklı olana karşı geliştirilen önyargılar, toplumun dışlayıcı tavrı, merhamet, vicdan ve empati gibi kavramları derinlemesine sorgulamamıza sebep oluyor. Ahraz olarak bilinen İsrafil'in sessizliği, çoğu zaman konuşan insanların gürültüsünden daha güçlü bir anlam taşıyor. Onun, sessizliğinde insan olmanın ne anlama geldiğini bizlere düşündürtüyor. Toplum tarafından "öteki" ilan edilen bu çocuk, aslında insanların kendi korkularını, önyargılarını ve vicdansızlıklarını yansıttıkları bir ayna haline dönüşüyor. Romanın en etkileyici yönü burada karşımıza çıkıyor çünkü yazar; kötülüğün farklı olanda değil, farklı olanı anlamaya çalışmayan bakış açısında saklı olduğunu vurguluyor. Romanda Yusuf usta gibi karakterler ise umudu temsil etmekte, onların İsrafil'e yaklaşımı, insanın sevgi ve anlayışla önyargıları aşabileceğini göstermektedir. Bize yalnız acıyı anlatmakla kalmayıp merhametin iyileştirici gücünü de yeniden hatırlatıyor. Kitabı bitirdiğimde zihnimde kalan tek soru; Gerçekten ahraz olan kimdir? Konuşamayıp duyamayan İsrafil mi, yoksa konuşup duymasına rağmen vicdanının sesini susturan insanlar mı? Ahraz, ötekileştirilenlerin sessiz çığlığını, insanın vicdanıyla hesaplaşmasını ve merhametin dönüştürücü gücünü anlatan, uzun süre etkisinden çıkılamayacak bir roman. Sessizliğin içindeki en güçlü sesi duyabilenler için...
AhrazDeniz Gezgin · Yapi Kredi Yayınları · 20245,7bin okunma
Çok güzeldi
10/10
·193 syf.··
Beğendi
·
2026 144. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 21:56
Selam kitap dostlarımm Bugün sizlere duygu dolu, samimi ve sıcacık bir kitapla geldim. Demli Keder, kimi zaman şiirlerin dizelerinde, kimi zaman kısa hikâyelerde, kimi zaman da duygu dolu mektupların satır aralarında karşımıza çıkan bir iç yolculuk. Bu kitapta kendinizden mutlaka bir parça buluyorsunuz. Bazen özlemin içinde, bazen yalnızlığın kıyısında, bazen de hayatın telaşı arasında kaybolmuş duygularınızda... Yazar; farkındalık, kabulleniş, sevgi, mutluluk, sadakat, yalnızlık ve insan ilişkileri üzerine içtenlikle kaleme aldığı yazılarla okuru kendi dünyasına davet ediyor. Günümüzün bitmek bilmeyen koşuşturmacasında durup nefes almayı, kendimizi dinlemeyi ve hayatın küçük güzelliklerini fark etmeyi hatırlatıyor. Kitabın en sevdiğim yanlarından biri, sohbet eder gibi ilerleyen anlatımı oldu. Sanki yazar karşınıza geçmiş, bir fincan çay eşliğinde içini döküyor ve siz de onun en yakın sırdaşı oluyorsunuz. Özellikle günlük yaşamın içinde fark etmeden kaybettiğimiz sakinliğimizi, sürekli bir yerlere yetişmeye çalışırken unuttuğumuz dinlenme ihtiyacımızı anlatan bölümler oldukça etkileyiciydi. Kitap; kısa yazılarla başlayıp şiirlerle devam ediyor, ardından duygu yüklü mektuplarla son buluyor. Şiirlerde ise aşk, özlem, bağlılık, umut, yalnızlık ve içsel sorgulamalar ön plana çıkıyor. Sevilen bir insana duyulan derin sevgi, geçmişte kalmış aşklar ve insanı hayata bağlayan küçük umutlar satırlara yansıyor. Yazarın dili oldukça sade ve akıcı. Bazı sayfalarda yer alan görseller de kitaba ayrı bir güzellik katmış. Yarım kalmış cümleler, söylenemeyen duygular ve sessizliklerin arasına gizlenmiş hisler, kitabın ruhunu oluşturan en önemli unsurlardan biri. İçten, samimi ve duygulara dokunan kitapları seviyorsanız, Demli Keder'e mutlaka bir şans vermenizi öneririm.
Demli KederBeyhan Keskin · MKB Halk Kütüphanesi Yayınevi · 20262 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 184. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 15:46
Yazarın kaleminden okudugum beşinci ve en etkileyici kitaplardan biri oldu Kara kış beyaz düş..Bazı düşünceler tabu olarak kabul edilip indma hayatını nasıl karartırmış, bazı olayları saklamak nelere yol açarmış meger... Zeynep deniz subayı babasını tanıyamadan kaybetmiş. Yedi yaşında annesi tekrar evlenmiş. Onunda evlenmesindeki esas amaç, çevreye verdiği dul kadın imajını yok etmek .Belki de bu duyguyla Selim e o kadar tutkuyla bağlanıyor ki ,gözü hiçbir şeyi görmüyor. Selim kibir abidesi bir adam .Her şeye son noktayı o koymalı. Zeynep uzerinde de etkili .Onunla ilgili her şeye de o karar veriyor.Zeynep hukuk fakültesinde okurken Selim in itirafıyla neye uğradığını şaşırıyor ve hayatı bundan sonra cehenneme dönüyor. Onun Selime kendini kabul ettirme çabaları sapkın beyinli Selim tarafından baska türlü algılanıyor. Ona aşık oldugunu itiraf ediyor.Zeynep hem annesi üzülmesin diye , hem de annesinin ona inanma ihtimali düşük oldugu için bunu saklıyor ve sırtında bir yük oluyor bu gerçek hayatı boyu ..Çünkü Selim de utanma yok ,hatta Zeynep i suçluyor aşık ettigi için .. Annesinin beyin tümörüyle mücadelesi, Zeynep in okulu bitirmesi hakimlik sınavına girip evden uzaklaşmasına yardımcı oluyor . Erzurum Narman günleri başlıyor. O coğrafyanın soğuk,bembeyaz kaplı havası Zeynepin içini de üşütüyor. Sonra Yüzbaşı Güven giriyor hayatına. Ama ona yanaşamıyor travmasından dolayı .Ve Akgül, diger adıyla Karkız.Onun bastırdığı her duyguyu gözüne gözüne sokuyor sanki Akgül un hikayesi ... Rahatsız edici konularla dolu bir kitap ama bir yerlerde bunları yaşayan çocuklar var hala.Hatta belki en yakınınızda. Unutmayalım ki ensest en çok aile içinde gizleniyor , en çok da anneler tarafından...İşaretleri görmezden gelmeyelim .. Kara kışardan ,beyaz düşlere çıkacağımız günler
Kara Kış Beyaz DüşFatma Erdek · Ephesus Yayınları · 2026384 okunma
BÜYÜK KEHANETİN SONU: PERCY JACKSON VE SON OLİMPOSLU
Puan vermedi
"dünyada bir çocuğun 'perilere inanmıyorum' dediği her an, bir yerlerde bir peri düşüp ölür." demişti Peter Pan ... işte percy jackson serisi de benim için o mitolojik sihire inanmaktan asla vazgeçmeyen çocuk ruhumun en büyük, en güvenli sığınağı! en sevdiğim serinin bu olduğunu ve Son Olimposlu 'un kalbimde apayrı bir yeri olduğunu söyleyip duruyordum zaten, sonunda buraya upuzun, seriyi hiç bilmeyenlerin bile hemen gidip almasını sağlayacak dev bir inceleme yazmaya karar verdimmm mşfmsldmld önce size bu serinin aslında bize ne anlattığından, o muazzam dünyasından kısacası olayların başlangıcından bahsetmek istiyorum çünkü bu evren sadece bir fantastik kitap değil, resmen bir yaşam tarzı! hikayemiz, 12 yaşındaki disleksi ve hiperaktivite hastası percy jackson’ın aslında sıradan bir çocuk olmadığını, yunan deniz tanrısı poseidon’un oğlu, yani bir "melez" olduğunu öğrenmesiyle başlıyor. biz de onunla birlikte long island’daki melez kampı'yla tanışıyoruz. tanrılar ve ölümlülerin çocukları olan bu melezler, dünyayı canavarlardan korumak ve hayatta kalmak için burada eğitiliyorlar. seri boyunca percy, bilge athena'nın kızı annabeth ve bir satir olan en yakın dostu grover(kıvırcık) ile birlikte o olimpos tanrılarının bitmek bilmeyen sorunlarını çözmek için görevden göreve koşuyor. Şimşek Hırsızı 'yla başlayan macera, Canavarlar Denizi , Titan’ın Laneti ve Labirent Savaşı derken bizi adım adım o korkunç "büyük kehanet"e sürüklüyor. kehanete göre, üç büyük tanrının (zeus, poseidon, hades) melez çocuklarından biri 16 yaşına bastığında ya olimpos'u kurtaracak ya da tamamen yok edecek bir karar verecekti. işte serinin beşinci ve son kitabı olan Son Olimposlu (serinin devamı var ama işte bu serinin sonu gibi ), tam olarak bu 16 yaş sınırına geldiğimiz, zamanın bittiği ve o devasa savaşın patlak verdiği kitap! ve
İnceleme
Son OlimposluRick Riordan · Doğan Egmont Yayıncılık · 20195,3bin okunma
Yanlışlıkla korsan olmuş fincan meraklısı bir kız...
8/10
·448 syf.··
2026 27. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 17:44
Kitap arkası özeti okura hiçbir anlam ifade etmiyor gibi göründüğü için çok küçük konusuna değinmek istiyorum müsaadenizle (⁠人⁠ ⁠•͈⁠ᴗ⁠•͈⁠) Tress sıradan bir ailenin sıradan bir kızı ve dükün oğluna aşık. İşe bakın ki dükün oğlu da Tress'e aşık ve evlenme zamanı geldiğinde Tress'e ondan başka kimseyi istemediğini söyleyip taliplerini reddedeceğini belirtiyor. Bunu öğrenen dük ise oğlunu adadan uzaklaştırıp bir gemi yolculuğuna çıkarıyor ve dükün oğlu nam-ı diğer Charlie, hikayenin azılı düşmanı olan Efsuncu tarafından bir talihsizlik sonucu esir alınıyor. Haftalarca kendisinden haber alamayan Tress de gözünü karartıp Charlie'yi kurtarmak üzere denize açılıyor. Denize çıktığı ilk günde ise yanlışlıkla bir avuç avanak korsanın eline düşüyor ve sonrasında olanlar tam bir gırgır şamata anlayacağınız. Kısacası korsanlarla dolu bir hikayeye hoşgeldiniz! Tress dediğim sıradan bir kız fakat gün geçtikçe kendini daha çok aşıyor ve de sınırlarını keşfetmiş oluyor. Zekasıyla ve pratikliğiyle Tress bize, klasik çaresiz ve beyaz atlı prensini bekleyen, genelde de mucizelerle kurtulan kızların peri masalından ziyade nasıl gerçek bir hikaye oluşturulabileceğini kanıtlıyor aslında. Tabii yine de hikayede fantastik öğeler bulunmuyor değil (⁠◕⁠ᴗ⁠◕⁠✿⁠) Farkettiyseniz bu hikayede bir terslik var. Her zaman prensesi kurtaran bir prens olurdu ama bu sefer işler tam tersine dönmüş durumda. Yazar alışılmışın dışına çıkmayı planlamış bu hikayeyle ve çok da başarılı olmuş diyebilirim. Kitap standart boyutlardan bir tık daha büyük ve puntoları küçük ama kısa bölümleri sayesinde beni sevindirmeyi başardı açıkçası. Kitabın birkaç sayfasında illüstrasyonlar da mevcut ki böylelikle karakterleri ve ortamı daha iyi kavrayabilmemi sağladı. İlk defa bir hikayenin yavaş işleyişine rağmen sıkılmadım
1000Kitap
Zümrüt Denizli TressBrandon Sanderson · İthaki Yayınları · 2024178 okunma
Puan vermedi·250 syf.··
2026 23. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 21:00
#okudumbitti#essenilerinöğretileri 1947 yılında Kumran çölünde bir mağarada 2 bin yıllık İbranice, Aramice ve Yunanca el yazmaları bulunur. Bunlar “Ölü Deniz Yazmaları”dır. Bu yazmalarda Esseni topluluğunun yaşam biçimi, inanışları, günlük rutinleri aktarılmıştır. Essenîler M.Ö 2. ve M.S 1 yüzyılda yaşamıştır. Münzevi ,günlük ibadetlerini aksatmadan yaşayan ,sabah ayinleri yapan ve doğayla barışık yaşayan bir topluluktur. Vakitlerinin çoğunu eski yazılar,ilim,şifa, astronomi ve özel bilgi dallarını öğrenerek geçirmişlerdir. Ayrıca Essenileri için oldukça önemi olan Hayat Ağacı on dört pozitif gücü temsil etmekte yedisi semavi ve kozmik, yedisi de dünyasal veya gezegensel güçleri temsil etmekteydi. Hayat Ağacı’nın her bir kökü gücü ve kudreti temsil etmekteydi. Ağaç ile temsil edilen meleklerle irtibata kurmaktaydılar ve Melek lisanını biliyorlardı . Essenilerin her gün sabah ve akşam olmak üzere uyguladıkları “İrtibat Ayinleri” ile hem dünya, doğa ve kozmik enerjiyle birleşiyor hem de canlı fiziksel güç olarak ruhun tekamülü yolunda çalışmalar yapmışlardır. Essenîler için uyum,huzur (barış) demektir. Onlar için insan bedeni (fizik beden), bir duygu bedeni(astral beden), bir de düşünce bedeni (metal beden) olmak üzere üç beden olduğuna inanırlardı. Essenilere göre beden yüz binlerce yıldır tekamül eden faal bedende yaşam ve kozmosun bütün kanunları tezahür etmektedir. İnsanın üç rolü; Birincisi kişinin tekamülü, ikincisi yaşadığı gezegene karşı işlevi ve üçüncüsü de kozmosun bir birimi olarak amacını içermektedir. Essenilerin Yedi Kollu Barışı onların iç öğretilerinin özetini oluşturur. Beden ile Barışma, Zihin ile Barışma, Aile ile Barışma, İnsanlık ile Barışma, Kültür ile Barışma ,Dünyevi Ana’nın Krallığı ile Barışma, Semavi Baba’nın Krallığı ile
1000Kitap
Enok'tan Ölüdeniz Yazmaları'na Dek Essenilerin ÖğretileriEdmond Bordeaux Szekely · Hermes Yayınları · 20249 okunma