10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 49. kitabı
YALAN SÖYLEDİĞİNİ BİLİYORUM ~ DAPHNE BENEDIS- GRAB İçerik; Gizem & Macera Serinin 4. kitabı Dört ortaokul öğrencisi Çalınan bir çanta Şantaj, sırlar, korkular Özgüven eksikliği Dostluk, cesaret, dayanışma 12+ yaş için 205 sayfa Selam millet… Serinin bu üçüncü kitabını da büyük bir merakla okudum. Her kitapta aynı okula giden farklı dört öğrencinin başından geçen olayları okuyoruz. Ama en önemli konu serinin okul hayatında sorun yaşayan çocukların farklı sorunlarına değinmesi ve çözüm yollarını onlara metin aralarına sıkıştırarak vermesi. Bu sefer akran zorbalığını ve şantajı okuyoruz. Altıncı sınıf öğrencileri Maddie, Nora, Jack ve Henry bir sabah aniden müdürün odasında kendilerini bulurlar. Okul Aile Birliği başkanının kızı Sasha Saturay’in kilitli dolabı açılmış ve içinde bulunan tasarım çantası çalınmıştır. Kameralarda ise o saatler okula giriş yapan bu dört öğrenci görünüyordur. Üstelik Sasha derhal çantasını geri istediğini söyler yoksa hepsinin sırlarını okula ifşa etmekle tehdit eder. Fakat çocuklar masum olduklarını söylerler. Kendilerini açığa çıkarmak için bir kaç saatleri vardır. Normalde arkadaş olmayan bu dörtlü bu sorundan kurtulmak için başbaşa verecek ve çözüm yolunu bulacaklardır. Fakat nasıl? Kendilerine davranıldığı gibi davranarak mı, yoksa doğru davranış şekilini uygulayarak mı? Kötülüğü kötülükle karşılık vermek hem de o kadar kolay ve tatmin ediciyken… Oldukça merak uyandırıcı, çocukların empati kurarak okuyacakları, karakterlerle özdeşleşecekleri, eksik gördükleri yönlerinin aslında onların eskiği değil özelliği olduğunu kavrayacakları harika bir kitap bu. Hatta tüm seri için bunu söyleyebilirim. Serinin dördüncü ve son kitabı da yayınlandı. Tereddütsüz alıp çocuklarınıza okutabilirsiniz. Tavsiyemdir efendim Okuma listemin
Yalan Söylediğini BiliyorumDaphne Benedis-Grab · XLIBRIS · 20263 okunma
9/10
·212 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
Vermeyince Mabut rivayet olunur ki , sultan ikinci Mahmut, tebdil gezdiği bir ramazan gününde Üsküdar’da mücerret bir kunduracının boş örse çekiş vurarak her hamlede “Tıkandı da tıkandı” dediğine şahit olmuş. merak saikiyle içeri girip bunun sebebini sormuş. Adamcık anlatmış: - Bir gece rüyamda gördüm.Çeşmeler vardı bazılarından şarıl şarıl sular akıyor bazılarından sızıyor bir tanesi de şıp şıp damlıyordu. O sırada bir pir-i nurani belirdi. Ona bu çeşmeleri sordum. “Şu şarıl şarıl akanlar padişahımızın talihidir. Sızanlar devlet erkanından filanca paşaların ve falanca zenginlerin talihleridir. Şu damlayan da senin talihindir deyip kayboldu. Yerden bir çöp aldım ve benim talihim olan çeşmeye yaklaştım. Çöple biraz kurcalayıp lüleyi açmaya çalıştım. Ah, ellerim kırılsaydı! filvaki çöp kırıldı ve artık o eski damlalarda damlamaz oldu. O günden sonra müşterim kesildi kazancım bitti. İflas ettim bu hale geldim. Şimdi de talihimden şikayet ile “tıkandı da tıkandı” zikri ile boş örsü dövüyorum. Padişah kendini aşikar etmez ve saraya dönünce adamın söylediklerini tahkiki memur gönderir. Meğer adamcağız herkes tarafından “Tıkandı baba” diye tanınmakta ve nasipsizliği ile bilinmekteymiş. O kadar ki çeşmeden su doldurmaya gitse çekmeyi bir kurbağa tıkar bir mal almak için pazara uğrasa ona sıra gelmeden mal bitermiş. Sultan mübarek ramazan ayında garibi sevindirmek ister ve bir tepsi baklava yapılmasını her dilimin altına da bir sarı altın konulmasını emreder. Sonra, tepsiyi bir zengin konağından iftarlık geliyormuş gibi gönderir. Nasipsizlik bu ya; tıkandı baba bir tepsi baklavayı bir iftarda yiyip bitirmek yerine satıp parasıyla birkaç gün iftar etmeyi düşünerek tepsiyi pazara çıkarmış. Padişah durumu öğrenip üzülmüşse de niyetine sadakat ile aynı minval üzere ertesi gün nar
İki Dirhem Bir Çekirdekİskender Pala · Kapı Yayınları · 202017,8bin okunma
Reklam
Puan vermedi·159 syf.··
2026 11. kitabı
Ağlayarak okuduğum , çevremdeki herkese de okutmaya çalıştığım bir kitaptı. İnsanın ömrünü koca bir yalanla geçirdiğini bilmesi ne kötü bir duygu. Hele ki o yalanı telafi edecek zamanı ve imkanı yoksa... Zehra'nın doğru bildiği her şeyin yanlış olduğunu öğrendikten sonra sessizce oturup her şeyi kabullenmekten başka yapabileceği ne vardı ki ? Boynuna sıkı sıkı sarılacağı babası artık hayatta değildi. Bu kitaptan bu kadar çok etkilenmemin sebebi geç kalmışlık ve telafisi olmayan hatalara karşı olan tahammülsüzlüğümden kaynaklanıyor. İnsanın çaresiz kalması kadar kötü ve korkutucu az şey vardır bu dünyada. Bu sebepten dolayı bir şeylere geç kalmaktan çok korkarım. Hiçbir şeye geç kalmak istemiyorum. Telafisi olmayan yanlışlar yapmaktan da korkarım. Daha çok korktuğum şey ise değer verdiğim , gönülden sevdiğim kişinin bana karşı telafisi mümkün olmayan hatalar yapması. Kalbim affetmeye çok müsait. Çünkü zamanın acımasızlığını biliyorum. Hayat pireyi deve yapmak için çok kısa. Bu yüzden ufak ve konuşarak halledilebilecek sorunları derhal çözün. Aksi takdirde tüm sular durulunca ne kadar küçük şeyleri abarttığınızı , aslında konuşulsa her şeyin çözülebileceğini fark ettiğiniz vakit iş işten geçmiş olacak. Zamanın geri döndürülemezliğiyle yüzleşmezsiniz umarım.
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,6bin okunma
Musgrave Ritüeli // #kitapyorumu
8/10
·112 syf.··
2026 14. kitabı
Serinin son kitabını da bitirmiş olduk çok şükür. Sıralamayı rastgele yaptım ama kitaplar ilerledikçe daha gizemli ve keyifli maceralar okuduğumu fark ettim. Bu da bir tarih gizemi. Konusu itibarıyla şöyle ki Reginald Musgrave Holmes'in üniversite arkadaşıdır. Ancak mezun olduktan dört yıl sonraya kadar görüşemezler. Dört yıl sonra ise Holmes'in kapısını çalar ve polislerin dahi çözemediği bir vaka için ondan yardım ister. Yönetimi kendine kalan Hurlstone köşkünün en uzun süre orada olan çalışanı kâhya Brunton enerjik ve mükemmel karakterli adam ve tek kusuru kadınlara çok düşkün olması. Musgrave ile de karısı öldükten sonra birçok sorun yaşar. Evdeki ona aşık olan hizmetçi Rachel'in de kalbini kırmıştı. Günlerden bir gün ev sahibi Musgrave gece yarısı yatağından kalktığında ışığı açık olan kütüphanede Brunton'un özel aile belgelerini karıştırırken bulur ve derhal işten kovar. Gizlice incelediği belgenin bir tür aile gelenekleri olan Musgrave Ritüeli olduğunu öğrenir. Ancak Brunton uzun yıllardır bu evde çalıştığından diğer çalışanlara karşı işten ayrılma bahanesi için bir müddet zaman ister. Birkaç gün sonra Brunton hiç kimseye haber vermeden, yatağı bozulmadan ve çok sevdiği takım elbisesiyle terliği dışında hiçbir eşyasını yanına almadan ortadan kaybolur. Hiçbir iz dahi bulunamaz. Birkaç gün sonra ise hasta yatağındaki kâhyaya aşık ve kızgın olan hizmetçi kız Rachel de yanındaki bakıcısının uyumasını fırsat bilerek sabah ortadan kaybolur. İzler bir göl kenarında bıçak gibi kesilir ve Rachel'den hiçbir iz ve haber alınamaz. Sadece gölü araştıranlar bir çuval içinde eski paslı metaller, donuk renkli çakıllar ve cam parçaları bulurlar. Bu sebepledir ki Musgrave Holmes'tan yardım ister. O çuvalın göldeki işi nedir? Rachel ve Brunton'a ne olmuştur? Tüm bu gizemlerin
Sherlock Holmes: Musgrave RitüeliArthur Conan Doyle · The Çocuk Kitap · 2025421 okunma
Yaşam Dediğin Kısacık Bir Çizgi
9/10
·232 syf.·
2026 24. kitabı
Bu eseri mutlaka okumam için yakın bir arkadaşım tavsiye etti. Tavsiyeye icabet edip, derhal kitabı temin ettim ve okudum. Bu arkadaşımızla aramızdaki en büyük ortak nokta gurbette, ailelerimizden uzak bir memlekette çalışıyor olmamız. Kitabın baş kısımlarında genç bir teğmen olan Giovanni Drogo’nun Bastiani Kalesi’ne tayin olması ve derhal oradan şehre dönme arzusuna tanık oluyoruz. Ama bir türlü gidemiyor o kaleden. Adeta alışkanlıklarının esiri oluyor. Burada kendimle çok özdeşleştirdim karakteri. Zira ben de uzun yıllardır aynı kurumdayım ve bir türlü gidemiyoruz buradan. Aslında mesele sadece gitmek değil. Tüm bir yaşamı sorgulatıyor eser. Neden burdayız? Amacımız ne? Nereye varmak istiyoruz? Zaman gençlikte akmaz gibi geliyor ve fakat dönüp ardımıza baktığımızda yılların ne de çabuk geçtiğini hissediyoruz. Teğmen Drogo da bir ömür kuzeydeki Tatar Çölü’nü gözledi durdu. Eserdeki metaforik anlatım çok etkileyici. Özellikle sonlara doğru kendi hayatımı sorgulamaya itti beni. Sahiden nereye gidiyorum ben? Son olarak aklıma Cahit Sıtkı’nın bir dörtlüğü geldi: __Neylersin, ölüm herkesin başında. Uyudun, uyanamadın olacak. Kim bilir? Nerede, nasıl, kaç yaşında? Bir namazlık saltanatın olacak, Taht misali o musalla taşında__ Herkese keyifli okumalar…
Edebiyat
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 191. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 09:00
Usame bin Ladin'in ölümünü izleyen günlerde, dipsiz çoğaltım mekanizması işin içine girdi: Karşı-İkona'yı öne sürenlerle İkona'yı savunanların aynı yüz üzerinde birleşmeleri ürperticiydi. Sahteliği derhal vurgulanan "ölüm fotoğrafı" bir tür ara-yüz olarak okundu gene de: Bu olmasa bile buna yakın bir şey sözkonusuydu: Başında delik açılmış Deccal, internet üstünden yayılan bir kesik baş imgesi. Yerleşik görüntü olamayacaktı ama: Yaşarken çekilmiş fotoğraflan, gençlik yıllarından son yaydığı video kaydındaki haline, ağır basacaktı. Herkesin konumuna göre okuduğu, buna göre sıfatlar seçtiği binbir surat: Kahraman ve kalleş, hülyalı ya da kana susamış ifadeli, melek ve iblis, Dünya'yı ortasından yaran bir çehre: New York'luyla Afganı taban tabana zıt bakışaçısında buluşturan simge. 88 a - 0089 89/142
Hayata Dair
Geronimo'nun ÖlümüEnis Batur · Sel Yayıncılık · 201217 okunma
Reklam
Reklam