Allah neden kızımın kendini asacağı ipi cüzdanımdaki paralarla, kendi ellerimle aldırdı da çantamda taşıttı eve kadar ? Neden çantamdan çıkarttırdı benim ellerime o ipi… önce mutfak masasının üzerine koydurdu ? Sonra kapıdaki portmantonun kancasına astırttı… sonra yanına almayı unuttu diye üzerimde gecelik, elimde ip beni kızımın peşinden koşturttu… Neden ?
Yetmiş yedi yılda üç yüz yirmi bir tane şarkı öğrenmişim. Şimdi ben ölünce ne olacak onca şarkı kuzum ? Sen biliyor olmalısın, daha önce ölen çok insan görmüşsündür. İçlerinden şarkı çıktı mı hiç ölülerin doktorcuğum ? Bir ses, bir mırıltı, bir kıpırtı ? Dans gibi mesela ? O bile bir şeydir. Tam ölürken içimdeki şarkılardan birinin kıpırtısını hissetsem.
Eğer hiçbir amaç yoksa, eğer yaşam, sırf yaşamış olalım diye bize verilmiş bir şeyse yaşamanın gereği yoktur. Ve eğer öyleyse o zaman Schopenhauer’ler, Hartmann’lar, budistler son derece haklılar. Ama eğer yaşamanın bir amacı varsa, o zaman amaca ulaşıldığında yaşamın sona ermesi gerektiği de ortadadır.