"Önceleri şiirleri pek sevmezdim. Şair adam boş adamdır derdim, şairlik boş insan mesleğidir. Öyleymiş. Bu adamların, kadınların içlerini boşaltıp sadece aşkı ve acıyı koymuşlar. Sadece aşkı ve acıyı. Yani şairlik hala boş insan mesleği. O kadar boş ki, acıdan başka bir şeye yer yok orada. Bomboş o yüzden. Bir acı bir de onun annesi aşk var."
Sayfa 368 - Dokuz Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Ben kendimden söz ediyordum. Gece burada tek başına bir adam düşün, işte ya kitap okuyor ya da bir şeyler düşünüp öylece oturuyor. Bazen düşüncelerini birine söylemek ister doğru mu yanlış mı diye ama kimsesi yoktur işte. Bir şey görünce bile onu gördüğünden tam emin olamaz gösterecek kimsesi olmadığından. Yanındakine dönüp 'Gördün mü sen de?' diye soramaz ki. Bilemez ne gördüğünü. Soracak kimsesi yoktur ki. Ben de burada bir şeyler gördüm. Sarhoş da değildim. Uyukluyor muydum onu bilmiyorum. Yanımda biri olsaydı, 'Uyukluyordun' derdi belki bana, ben de o zaman 'Tamam,' derdim kendi kendime 'Öyle bir şey görmemişim.' Ama şimdi hiç bilemiyorum görüp görmediğimi."
Sayfa 88·Kitabı okuyor
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
S. 391
Londra’ya ilk taşındığımda, kardeşlerim bana bir balık verdiler. Bir Tetra. Ona Ki- Ang adını verdim. Antik Sümerce‘de sevmek anlamına geliyor. Sevgi kelimesinin isim halini bilmiyordum, bu yüzden fiil oldu mecburen. Neyse Ki-Ang çok sevimliydi ama ben yalnız olduğunu düşündüm ve ona eşlik etmesi için başka bir balık aldım. Ve bir süre her şey yolunda gitti ve ikinci balık büyüdü ama bir sabah kontrol ettiğimde, akvaryumda sadece bir balık vardı. Sevgi yok olmuştu o ikinci balığa hiç izin vermemiştim ama şimdi verebilecek olsam minnettarlık derdim ona minnettarlık sevgiyi yutar.
Sayfa 391·Kitabı okudu
Kendi derdim için "en korkuncu" dedim. Çünkü başkalarının şikâyetini işitemediğimiz için kendi ıstırabımızı daima her ıstırabın fevkinde görürüz ki bu da ruhlar arasındaki "ebedî ayrılık"ın bir başka neticesidir.
Sayfa 183 - İnkılap·Kitabı okudu
Alıntı
SÂHESER - ŞAH ESER...
Salih Mirzabeyoğlu‘nun şiirlerini topladığı eseri… O’nun fikri gibi şiiri de kendine mahsus ve derindir. 1988 tarihli bir örnek: DEVR-İ DÂİM [*] Bu soğuk tırmalıyor uyuyan duyguları Sigaramın dumanı kardan adam çekici Geçit resminde biri çarçabuk deldi zarı Demir atmış gemiden firâr eden o genci Yükünden tanıyorum sırtındaydı mezârı Belli ayak izinden benim garîb gemici *** Daldım siyâh geceye gezdim suda âvâre Buz kesen derinlerde terledim devir devir Hırsızca süzülürken deliklerde bir fâre Fasıla nişânları ben talimde çilingir Ayazda ıslık oldum ufuktaydı hep çâre Fikir kesildi kadın gizli gizli misafir *** O öyle bir mevsim ki zehir zıkkımdı pekmez Ağlamak şimdi müşkül unutmak henüz erken Üstüm başım kan revân ne yan ne yön ne merkez Sen dön artık gemici düşmeyeyim titrerken Malûm şifâlar ağır oysa belâlar tez tez Derdim başımdan aşkın kapıyı çek giderken!
KAYAN YILDIZ SIRRI -Şâh Eser – Şâheser-I-, 17 Temmuz 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Deneme, İnceleme
Bayezid-i Bistamî, "Yolun başındayken dört şeyi yanlış biliyor-dum, sonunda doğrusunu öğrendim" der: 1. Yolun başında ben Hakk'a talibim zannederdim, sonunda anladım ki Hak bana talipmiş. 2. Yolun başında ben Hakk'ı zikrediyorum zannederdim, so-nunda anladım ki Hak beni zikrediyormuş. 3. Yolun başında benim için iyi olanı seçen yine benim zanne-derdim, sonunda anladım ki ben hep kötü olanı seçmişim, her defasında benim için iyi olanı seçen O'ymuş. 4. Yolun başında Hakk'a vâsıl olmayı isterdim, sonunda anla-dım ki daha yolun başındayken ben Hakk'a vâsıl imişim.