Puan vermedi·360 syf.·
2026 14. kitabı
Hakan Günday ’ın Az romanı, güçlü anlatımı ve atmosfer kurma becerisiyle öne çıkan; buna karşılık tematik derinlik ve karakter inandırıcılığı açısından bazı soru işaretleri bırakan bir eser. Romanın en belirgin başarısı, okuru karakterlerin duygusal dünyasına çekebilmesi. Özellikle Derdâ’nın çocuk yaşta maruz kaldığı baskılar ve hayatının farklı dönemlerinde yaşadığı kırılmalar anlatılırken, okur karakterin çaresizliğini doğrudan hissedebiliyor. Ancak bu etkileyici anlatım, benim açımdan daha güçlü bir fikirsel altyapıyla desteklenmediği için beklentilerimi tam olarak karşılamadı. Romanın en güçlü yanı kesinlikle anlatımı. Yazar, karakterlerin yaşadığı duyguları ve içinde bulundukları atmosferi okuyucuya son derece başarılı bir şekilde aktarıyor. Örneğin karakterlerin yalnızlık, korku ve aidiyet arayışıyla yüzleştiği bölümlerde, mekân tasvirleri ve iç monologlar duygusal yoğunluğu artırıyor. Bazı sahnelerde yalnızca olayları okumuyor, onları adeta hissediyorsunuz. Bu yoğun duygu aktarımı, kitabın etkileyiciliğini belirleyen temel unsur haline geliyor. Bu anlatım gücü, romanın akıcılığıyla da destekleniyor. Dili temiz, süssüz ve gereksiz edebi gösterişlerden uzak. Kısa bölümlere ayrılmış olması okuma temposunu artırıyor ve kitabı daha erişilebilir hale getiriyor. Derdâ ve Derda’nın yollarının nasıl kesişeceğine dair merak duygusu sayfalar boyunca canlı tutuluyor; bu da romanın sürükleyiciliğini güçlendiriyor.Öte yandan, romanın zayıf bulduğum yönleri de var. Özellikle bazı karakterlerin aşırı saf, edilgen ya da yer yer mazoşist denebilecek davranışları bana inandırıcı gelmedi. Örneğin ağır travmalara rağmen bazı kararları sorgulamadan kabullenmeleri veya kendilerine zarar veren ilişkilere uzun süre direnç göstermemeleri, karakterlerin psikolojik tutarlılığı konusunda
AzHakan Günday · Doğan Kitap · 201926,9bin okunma
Az - Spo
7/10
·360 syf.··
2026 6. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 20:51
Hakan Günday'ın okuduğum 2. Kitabı Az ile karşınızdayım. ° Hakan Günday, karakterlerini bir yazar gibi değil de sanki kader gibi yönlendiriyor. Onlara merhamet etmiyor, onları korumuyor, hatta çoğu zaman en karanlık yolların tam ortasına bırakıyor. Fakat tam da bu yüzden karakterler gerçek görünüyor. Hayatın kendisi de kimseyi korumuyor çünkü. ° Okurken sık sık şunu fark ettim: Hayat bazen bizi olmak istediğimiz yere değil, olmak zorunda kaldığımız yere sürüklüyor. Kitaptaki karakterler de tam olarak bunu yaşıyor. Her biri bir şeylerin peşinden koşuyor gibi görünse de aslında geçmişlerinden, yalnızlıklarından ve içlerindeki boşluklardan kaçmaya çalışıyorlar. Beni en çok etkileyen şey, romandaki insanların kusursuz olmamasıydı. Hatalar yapıyorlar, yanlış kararlar veriyorlar, bazen kendilerine bile zarar veriyorlar. Ama tam da bu yüzden gerçek hissettiriyorlar. Çünkü gerçek hayatta da kimse bir roman kahramanı kadar temiz değil. Tabi ki kitabın benim için zorlama yerleri de olmadı değil, Derda ile Derdânın finalde ki o zora ki karşılaşması, Derdânın annesinin yazdığı notlardan Derda'yı bulması bilemiyorum bana çok klişe geldi. Şuan 2. Kitabını okumuş bulunmaktayım ama cidden Daha bir başkaydı benim için. Az benim için kusursuz bir kitap değildi. Yer yer ağırlaştığı ve insanı yorduğu bölümler oldu. Eğer insan ruhunun karanlık köşelerini kurcalayan, sıradan aşk hikâyelerinden uzak ve sarsıcı romanları seviyorsanız, Az uzun süre unutamayacağınız bir okuma deneyimi olabilir.
AzHakan Günday · Doğan Kitap · 201926,9bin okunma
Reklam
Bir Çocuğun Elinden Alınan Hayat
10/10
·360 syf.·
2026 77. kitabı
İnceleme yazıma başlamadan önce şunu söylemem gerekiyor: bu kitabı ✯Bellisperennis✯ ablanın paylaştığı alıntıları okuyunca ve onun yazdığı incelemeyi gördükten sonra direkt okuma listeme ekledim. İyi ki de eklemişim. Bu kitabı okumama vesile olduğu için kendisine teşekkür ederim. Şimdi gelin, bu benim için hiç kolay olmayan incelemeye başlayalım. Açıkçası nasıl başlayacağımı bilmiyorum çünkü kitap beni gerçekten paramparça etti. Hani bazı kitaplar vardır, bitirirsin etkilenirsin ama zamanla geçer… Az kesinlikle onlardan biri değil. Bitirdikten sonra bile içinden çıkamadığın, zihninde dönüp duran, seni rahat bırakmayan bir hikâye. Sayfaları çevirirken bile boğazım düğümlendi, bazı yerlerde gerçekten durup nefes almak zorunda kaldım. Derda’nın yaşadıkları o kadar ağır ki bazen “bu bir kurgu olabilir mi?” diye düşündüm ama sonra daha kötü bir gerçek geliyor aklına: bunun gerçek hayatta karşılığı var. 11 yaşındaki bir çocuğun okulda olması gerekirken evlendirilmesi, hayatının elinden alınması zaten başlı başına bir felaket. Ama bunu yapan kişinin bir anne olması… işte orada kelimeler yetmiyor. Bir anne nasıl böyle bir şey yapar? Nasıl kendi çocuğunu bir hayatın içine “gömebilir”? Bu soruyu kitap boyunca defalarca sordum ve her seferinde içimdeki öfke biraz daha büyüdü. Evlendikten sonra Derda’nın yaşadıkları ise bambaşka bir karanlık. Bezir’in ona yaşattıkları, bir çocuğun zihninin ve bedeninin kaldırabileceği şeyler değil. Okurken tüylerim diken diken oldu, bazen gerçekten okumaya devam edemedim. Çünkü artık sadece bir hikâye okumuyorsun; sanki o odadaymışsın, sanki o sessiz çığlıkların içindeymişsin gibi oluyor. Ve en kötüsü de hiçbir şey yapamamak hissi. Derda’nın her geçen gün biraz daha silinmesi, biraz daha kaybolması insanın içine oturuyor.
AzHakan Günday · Doğan Kitap · 201926,9bin okunma
10/10
·360 syf.··
2026 8. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 22:58
Hakan Günday’ın Az romanı, kadına yönelik şiddet, çocuk istismarı, pedofili, çocuk işçilik ve madde bağımlılığı gibi oldukça ağır toplumsal meseleleri merkeze alarak ilerleyen, okuru sürekli rahatsız eden ama aynı zamanda düşünmeye zorlayan bir eser. Günday’ın sert, karanlık ve sınırları zorlayan anlatımına aşinaydım. Ama “Az” bende farklı bir yer açtı. Aynı yazarın kaleminden çıkmasına rağmen daha derin, daha sakin ama çok daha içe işleyen bir etki bıraktığını söyleyebilirim. Bu yüzden kitabı ayrıca beğendiğimi de belirtmem gerekiyor. İlk bölümde Derdâ ile tanışıyoruz. Hikâye daha en başından bir çocuğun hayatının kendi elinden nasıl alındığını göstererek başlıyor. Henüz 11 yaşında olan Derdâ, bir olayın ardından ailesi tarafından yatılı okuldan alınıyor ve ardından bir tarikata veriliyor. Burada en çarpıcı nokta, bunun bir kurtuluş ya da koruma gibi sunulması ama aslında tamamen bir teslimiyet olması. Ailenin ekonomik ve psikolojik çıkmazlarıyla birlikte çocuk, kendi hayatına dair hiçbir söz hakkı olmadan evlilik ve tarikat düzeni içine sürükleniyor. Sonrasında Londra’ya uzanan bu yolculuk, onun için bir özgürlük değil; sadece farklı bir tür kapanış oluyor. İkinci bölümde ise Derda karakteriyle karşılaşıyoruz. Mezarlıkta büyüyen bir çocuk. Daha ilk anda bile normal bir çocukluk ihtimalinin ortadan kalktığı bir hayat. Babasının cezaevinde olması, annesinin ölümüyle birlikte tamamen yalnız kalması ve mezarlığı hem ev hem de yaşam alanı olarak benimsemesi, onun dünyasını tamamen farklı bir noktaya taşıyor. Derda’nın hayatı aslında yaşayanlarla değil, ölülerle kurulan bir düzen gibi ilerliyor. Bu da onun ruh halini giderek daha içe kapanık ve kopuk bir hale getiriyor. Derda’nın hayatındaki önemli kırılmalardan biri Tutunamayanlar ile karşılaşması. Bu karşılaşma
AzHakan Günday · Doğan Kitap · 201926,9bin okunma
Yeraltının Kuyusundaki Bir İnci
Puan vermedi·360 syf.··
2025 1. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2025 17:23
AZ, kapağını kapattıktan sonra bile günlerce zihninizin içinde o uğultulu kalabalığı yaşatan, insanı kendi konforlu alanından söküp alan bir roman. Bir okur olarak bu kitabı masaya yatırdığımda söyleyeceğim ilk şey şu olurdu: Bu roman, tezatlıkların muazzam felsefesidir. Hakan Günday, alfabenin ilk harfi A ile son harfi Z’yi alır ve aralarındaki o upuzun mesafeyi insan hayatının uçurumlarıyla doldurur. ​Eğer bu kitabın ruhunu ve özellikle o derin sızısı olan "Derda"ları anlatmam gerekirse, nereden başlayacağımı bilemesemde... ​ İki Hayat, Tek İsim: Derda ve Derda isimleri aynı, kaderleri ise birbirinden tamamen farklı iki Derda'nın hikayesidir. Günday bize daha ilk sayfada şu soruyu sorar; Bir isim, iki farklı bedende ne kadar ağırlaşabilir? ​Oğlan Derda: Şiddetin ve Arayışın Çırağı ​Mezarlıkta doğan, hayatı ölümün ve şiddetin gölgesinde öğrenen oğlan Derda... Onun hikayesi, insan ruhunun en karanlık dehlizlerinde hayatta kalma mücadelesidir. Suçun, acının ve yeraltının tam ortasında büyürken, aslında hep bir "anlam" ve "aidiyet" arar. Günday onun karakterinde, toplumun görmezden geldiği, dışladığı ve kirlettiği bir çocuğun nasıl bir canavara ya da nasıl bir dervişe dönüşebileceğinin sınırlarını zorlar. Oğlan Derda, adaletsiz bir dünyada kendi adaletini arayanların sessiz çığlığıdır. ​Kız Derda: ​Henüz on bir yaşındayken tarikat şeyhlerine satılan, çocukluğu ve geleceği elinden alınan kız Derda... Onun yaşadıkları, okurken insanın boğazında düğüm olan, sayfaları çevirirken parmakları sızlatan cinstendir. Ama Günday, kız Derda’yı sadece bir "kurban" olarak bırakmaz. O, uğradığı her türlü istismara, kapatıldığı o karanlık odalara rağmen içindeki o vahşi direniş ruhunu kaybetmeyen, küllerinden doğmaya çalışan bir ANKA'nın simgesidir. Kız Derda, acının insanı nasıl
AzHakan Günday · Doğan Kitap · 201926,9bin okunma
Yaşatılmayan Hayatlar
Puan vermedi·360 syf.··
2026 30. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 10:19
“Kurumlar arasındaki görünmeyen hiyerarşiler, alt–üst sınıfın mobbingi, tacizi, baskısı ve insanın insana kurduğu düzen… Derdâ, henüz 11 yaşında bir çocuk. Babası tarafından, Ubeydullah’ın (cemaat lideri) oğlu Bezir’e para karşılığında satılıyor. O andan sonra olaylar Türkiye’den İngiltere’ye uzanırken; sadece bir yolculuk değil, bir insanın içten içe silinişini okuyoruz. Bu kitap; bir çocuğun, bir insanın, bir kadının daha tam var olamadan ruhunun nasıl yorulduğunu, bedeninin nasıl kendi varlığından uzaklaştırıldığını anlatıyor. Sayfalar ilerledikçe insan, gördüklerinden çok göremediklerini düşünmeye başlıyor. Çünkü gerçek hayatın karanlığı çoğu zaman anlatılanlardan daha büyük. Din, güç, çıkar ve otorite; insanın elinde bazen koruyan değil yok eden araçlara dönüşebiliyor. Kitap da tam olarak bunu sorguluyor: Beyni olan ama vicdanını işine geldiği gibi kullanan insanların başka bir insanın hayatında açtığı geri dönüşsüz boşlukları… Her sayfası zihinde ayrı bir iz bırakıyor; bazı yerleri düşünce olarak, bazı yerleri duygu olarak uzun süre insanın içinde kalıyor.” -“Gördüklerimizden çok göremediklerimiz” Bir insanın yok olması her zaman ölmesiyle olmuyor. *Derdâ dışarıdan yok ediliyor. *Derda içeriden yok ediliyor. Birinin hayatını insanlar elinden alıyor; diğeri hayatta kalmak için kendinden parçalar veriyor. *Derdâ hayatta kalmak için susmayı öğreniyor; *Derda hayatta kalmak için düşünmeyi öğreniyor. ***İnsan kurtulmak için bazen kendinden vazgeçebiliyor. ***İnsan yaşadığı bütün şiddetten sonra hâlâ başka bir insana ulaşabilir mi?
Duygu ve Düşünce
AzHakan Günday · Doğan Kitap · 201926,9bin okunma
Reklam
Reklam