Senin öte berini çalmaya başladım; eldiven, mendil, firkete, ağızlık elime ne geçerse... Bu eşyânı kâh öpüp kokluyor kâh ısırıp dişliyordum. Atölyedeki şömineye atıp yaktığım, zevkle seyrine baktığım da oldu. Kısacası derdim şuydu: Benim olmanı istiyordum, öyle ki dış dünya artık senden bir şey alamasın. Senin güzel yüzünü kimse görmesin, halâvetli, vakarlı perdelerle dalgalanan sıcak sesini kimse işitmesin. Sen de kimseyi görme, muhayyilene bile benden başka şey girmesin. Geçmişin, geçmemiş olsun!
Bugün düşünüyorum ve anlıyorum: Ben, farkında olmayarak seni yok etmek, seni öldürmek istemiştim.